|
Barmenler, kuaförler, kuyumcular, ev yardımcıları...
Mümkün olsa da, 13-14 milyon aileden oluşan Türkiye'de; tüm ailelerin iç yapıları ekranlara yansıtılabilseydi; politikacı tatavalarından çok ayrı, bambaşka dünyalar çıkardı ortaya.
Eskilerin "zarf" ve "mazruf-zarfın içi" diye ayırdıkları, "dış görüntü" ile "içerik" değerlendirmesinde; "içerik"e bakıldığında her ülkenin en önemli gizli zembereği olarak "kadınlar" dikilir karşımıza...
Türkiye'de de çocuk, genç, yaşlı 35 milyonu aşkın kadın yaşıyor; "gelişmekte olmak"tan, bir türlü "gelişmişlik"e atlanamayışın yüzlerce yıllık topallığını kuşak kuşak sürdürüp giden kadınlar...
***
Çocuklar 3-7 yaş arasında, anne ağırlıklı ev ortamlarında öylesine bir mayalanırlar ki...
Asıl "eğitim", ev ortamlarındaki bu mayalanmaların kimyasıdır gerçekte... Bir ömür boyu sürer bu kimyanın etkisi...
Okullar, fakülteler "öğrenim" kurumlarıdır. 3-7 yaş arasında ev ortamlarında biçimlenen mayalanmaların üst donanımlarını oluştururlar sadece. Çocukluğun içinde serpildiği görünmez "eğitim"in, temeldeki kimyasını, tümden değiştiremezler.
Annelerinin dayak yediği evlerden, karılarına dayak atan kocalar yetişir fakülte mezunu olsalar da...
***
Burjuva taklitçiliğinin yaygınlaşmakta olduğu bir dönemin içindeyiz. Dışsatımlar ne kadar artarsa atsın, dışalımların daha da çok artması ve aradaki açının 20 milyar dolara doğru şahlanması, bir bakıma kentleşme çabalarındaki yaygınlaşmayı da göstermede...
Ve kentleşme şıkıdımlığının görünmez zembereği de, yine kadınlar...
***
Özellikle içkili gece lokallerinde, barmenlere sormak gerekir kadınlarla genç kızlara ait gözlemlerini... Neler ve neler bilir o barmenler ah...
Her gelişte kocasıyla tartışma çıkaranlar...
Kocası iş gezisindeyken, tek başına gelip bol bol kafa çeken; bazen de tanıdıklarıyla dansa kalkanlar...
Hemen her akşam aynı erkek arkadaşıyla gelen genç kızlar...
Erkek arkadaşıyla bozuştuktan sonra bir süre görünmeyen ve sonra başka bir erkek arkadaşla gelen genç kızlar...
Türkiye'de içkili gece lokallerine giden kadın ve genç kız oranı; nüfusun yüzde değil, binde kaçını oluşturmakta; incelenmiş görünmüyor.
***
Kentli kadın kesimi hakkında kuaförlerin; özellikle de, manikür-pedikür yapan kadın emekçilerin bildikleri ise, çok daha başka boyutlardadır.
Kimler, öğleden sonrayı nasıl geçiriyor?..
Kimler, ne nafaka istiyor boşanmak için?..
Kimler, ikinci kez evlenmek üzere?..
Kimlerin, başı dertte kayınvalideleriyle?..
Kimler, düşkün mü düşkün, süslerine?..
Kimler, sadece bir davete giderken hazırlanıyor?..
***
Ya kuyumcular...
Nasıl da kibar, nasıl da her türlü kararsızlığa karşı tahammüllüdürler..
- Şu yakut yüzüğü de versenize...
- ...
- Yok yok şu zümrüt daha iyi...
- ...
- Şu pırlanta kolye kaça?
- ...
- Bir de şu elmas bileziğe bakayım...
- ...
- Neyse, ben sonra yine uğrarım...
Onlar da iyi bilirler kimlerin borçlu, kimlerin kaprisli, kimlerin pek havalı ve para yiyici olduklarını...
***
Bir de ev hizmetlerine gidenlere anlattırmalı hanımlar dünyasını.
Evine, mutfağına, misafirlerine titiz mi titiz olanlar...
Eviyle, yasak savarcasına ilgilenenler...
Eve meve boş verenler...
Durmadan telefonla konuşanlar...
Sürekli çocuklarıyla didişenler...
Evde ne var, ne yok hiç ilgilenmeyenler...
Hizmetçi haşlamayı âdet haline getirmişler...
Sabahtan akşama, yemek yapmakla uğraşanlar...
Bir yumurta kırmayı bile beceremeyenler...
***
Türkiye'de kadınların yüzde 80'e yakını; ne bir lokantaya, ne bir tiyatroya gitmiş durumda...
Buna karşın cep telefonu, buzdolabı, televizyon kullanımı artmakta...
Birçoğu yolsuz, okulsuz, sağlık ocaksız 32 bin köy var Türkiye'de...
20 bin de köy bile olamamış 15-20 evli mezra...
450 bin erkek erkeğe kahvesi...
***
TV programlarında politikacılar, emekli diplomatlar, emekli militerler ve çeşitli yorumcular arasında; biraz da barmenler, güzellik salonu emekçileri, kuyumcular ve ev hizmetçileriyle konuşulsa...
"Zarf"la "mazruf" kim bilir daha ne kadar ayrışır ve saydamlaşırdı...
Hele hele bir de politikacılar, emekli diplomatlar, emekli militer ve çeşit çeşit yorumcular; 3-7 yaş arasında yetiştikleri ev ortamlarını anlatsalardı...
Kentleşme çabaları, küçücük çocukken edinilen "ev kültürü"nden yoksun olduğunda; beyaz eşya, iletişim ve taşıt olanakları yaygınlaşsa da; her zaman bir güvence özlemi çeken kadınların, mutluluğu yaygınlaşmaz ve insan malzemesindeki kalite eksikliği, kolay kolay giderilmez.
***
Enseyi karartmayın...
"Mazruf" merak edildiği ölçüde, üstesinden gelinir her türlü topallığın...
O nedenle de, "imaj"ı bozan yazı adamlarına kızmamak gerekir...
20 ciltlik bir kitap rafından bile yoksun evlerden yetişmiş olanlar; ne yazık ki hiçbir zaman anlayamadılar bunu...
c.altan@prizma.net.tr
|
|