|
 |
|
|
Terörün hedefi
Korkulan oldu, Kuşadası'nda bir minibüste patlayan bomba plaja gitmekte olan masum insanların ölümüne yol açtı.
Yaz başından bu yana terörün hız kazanacağına ilişkin işaretler artmaya başlamıştı. PKK'nın Güneydoğu'da başlattığı sınıra mayın döşeme, trenlere bombalı saldırı gibi eylemlerde 20'den fazla kurban verildi. Son olarak Tunceli'de 1 er kaçırıldı.
Çeşme'de patlayan bombalı paket, hedefin turizm merkezleri olacağını gösteriyordu. Neyse ki can kaybı olmadan ucuz atlatıldığını düşünürken, kötü haber dün sabah Kuşadası'ndan geldi. 5 ölü, 13 yaralı. Teröre hedef olanlar arasında İngiliz turistlerin de olduğu bildiriliyor.
Türkiye, tarihi bir dönemeçten geçiyor.
Ekimde AB ile üyelik müzakereleri başlayacak. Ancak son aylarda bu gündemi tersine çevirmek ve Türkiye'yi yeniden terör kuşatması altında demokratik yoldan saptırmak üzere, adeta 'düğmeye basılmışçasına' gelişen kimi olaylar var. PKK terörü bu tuzağın görünür adresi. Ancak içte ve dışta başkaca etkenler de gözleniyor, Türkiye'yi yeniden 'istikrarsızlığa' itme uğraşında. Bunların önemli bir bölümü iç dinamiklerden bağımsız gelişiyor.
Örneğin, Hollanda ve Fransa'daki AB referandumları Türkiye'nin tam üyeliğine karşı olan çevrelere önemli bir koz verdi. Özellikle Hollanda'nın 'hayır'ında radikal İslamcı bir teröristin bu ülkede işlediği 'siyasi cinayet'in etkisi büyük oldu.
AB dönem başkanlığının İngiltere'ye geçtiği sırada, Londra'da patlayan bombaların 'zamanlaması', Türkiye ile ekimde başlatılacak görüşmeleri de içeren pek çok senaryo değişikliğini akla getirmiyor mu? İntihar eylemcilerinin 'El Kaide' bağlantılı Pakistan kökenli İngiliz vatandaşları çıkması, AB'nin genişlemesine karşı olan çevrelerde 'İslam karşıtlığı'nın daha da yükselmesine yol açacak.
Avrupa, Türkiye'ye 'kapılarını kapatmaya' çalışırken, ne yazık ki bizim ülkemizde de bu çevrelerin değirmenine su taşıyan 'taşeron' örgütler var. PKK terörü en büyük zararı Kürt hareketine, bölge halkına ve demokratikleşmeye veriyor.
AB ile ABD arasında kalan Ankara ise, 'dış dinamikler'deki değişimi anlayamadan, PKK eylemlerini durdurmak üzere 'sınır ötesi' harekâta zorlanıyor. Washington operasyona 'hayır' diyor. Gelişmeleri doğru okuması ve iç güvenliği sağlaması gereken hükümet olayları seyrediyor. Kimi çevrelerde ise orduyu 'harekete geçirme' çabası gereğinden fazla. Kulislerde, 'Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün 2007 seçimlerinde Çankaya'ya aday gösterileceğine' ilişkin senaryolarla bu hareketsizlik arasında bağ kuruluyor.
Sıcak bir yazın ortasındayız.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|