|
 |
|
|
Beşiktaş'ın sorunu
Ne Beşiktaş yönetimi, ne de Rıza Hoca müsade ediyorlar "ayrı tellerden çaldıkları" iddialarına. Anında açıklama geliyor iki taraftan:
"Transferlerimize hocamız karar vermiştir"
"Yönetimle hiçbir fikir ayrılığım olmamıştır".
Peki bu ihtiyaç nereden kaynaklanıyor?
Rivayete göre, "muhalefet" çok sıkı çalışıyor...
Beşiktaş muhalefeti, Demirören iktidarının yakındığı kadar güçlü mü gerçekten?
Yoksa, Yönetim yeteri kadar güçlü mü değil?
Evet... Beşiktaş'ta sezondan önce başlayan yönetim - muhalefet maçlarının arkasında, henüz oturmamış ve ustalık devresini yakalayamamış bir yönetimin sancıları var bence.
Sakın yanlış anlamayın... "İyi transfer yapamadılar", "yeterli kaynak yaratamadılar" türünden kıraathane eleştirisi değil söylediğim.
Ambianstan bahsediyorum.
Tenefüs edilen havadaki oksijen miktarından.
Yöneticilerin gündemdeki olaylar karşısında duruşlarından.
Hatta her eleştiriyi çok büyük bir telaşla cevaplamaya çalışmalarından.
Bir de Beşiktaş'taki muhalefete -belki de hak etmediği kadar- paye kazandırmalarından.
İcra makamındaki insanlar, sürekli engel olanlardan şikayetçiyken insanın aklına gelmiyor mu; "acaba muhalefette bu kadar güçlü olanlar iktidara geçse neler katarlar Beşiktaş'a" diye. Sonuç olarak muhalefet dediğiniz de Beşiktaş aşığı insanlar.
Öyle değil mi?..
Mesela, "havuz sorunu"nu Fenerbahçe başkanına "ihale" eder miydi acaba sayın Fikret Orman?
Bu soru bile, henüz "usta"laşmadığını gösteriyor Yönetim'in.
Başka sorular da var, lakin sorulması bile yönetimin altını oymak anlamına geleceği için bize yakışmıyor.
En kısa sürede muhalefet fobisinden kurtulması lazım Beşiktaş Yönetimi'nin. Her uyduruk haberde Rıza Hoca'ya basın toplantısı yaptırmaması lazım. Kendine güvenmesi, bu güveni pramitin tepesinden eteklerine kadar indirmesi lazım. Güven denilen duygunun lafla sınırlı kalmaması lazım.
Yerli hocayla çalışmanın avantajları ikide bir haber yalanlamak değildir. Hoca ve yönetim dik durdukça yalan haberlerin arkası kesilir.
Olimpiyatı alırız ama...
2016 Olimpiyatlarına da adaymışız!..
Aksi düşünülebilir mi?.. Bu adaylık meselesi tıpkı "Kıbrıs sorunu", "Avrupa Birliği hedefi" gibi bir Devlet Politikası haline geldi.
Ama "inat" bize yaramıyor. Dünya koşulları aleyhimize gelişiyor. Kıbrısla vedalaşma zamanı yaklaşırken, biz girene kadar Avrupa Birliği dağılacağa benziyor...
Korkarım, "tam alacakken" Olimpiyatların başına da bir şey gelmesin.
Düğün
Kızının mürüvvetini gören Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ı kutlarım. Gidenler anlattı çok şık bir düğün olmuş.
Medyaya "mikrop" muamelesi yapılıp saygıdeğer davetlilerin korumaya alındığı Çırağan Sarayı'ndaki düğünde, futbolumuzun en büyük sorunu "Havuz" da çözüm bulmuş gazete manşetlerine göre.
Eh davetliler sorunun taraflarıysa çok doğal.
Baba filmindeki gibi.
Canaydın'a açık mektup
Sayın başkanım,
Antalya'da tatildeyim. Burada mesleğimi öğrenen hemen herkesin sorduğu "ne olacak Galatasaray'ın hali" sualine klişe yanıtımı vermeyi inatla sürdürüyorum:
"Başkan Canaydın olmasaydı, aslında çoktan iflas etmiş Galatasaray kepenkleri indirirdi. Varlığını ve sağlığını riske ederek kulübü bataktan kurtarmaya çalışan başkana sadece Galatasaraylıların değil tüm sporseverlerin yardımcı olması gerek.
Mesela ben kamu malı arazilerin popülist politikalarla kulüplere peşkeş çekilmesine karşı olduğum halde Seyrantepe muhalefetimi askıya aldım. Galatasaraylı olmaktan gurur duyanlar başkanı eleştirirken, Galatasaraylı bile olmayan ben, sayın başkanın haline üzülüyorum.
Yetmezmiş gibi şansı da yok. Şu Ribery meselesi başka nasıl izah edilebilir ki?.. Gemiyi terk edenlere futbolcular da eklenince zorluk ikiye katlanıyor. Galatasaray destek bekliyor"!..
* * *
Soğukkanlı bir şekilde, aynen böyle açıklıyorum durumu...
Lakin kimseyi ikna edemediğimi gözlerinden anlıyorum. Arada sırada "Canaydın akrabanız mı" diye soranlar da çıkıyor!..
Bazıları Seyrantepe'de kooperatif evlerine yazılacağımdan şüpheleniyor. İnandırıcılığımı yitiriyorum. Mecalim kalmadı sayın başkanım...
Bu arada santrforunuz "vaaz" veriyor susuyorsunuz.
Yıldızınız kaçıyor susuyorsunuz.
Kaleciniz saklambaç oynuyor susuyorsunuz.
Yeni transfer yapılıyor, yine susuyorsunuz!..
"Sustukça sıra size de gelecek" diye endişeleniyorum.
Ya sizi savunabilmem için bana "bağlantısı yapılmış bir kredi", "uluslararası bir stad projesi", "kenetlenmiş bir taraftar", "bomba gibi bir transfer" türünden yeni kozlar yaratın, ya da pes etmek üzereyim.
Durumu kurtarmaya Gerets'in purosu yetmiyor başkanım.
Selamlar,
Size inanan Ercan.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|