Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 14 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yönetici sevgi kazanamasa da nefretten kaçınmalıdır...

Patron/yönetici işyerinde başarılı olmak için sevgi mi yoksa korku mu yaratmalıdır? Disiplin arayışında korku yaratmaya çalışan patron/yönetici, korkunun nefrete dönüşmesini nasıl önleyebilir?

GÜNGÖR URAS // İŞ ETİĞİ
guras@milliyet.com.tr

Patron/yönetici işyerinde başarılı olmak için sevgi mi yoksa korku mu yaratmalıdır? Disiplin arayışında korku yaratmaya çalışan patron/yönetici, korkunun nefrete dönüşmesini nasıl önleyebilir?
Bu yazının altında Machiavelli'nin Il Principe (Hükümdar/Prens) isimli eserinden alıntılar bulacaksınız. Machiavelli'nin 550 yıl önce yazdıkları bugün de iş ilişkileri bakımından önemini koruyor.
İşyerlerinde patron/yönetici acaba iş etiği bakımından çalışanlar anasıl yaklaşmalıdır? Sevgi mi, yoksa korku mu esastır?
Aile işletmelerinde çok kullanılan (uygulanmasa da dilden düşürülmeyen) işyerinde çalışanların bir aile oluşturduğudur. Patron/yönetici çalışanlara hak tanımasa da "aile" şemsiyesi çok sorunun üzerini örter.
İşletmeler kurumsallaştıkça tepedeki patronun/yöneticinin tavrı, kademe kademe aşağıya kadar iner. Sevgiyi veya korkuyu esas almış ise daha alt kademelerdeki yöneticiler de aynı davranışı benimser.
Günümüzde işletmelerde patronların/yöneticilerin tercihi sevgiden çok korku yaratmaktır. Günümüzün ekonomik ve sosyal yartları da patronları/yöneticileri bu yola itmektedir. Türkiye'de iş imkânlarının sınırlı olması, istihdam sorunu, çalışanların genelde işini kaybetme korkusu ile yaşamalarına neden olmaktadır. İşte bu tabloda acaba patron/yönetici çalışanlar üzerindeki korku baskısını ne kadar ileri götürecektir?
Acaba çalışanlardaki korku nefrete dönüşür ise, işletme nasıl başarılı biçimde yönetilebilecektir? Korku nedeniyle görüş ve düşüncelerini açıklayamayan, hislerini gizleyen çalışanların nefret ile iş yaptıkları bir işyerinde başarı imkânı olabilir mi?
İş etiği bakımından çalışanın nefret ettiği bir patronun/yöneticinin yanında çalışmaması beklenir. Fakat tekrarda yarar vardır ki ekonomik ve sosyal şartlar kötü ise, istihdam sorunu var ise, çalışan nefret ede ede patronun/yöneticinin yanında, nefret ettiği işletmede çalışacaktır.
Bir başka tehlhike, çalışanı ile ilişkisini korku üzerine kuran patronun/yöneticinin çalışanın nefretini anlayamama tehlikesidir.
Bunun için Machiavelli'nin nasihatını tekrarlayalım: "Akıllı bir patronun/yöneticinin yapması gereken sadece nefret uyandırmaktan kaçınmaktır."
Machiavelli "Il Principe"de yöneticilere nasilat veriyor: "Bir prens (hükümdar/önder) için halkı üzerinde korku yerine sevgi uyandırmak mı, yoksa sevgi yerine korku yaratmak mı daha iyidir sorusuna gelince, belki her ikisini de istememiz gerektiği cevabı verilebilir.
Ancak sevgi ve korku bir insanın kişiliğinde nadiren birleşeceği için birini seçmemiz gerekirse, korkutmak sevilmekten daha güvenlidir. Çünkü insanlar genellikle nankör, riyakâr, kaypak, sadakatsiz (yalancı/üçkâğıtçı) korkak ve açgözlü oldukları için; onlara ihtiyacı yokken, sizin için canlarını feda etmeye hazır olduklarını söylerler, ama onlara ihtiyaç yaklaştığında sizin aleyhinize dönerler.
Bu nedenle, sadece insanların sözlerine güvenerek, diğer tedbirleri gözardı eden bir prens mahvolur. Çünkü, büyüklük veya düşünce asaleti dışında, parayla da dostluklar kazanılabilir ama bu emin bir yol değildir ve ihtiyaç anında buna güvenilemez.
Üstelik insanlar sevdiklerini kızdırmamaya kendilerini korkutana göre daha az özen gösterirler. Çünkü sevgi yükümlülük bağıyla korunur ve insanlar ahlaktan yoksun (onursuz) oldukları ve sevdikleri kişiye karşı çıkmak konusunda daha az vicdan azabı duydukları için; bu bağ, kişisel çıkarların söz konusu olduğu her fırsatta kopar. Ancak korku, asla yanılmayan (başarısızlığa uğramayan) bir ceza tehdidi sayesinde sizi korur.
Yine de bir prens korku uyandırırken öyle davranmalıdır ki, sevgi kazanmasa bile nefretten kaçınabilsin. Çünkü korku yaratarak iktidar sürdürülebilir ama nefret edilerek sürdürülemez.
Ancak hepsinden önemlisi, ellerini diğerlerinin mallarından uzak tutmalıdır. Çünkü insanlar babalarının ölümünü miraslarının kaybından daha çabuk unuturlar.
Bir prensin yanında ordusu ve emrinde pek çok asker olduğunda, namının zalim olarak duyulmasını dikkate almmaması gerekir. Çünkü bu nam olmaksızın ordusunu asla bir arada ve göreve hazır şekilde tutamayacaktır.
Korkulmak veya sevilmek sorusuna geri dönecek olarsak, vardığım sonuç odur ki; başkalarının değil prensin kendi kontrolü altında olacak ve kendi arzularına göre sevip prensin arzularına göre korkacak insanlar arasında, akıllı bir prensin yapması gereken sadece nefret uyandırmaktan kaçınmaktır."


Machiavelli
Niccolo Machiavelli, 3 Mayıs 1469'da Floransa'da doğdu. 1494'ten itibaren siyasette görevler almaya başladı. 1502'de Romagna'da Cesare Borgia'ya temsilci olarak gönderildi ve Cesare Borgia'nın öldürülmesine kadar geçen olaylara şahit oldu. Machiavelli'nin siyasi felsefesi geniş çapta bu olaylardan etkilenmiştir. Daha sonraki yıllarda Floransa'ya döndü ve iktidar değişikliklerine paralel olarak kâh görevinden azledilip hapse atıldı, kâh Floransa hükümdarı Medici'lere danışmanlık yaptı. 20 Haziran 1527'de öldü.






BUSINESS
 İmaj imparatorluğunun mütevazı patronu
 EDİTÖRDEN
 Tarlalar hasta olunca patates pahalandı
 Şehirleri 'kişiliğine göre' boyayacak
 Proton döndü, ilk iş Jet Fadıl'ın yarattığı kötü imajı silmek
 Karadeniz'in çevresindeki 12 ülkeyi birleştiren örgüt
 Yönetici sevgi kazanamasa da nefretten kaçınmalıdır...
 Site yöneticisi ile personele ödenen ücret vergiye tabi mi?
 'Köşger Hamza'nın dersinden Cabani markasını çıkardı
 Türkiye, ihmalinin bedelini ödüyor
 Gülben ve Hülya'nın selülitlerine doyamıyoruz
 Avrupalıların evine Türk Hamamı sokacak
 Maraton
 Olimpiyatlara güvenlik masrafı da eklenecek
 Euroya tepkiler devam ediyor
 HARİRİ HANEDANLIĞI
 Ünlü markalar satılıyor





© 2005 Milliyet