Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 14 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önyargılarımız

Satır Arası / Deniz Sipahi

Etrafıma bakıyorum, çoğu insan mutsuz. Mutlu olma gayreti de görmüyorum.
Her şeye tersinden bakmak, güne negatif başlamak da ayrı bir beceri olsa gerek.
Şu önyargılarımızdan kurtulabilsek, hayata bir başka açıdan bakabilsek...
Size bir öykü anlatmak istiyorum.
* * *

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken elindeki metinden şu satırları okuyor:
Ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor.
Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.
Zaman, yer ya da kişi kavramı yok.
Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.
Son 6 aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor, ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.
Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.
Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.
Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.
Yürümüyor.
Uykusu sürekli düzensiz.
Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor.
Zaman zaman mutlu ve sevecen, ama bazen ortada bir neden yokken sinirleniyor.
Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.
Bu satırlarından ardından Ruskin, öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar.
Öğrenciler bunu yapmayacaklarını söylerler.
Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar.
Daha sonra Ruskin, hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar.
Fotoğraftaki hasta, doktorun 6 aylık kızıdır.
* * *

6 aylık bebeğin bakımı da en az yaşlı, bakıma muhtaç bir insan kadar zordur.
Konuşamaz, derdini anlatamaz, her zaman için sizin yardımınıza ihtiyacı vardır.
Hikayede olduğu gibi öğrencilerin tutumu ayrı, Ruskin'in ise apayrı...
Ama öylesine birbirinden farklı ki...
Elimde bir sihirli değnek olsa işe önce önyargıları kaldırarak başlarım, kaldırır ve insanların olaylar karşısındaki tutumlarını izlerdim.
Çünkü biliyorum ki, çoğu zaman önyargılar insana adım attırmaz, sokağa bile çıkartmaz.
Bir kalıp içinde gelip gideriz.
Boşa giden hayatlar, boşa harcanan zamanlar...
Şimdi, "Nereden çıktı bu önyargı" diyebilirsiniz.
Son aylarda İzmir'de, Türkiye'nin birçok yerinde sivil toplum örgütlerini yönetenler, derneklerin başında olanlar öylesine garip, çelişkili açıklamalar yapıyorlar ki...
Önyargılarının esiri olmuşlar ve bir türlü patinaj yapmaktan kurtulamıyorlar.
Galiba insanın önce kendini yönetmesi gerekir. Kabul edelim ki; kararlarımızı alırken geçmiş deneyimlerimiz, önyargılarımız, sezgilerimiz, eğitimimiz gibi pek çok unsur etki ediyor. Üzülerek görüyorum ki; ülkemizde şikayet etmek ve şüpheci olmak tipik ve toplumun geneline yayılan bir ruh hali haline geldi.
Etrafımızdaki bu insanların sayısının arttığına dikkat çekiyor ve şu tavsiyede bulunuyorum.
Ruskin'in hikayesini unutma...
Ve başkalarından önce kendinizi yönetmeyi öğrenin...

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Kediler bizi eğitiyor
Emeklilik hakkında her şey
Çeşme'deki trafik levhaları hatalı
Önyargılarımız





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet