|
A. İpar'ın el konan 5 gemisi nasıl jilet olmuştu!
Batık banka sahiplerinin aileleriyle birlikte yargılanmaları savcıların haklarında 30-40 yıl hapis cezası istemeleri, ayrıca fabrika ve işyerlerine el konulması karşısında TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün Milliyet'te çıkan "Amaç üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi?" anlamında gerçekçi demeci, bana 27 Mayıs ihtilalinde Ali İpar'ın başına gelenleri hatırlattı.
Kendi kendime düşündüm; 45 yıldır aynı Cumhuriyet rejimi içinde biz bu "kafadan" hâlâ vazgeçmiş değiliz diye hayıflandım, hayret ettim!
Bakın, bilmeyenlere, unutanlara anlatayım. Ali İpar 1950-60'ların, her ilginç işe el atan, Amerika'da okumuş, ünlü film yıldızı Verginia Bruce ile evli, yakışıklı, paralı bir işadamımızdı. Atatürk ve İnönü devrinin zenginlerinden, şeker fabrikalarını Kazım Taşkent ile birlikte kuran Hayri İpar'ın oğluydu. Fazla atılgan, o devrin deyimiyle Amerikanvari düşünen bir gençti.
Nasihati dinlemeyince!
27 Mayıs 1960'a yaklaşan günler, 5 gemi satın almıştı Amerika'dan. Nasıl mı? Amerika'dan Türkiye'ye yağ taşımak için. Navlun ücretlerini yine Amerikalılardan alarak.
Önce iki veya üç gemi teslim alındı... tam o sırada darbe oldu Türkiye'de. O yıllar ticaret filomuz çok zayıftı, 3-5 gemi önemliydi. Ali İpar sevinç içinde diğerlerini bekliyordu. Nihayet onlar da geldi. Hepsine çekti Türk bayraklarını törenle.
Halbuki babası, 80 yaşındaki Hayri İpar, oğluna:
"Evladım bak, ortalık karışık, bu gibi gösterilerle ortaya çıkma, bir yerlerden darbe yersin! Türk bayrağı çekmekte de acele etme bekle biraz" demişti.
Ali İpar babasını dinlemedi. Milliyetçilik coşkusu, Amerikanvari gösteriş merakına yenildi. Türk bayrağını çekti, arkadan bir basın toplantısı.
Soluğu Yassıada'da aldı
Suçlamalar orada yapıldı, mahkûmiyet kararı basın toplantısında verildi.
"Fatin Rüştü Zorlu (Dışişleri Bakanı) ile ortakmış. Bu paraları Amerika'ya nasıl kaçırmış, gemileri almış... (Çok şükür artık bu konuda halk bilinçlendi, yasalar değişti) En önemlisi, o gün giydiği makosen pabuçlarının tokası altınmış, hem de 18 ayar. " İpe sapa gelmez bir yığın suçlama...
Ali İpar Yassıada'da 7-8 ay yattı. Ada komutanı Tarık Güryay'a yumruk salladığı için, kendi gözünün çevresi morardı ve sonunda sakat kaldı. Sanık milletvekillerine işkence yapar, akla gelmedik eziyetler icat ederdi.
İpar nihayet çıktı cezaevinden...
Bindiğimiz dalı kesmek!
Beş gemi ne mi oldu? Onları seferden men ettiler. Firmaya el koydular, para basan gemiler teker teker Haliç'e çekildi. Ne hak ne hukuk, ne Hazine'nin çıkarı, hiçbiri işlemedi. Hazine'ye de yâr olmadı, sahibine de, hurdaya gitti, jilet oldu!
İşte bugün de adalet ile TMSF arasında Hazine'nin çıkarları yönünden uyuşup anlaşamazsa, iki cümlelik bir yeni yasanın yokluğu nedeniyle milyarları kaybeder, kendi bindiğimiz dalı keseriz!..
|
|