Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 19 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sus, yoksa hain derler!


Kürt aydınlarıyla geçen gün sohbet ederken kulağıma,"Sus, burada böyle konuşma, yoksa hain derler!" cümlesi çalındı.
Hiç değişmez.
Hep aynı korkutmadır.
İçine kapalı, şeffaflıktan uzak, tek doğruların geçerli olduğu, totaliter zihniyetlerin, bir başka deyişle diktacı kafaların damgasını vurduğu çevrelerde, örgütlerde farklı sesleri bastırmak için hep aynı ağızlar kullanılır:
"Hain!"
"Vatan haini!"
"Dönek!"
"Emperyalizmin işbirlikçisi!"
"TC'nin adamı!"
"Yeşil'in yardakçısı!"
"Karşı devrimci!"
"Siyonizmin adamı!"
"İslam düşmanı, kâfir!"
Bunları bağırdın mı, akan suların duracağını, muhaliflerin ağızlarına fermuar çekeceklerini sanırlar.
Bazen başarılı da olurlar.
Çünkü ucunda baskı vardır. Yalnızlaşma vardır. Zulüm vardır. Hatta işin ucunda ölüm bile vardır. Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar, gerçek sonunda kendini kabul ettirir. Gerçeğin sesi ve egemenliği hiçbir zaman sonuna kadar bastırılamaz.
"Sus, hain derler!"
İnsan Hakları Dernekleri'nin birinde, bu yakınlarda Hikmet Fidan cinayeti konuşulurken, bu konuda PKK'nın, daha yaygın deyişle "örgüt"ün parmağından söz eder biri. Dernekte görevli bir genç, bu sohbetten tedirgin olur:
"Sus!" diye uyarır karşısındakini,"Burada böyle şeyler konuşma! Duyulur, kulaklarına gider. Sonra hain derler."
Nedir bu korku?
PKK korkusu, örgüt korkusu!
Yıllar yılı bir yanda PKK, öbür yanda devlet, iki ateş arasında kalmış Kürt aydınları, bu korkuyu iyi bilir. Bugün bile geçerlidir bu korku ve tedirginlik. Hikmet Fidan cinayeti karşısında hâlâ suskunluklarını devam ettiriyorlarsa, bu korkudandır.
Farklı düşünüyorlar çünkü.
PKK'dan da, Apo'dan da.
Bunu açıkça ifade edemiyorlar.
Kapalı kapılar arkasında PKK hakkında, Apo hakkında söylediklerini kamuoyu önüne çıkıp bağıramıyorlar. Çünkü karşılarında acımasız, içine kapalı, şeffaflıktan uzak, totaliter zihniyetiyle gerçekleri tekeline alabileceğini sanan bir yeraltı örgütü var.
Kürt aydınlarından bazılarıyla son birkaç gündür yine bu konuyu konuşmaya devam ettim. Duyduklarımı tırnak içinde, isimleri bende saklı kalmak üzere aşağıda özetlemeyi geçen haftaki yazımda olduğu gibi sürdürüyorum:
"Örgütün elindeki bir 'ölüm listesi'nden söz ediliyor. Hikmet Fidan'ın ismi de vardı bu listede... Gizli genelgeler yayımladı örgüt... Bu cinayetin üzerine gidilmesi ve aydınlatılması lazım. Bunu en başta devletin emniyet güçleri yapmalı.
Örgütün parmağı kanıtlandığı zaman, göreceksiniz, Kürt aydınlarıyla örgüt arasında büyük bir kopuş yaşanacak. Yazık değil mi bu suskunluğa? Hikmet Fidan'la on yıl, on beş yıl birlikte çalıştılar. Cenazesine bile gelmediler. Diyarbakır'da morgun önüne bile gelmekten korktular.
Hiç olur mu bu?
Nerede Leyla Zana'lar?
Bu nasıl hümanistlik, demokratlık? Bir bildiri yayımlayacaklardı, bunu bile hâlâ yapamadılar. Bu suskunluk onay mı? Örgütten, İmralı'dan ışık gelmedi mi, kımıldamak yok mu?
Yazık!
Hikmet Fidan'a da "Yeşil'in adamı!" diye çamur atabildiler.
DEHAP'a bakın.
Çapsız, kapasitesiz, birikimi olmayan, evet efendimci bir sürü insanı yönetici kadrolarına doldurdular. Yanlışa karşı hiçbir tavır koyamayan insanlar...
Bu da PKK kurnazlığıdır.
