Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 19 Temmuz 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yabancı sermayeye sınır gelmeli mi?


Ülkemizde yabancı sermaye konusunda iki etmenden ötürü alerji vardır. Biri ulusal bağımsızlık savaşı sürecinden gelen bir milliyetçilik duygusu, diğeri de solculuktan gelen antiemperyalist fikirler. Her ikisi de elbette 30 yıl öncesine göre çok daha gerilerde kalmış görünüyor. Bugün her şeye rağmen yabancı sermaye alerjisi çok daha zayıf. Ama yine de yok değil.
Gelelim yabancı sermayeperestliğe. Ülkemize yabancı sermaye şu veya bu nedenle pek uğramamış sayılır. Bu pek doğru olmasa da, bazı ülkelerle karşılaştırılarak Türkiye'nin çok az yabancı sermaye çektiği söylenir. Elbette ciddi bir gerçek payı da vardır bu tezde. Üstelik yabancı sermaye ithalattan üstündür çünkü iç girdilerin kullanımını ve istihdam sağlar. Yabancı sermayenin aynı zamanda teknoloji, know-how ve rekabet getirdiği tezleri de vardır. Kurum kültürü ve ticaret düzeni bakımından da ekonomiye çok önemli katkıları olur.
Ancak körü körüne de yabancı sermaye savunulmaz. Yabancı sermaye bu avantajların hiçbirini sağlamıyor, sadece mevcut bir tesisi ucuza alıp, daha sonra bol miktarda kârı yurtdışına transfer ediyorsa, burada yarar etmeni az demektir.
Sıklıkla verilen örneklerden, daha doğrusu karşılaştırmalardan biri Çin'dir. Çin gerçekten olağanüstü yabancı sermaye çekiyor. Ancak unutmayalım Çin dünyanın en büyük nüfusuna sahip, istikrarlı ve dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda. Türkiye bu anlamda devede kulak kalır. Zaten devede kulak kadar da sermaye çekiyor. Üstelik Çin'e giden yabancı sermaye "Aç bakalım şu tepsiyi, satılacak ne var?" demiyor. Yeni kuruluşları oluşturuyor.
Bu eleştiri karşısında bazı yabancı sermayeperestler, "İlk önce var olanları alınır, daha sonra da yenileri kurulur" diyor. Bu bir bakıma doğru. Çünkü ülkemizde var olan yabancı sermaye içeride kimi zaman pazar payını büyütecek biçimde yatırımlar yapmışlardır.
Yabancı sermaye konusunda stratejik önem tartışmasını kabul etmek pek mümkün değildir. Anayasa'da millileştirme yetkisi oldukça, bu beyhude bir eleştiridir. İstenildiği an el konulabilir. Kaldı ki, altın hisse denilen tek bir hisseyle o kuruluşu kontrol altında tutmak da mümkündür.
Asıl kaygı veren, ekonomide bu denli büyük yabancı sermaye payı olunca cari dengenin ne hale geleceğidir. Çünkü haliyle kâr transferleri ödemeler dengesinde ciddi bir gedik yaratacaktır. Bazı Latin Amerika ülkelerinin (özellikle Brezilya'nın) sadece bu nedenle cari işlemler açığı verdiğini biliyoruz.
İkincisi de global firmaların diğer global firmalarla iş yaptığını, yerli olanların ise mağdur olup zamanla pazar payını yitirdiğini biliyoruz. Tabii buna haklı olarak, daha verimli ve rekabetçi olsunlar onlar da çabalasınlar denebilir. Ancak bunun çok gerçekçi olmadığını iş dünyasında olanlar bilir.
Kimi eleştirilerin haklılığına rağmen, yabancı sermayeye yasal bir sınır koymanın doğru olmayacağı kanısındayız. Bu bizi özellikle AB içinde sıkıntıya sokar. Ancak çeşitli toplumsal duyarlılıkları ve ekonomideki rekabet yapısını düşünerek özelleştirme stratejisini götürmeye de özen gösterilmeli. Örneğin Rolls Royce ve Jaguar satılırken İngiltere'de az fırtına kopmamıştı.

Yarından itibaren temmuz sonuna dek yıllık iznimi yapacağımdan yazılarıma ara veriyorum.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürt hareketi nereye?
TÜRKİYE büyük bir toplumsal ve siyasi değişim...
Melih AŞIK
Kaplıca turizmi
İskandinav turistlerin İzmir - Balçova Termal...
Fikret BİLA
Irak İçişleri Bakanı'nın gösterdiği adres
Türkiye'de son günlerde artan terör eylemleri...
Hasan CEMAL
Sus, yoksa hain derler!
Kürt aydınlarıyla geçen gün sohbet ederken ku...
Güneri CIVAOĞLU
Hadi canım...
Metin Toker'in "görünmez oluşunun" yıldönümün...
Can DÜNDAR
Köçek ile Garip
Bu toprağın yetiştirdiği en büyük saz ve söz ...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi lise daha iyi?
Çocuğu bu yıl ilköğretimi bitiren velilerin k...
Hurşit GÜNEŞ
Yabancı sermayeye sınır gelmeli mi?
Ülkemizde yabancı sermaye konusunda iki etmen...
Semih İDİZ
Türkiye ile Rusya hedef büyütüyor
Karadeniz'deki tatil beldelerinden Soçi'deki ...
Sami KOHEN
Adını doğru koymak varken...
Geçen cumartesi sabahı Kuşadası'nda minibüste...
Mehmet Y. YILMAZ
İki fotoğraf ve utanma duygusu...
Meslek yaşamımın üçte ikisini dergi ve gazete...
Derya SAZAK
84 yazına benzemesin
Herald Tribune'de yer alan karikatür, Avrupa ...
Meral TAMER
İlaç devlerinin yeni üretim üssü Türkiye
Bayram değil seyran değil. Dünya ilaç devleri...
Güngör URAS
Bankanın yabancısı da olacak, yerlisi de
Bankacılık sektörünü yabancı sermayeye kapata...
Serpil YILMAZ
'Şikâyet etme, uyum sağla'
Çin'de bulunduğum bir hafta boyunca, pazar ek...
M. Ali BİRAND
PKK'ya dur demeyen yarın pişman olacak
PKK'nın saldırıları tekrar başladı. Yeni mod...

© 2005 Milliyet