|
Cinayet!
Diyarbakır'da bir cinayet işlendi bu yakınlarda. Birçok bakımdan ilginç bir cinayet! Üstelik faili de pek meçhul değil. Cinayetin PKK tarafından işlendiğine dair genel bir mutabakat dikkati çekiyor.
Öldürülen, Hikmet Fidan.
HADEP'in eski genel başkan yardımcısı.
Kırklı yaşlarındaydı.
Kürt siyasetiyle PKK'da çok iyi bilinen bir isimdi. Belki daha önemlisi, Hikmet Fidan'ın kitle üzerinde çok etkili bir kişi olmasıydı. Gittiği yerlerde dobra dobra konuştuğu, PKK politikalarını açık bir dille eleştirdiği ve toplulukları etkilediği biliniyordu.
Üç açıdan kafası netleşmişti:
(1) İmralı, Apo talimatlı siyasete kesin karşı çıkıyordu.
(2) Silahların gölgesinde politika yapılmasını doğru bulmuyordu. Şiddet ve terör eylemlerine karşıydı.
(3) Kürt siyasal hareketinin artık demokratik ve şeffaf bir çerçeveye oturmasını savunuyordu.
Hikmet Fidan, bu üç noktaya endekslenen siyasal tutumu nedeniyle de, kamuoyu önünde Leyla Zana'nın başını çektiği Demokratik Toplum Hareketi'yle arasına mesafe koymuştu. Bilindiği gibi bu hareket, Leyla Zana ve arkadaşlarının hapisten çıkmalarından sonra yeni bir parti kurmak için oluşturulmuştu.
Diyarbakır'dayken telefonu çaldı Hikmet Fidan'ın. Bir yere çağrıldı. Verilen adrese tek başına gitti. Tek başına gittiğine göre, kimlerle buluşmaya gittiğini bildiği söyleniyordu. Geldiği apartmanın önünde silahlar patladı, Hikmet Fidan öldürüldü.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bu kez ambulans vermekten kaçındı. Oysa, geçmişte ölen PKK'lılar için bu hizmeti her seferinde vermişti.
Mardin'de yapılan cenazeye de PKK'dan hiç kimse katılmadı. Bölgedeki belediye başkanları da cenazede yoktu. Hatta Hikmet Fidan'la aynı aşiretten olduğu bilinen Kızıltepe Belediye Başkanı Cihan Sincar da cenazede görülmedi. İnsan hakları örgütleri suskun kaldı. HADEP'ten hiçbir yetkili, eski genel başkan yardımcılarının cenazesine gelmedi.
Neden?
Niyeydi bu ilgisizlik?
Örgüt izin vermediği için mi? PKK'dan yeşil ışık yanmadığı için mi?
Bu yöndeydi değerlendirmeler.
Hikmet Fidan doğruları konuşuyordu. Üstelik etkili oluyordu. Bu yüzden, muhalefete gözdağı vermek için mi faili meçhul olmayan bir cinayete kurban gitmişti?
Ahmet Türk, Murat Bozlak, Feridun Yazar gibi Kürt siyasetinin önde gelen bazı isimleri bu yüzden mi Demokratik Toplum Hareketi içinde rahatsızlık hissetmeye başlamışlardı?
Lafı uzatmak yersiz.
Silah ve İmralı, yani Apo gölgesinde siyaset, PKK tabelasıyla siyaset, şiddet ve terörü benimseyen siyaset çıkmaz sokaktır, geri tepecek bir anlayıştır.
Bu bir.
İkincisi, Amerika ve Avrupa'daki bazı odaklar, hatta bazı başkentler, eğer şiddet ve terörle mücadeleyi gerçekten ciddiye alıyorlarsa, Türkiye'nin hem içteki hem de Kuzey Irak'taki 'PKK sorunu'nu da ciddiye almak zorundadırlar.
Üçüncüsü, AKP hükümeti Güneydoğu ve Kürt sorunuyla çok daha ciddi biçimde ilgilenmelidir, eğer PKK'yı etkisiz kılmak, zamanla marjinalleştirmek istiyorsa...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|