Kafa tutabilenleri, yeri geldiğinde yanlışa karşı çıkanları, tavır koyabilenleri, silahlı mücadele artık olmaz, çıkmaz sokaktır diyenleri ekarte ediyorlar zorla, baskıyla, yalanla, korkutmayla... Bu durum, inanın, tabanda gitgide daha büyük bir rahatsızlığa yol açmış durumda.
Bu böyle gitmeyecek.
Ama nasıl?
Hikmet Fidan cinayeti aydınlatılmalı. Hikmet Fidan cinayeti konusunda susulmamalı. İsmail Beşikçi'nin dediği gibi, bu cinayetin bir an önce adı konmalı!
Biz bu örgütte çok çalıştık. Çok emek verdik. Çok acı çektik. Ama şimdi bu örgütün, PKK'nın sahtekâr yüzünü ortaya çıkarmak lazım.
Aslında hep kuşkulanıyoruz, TC (Türkiye Cumhuriyeti devleti) ile danışıklı dövüş ihtimali üzerinde...
Bu ihtimali geçiyoruz.
İki nokta çok önemli bugün:
(1) Hikmet Fidan cinayetinin aydınlatılması... (2) Dağdakileri, Kandil'dekileri indirmek ve onları normal hayata sokmanın yolunu bulmak... Hükümetin düzenlemesinde, adı af olur olmaz, yeni bir siyasal inisiyatif üstlenmesi... (3) Kuzey Irak'ta, Erbil yakınlarındaki Mahmur Kampı'ndakileri Türkiye'ye getirmenin yolunun açılması...
Bu üçüncü nokta önemli.
Mahmur Kampı, örgütün nefes borusudur, hayat damarıdır. PKK'lılar şehre indiklerinde hem bu kamptakilerin kimliklerini kullanırlar.
Kol kırılır yen içinde zihniyetinin son bulması gerekir. Çare, silah değildir. Çare, silahlı mücadele değildir. Çare siyasettir, demokratik politikadır. Kürt aydınları eğer seslerini daha çok çıkarırlarsa, daha iyi yerlere doğru yol alırız.
Yoksa, işimiz zor."
Bugünlük de bu kadar.
Kürt siyasetinin arka planında göz gözü görmüyor. Dileriz, sonunda sağduyu hâkim olur, silaha, silahlı mücadeleye, terör ve şiddete hayır diyenlerin sesi gür biçimde çıkar.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürt hareketi nereye?
TÜRKİYE büyük bir toplumsal ve siyasi değişim...
Melih AŞIK
Kaplıca turizmi
İskandinav turistlerin İzmir - Balçova Termal...
Fikret BİLA
Irak İçişleri Bakanı'nın gösterdiği adres
Türkiye'de son günlerde artan terör eylemleri...
Hasan CEMAL
Sus, yoksa hain derler!
Kürt aydınlarıyla geçen gün sohbet ederken ku...
Güneri CIVAOĞLU
Hadi canım...
Metin Toker'in "görünmez oluşunun" yıldönümün...
Can DÜNDAR
Köçek ile Garip
Bu toprağın yetiştirdiği en büyük saz ve söz ...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi lise daha iyi?
Çocuğu bu yıl ilköğretimi bitiren velilerin k...
Hurşit GÜNEŞ
Yabancı sermayeye sınır gelmeli mi?
Ülkemizde yabancı sermaye konusunda iki etmen...
Semih İDİZ
Türkiye ile Rusya hedef büyütüyor
Karadeniz'deki tatil beldelerinden Soçi'deki ...
Sami KOHEN
Adını doğru koymak varken...
Geçen cumartesi sabahı Kuşadası'nda minibüste...
Mehmet Y. YILMAZ
İki fotoğraf ve utanma duygusu...
Meslek yaşamımın üçte ikisini dergi ve gazete...
Derya SAZAK
84 yazına benzemesin
Herald Tribune'de yer alan karikatür, Avrupa ...
Meral TAMER
İlaç devlerinin yeni üretim üssü Türkiye
Bayram değil seyran değil. Dünya ilaç devleri...
Güngör URAS
Bankanın yabancısı da olacak, yerlisi de
Bankacılık sektörünü yabancı sermayeye kapata...
Serpil YILMAZ
'Şikâyet etme, uyum sağla'
Çin'de bulunduğum bir hafta boyunca, pazar ek...
M. Ali BİRAND
PKK'ya dur demeyen yarın pişman olacak
PKK'nın saldırıları tekrar başladı. Yeni mod...

© 2005 Milliyet