
|
|
|
 |
|
|
Oryantalizme yön verenler
"17. Yüzyıl Avrupa'sında Türk İmajı" sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nin yenilenen galeri binasında sanatseverlerle buluşuyor
Ayşegül Sönmez
Vurberk Şatosu Herberstein Kontesi Christine Crescentia, şatosunu dekore etmek için çok sayıda resim siparişinde bulunur. Kontes, şatosunun duvarlarında mutlaka Osmanlı'ya ilişkin bir şeyler görmek ister. 17. yüzyılın ikinci yarısı, Türkler, tıpkı 19. yüzyılın başındaki Japonlar gibi Avrupa için yeni bir egzotizm kaynağı haline gelirler. Erken oryantalizmin yavaş yavaş kendini belli etmeye başladığı bu dönemde, Viyana kapılarına dayanan bu bıyıklı, kaftanlı, hilatlı adamların ve kadınlarının kültürel tüm alışkanlıkları Avrupalı elit kesim tarafından incelenecek ve bir moda gibi algılanacaktır.
Bu yüzden kontes Christine, tıpkı ünlü ressam Monet'nin karısının Japon kimonoları giyip parti vermesi gibi, şatosunda Osmanlı kadın tasvirleri görmeyi arzular. Acem, Rum, Yahudi, Ermeni, Tatar kadınlarından oluşan çok kimlikli harem, Avrupalının "Doğu"lu kadın imgesine duyduğu iştahı açmaktadır. Kontesin isteği üzerine George De Chapelle'in gravürlerinden yola çıkılarak büyük boyutta yağlıboya tablolar gerçekleştirilir.
2 kere üretilmiş 'gerçek'
Tıpkı kontes Christine gibi baron Siegmund da Viyanalı bir ressama portre siparişinde bulunur. Baron, Avusturyalı ressamdan, kendisini Osmanlı kaftanı içinde resmetmesini ister. 1541'de ona Budin'de hediye edilmiş kaftanını giydiği gibi ressamın, bir anlamda dönemin fotoğrafçısının "objektifinin", yani tuvalinin karşısına geçer. Baron Siegmund'un bu portresi için Avusturyalı ressama, 1560 yılında Viyana'da basılan "Gratae Posteritati" adlı biyografideki gravür kaynaklık eder. Gravürler, ressam için fotoğraftır. Ressam, gravürdeki objektif gerçek'ten hareketle Doğu dünyasını yansıtmaya çalışacak ve böylece doğu 2 kere üretilmiş bir "gerçek"le "yazı"lacaktır.
Sergide yer alan "At Sırtındaki Türk Kadını" resmi, 1682 tarihli. Yine George De la Chapelle'in bir gravüründen yola çıkılarak resmedilmiş. Türk kadını, yarım bindiği atın yuvarlak hatlarına uyumlu bedeni, küçük pembe beyaz ellerinin yakaladığı şemsiyesi, büstiyerinin sıkıştırdığı göğüs dekoltesi ve minnacık ayaklarıyla Doğu'nun bereketli kentlerini sırtına alıp izleyiciye bakıyor.
"Komedyen Türk/Çingene Müslüman" adlı bir başka resimdeki kadın, bu kez küçük çıplak ayaklarıyla adeta tropikal bir ada bahçesi gibi tasvir edilen çiçekli toprağa basıyor. Buradaki komedyen Türk kadını, Doğu'nun bereketinin bir parçası ve aynı zamanda sembolü.
Bu resimleri "Rakseden Kadın" ve Doğulu birkaç kadının portresi takip ediyor.
"17. Yüzyıl Avrupa'sında Türk İmajı" başlıklı sergi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nin daha önce gerçekleştirdiği "Floransa Saraylarında Osmanlı Görkemi" sergisinde olduğu gibi, Osmanlı-Avrupa ilişkilerini, siyasi olayların sanata yansıyan izdüşümünü irdelemeyi amaçlıyor. Ve aynı zamanda oryantalizmin doğuş anına da tanıklık etmemizi sağlıyor. Erken oryantalizmin o "yarı belgeci", "yarı hayali" dönemine ayna tutuyor. Daha sonra sadece "hayali" olacak "öteki" imgesinin nasıl ve hangi şartlarda yaratıldığını belgeliyor.
Batılı duyguların özeti
Öte yandan sergi, İtalyan ekolü ressamları tarafından resmedilen "Osmanlıların Yürüyüşü", "Pera Sarayı'ndan Saray-i Hümayun'a Bakış" ve "Harmanlı'daki Han" gibi resimlerle o günden bugüne şekillenen "Türk imajı"na dair siyasi önyargı, imrenme ve endişeyle karışık Batılı duyguların bir özetini veriyor. Bugün bu sergi aracılığıyla, 16. yüzyıldan beri Avrupa'ya "Mamma i turchi/Annecim Türkler" dedirten Türk'e dair Avrupa'nın hem merak, hem hayranlık, hem de korku içeren ilk duygularının hâlâ ne kadar sıcak ve geçerli olduğunu bir kez daha görüyoruz.
|
|
|

|
|