Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çatalhöyük Öyküleri ve Kibele Ana

yural@milliyet.com.tr

Catalhöyük, bana hep çocukluğumda yaşadığım bir köy gibi gelir. Memur babamın ve öğretmen annemin görevleri nedeniyle, kardeşimle çocukluk yıllarımızı hep Anadolu'nun çeşitli il ve ilçelerinde geçirdik. Dedem, ninem ve dayılarım Çumra'da otururlardı. Okullar tatil olunca, her yaz babam bizi Çumra'ya gönderir, yazı orada geçirirdik. Dedemin büyük bir hanı vardı. İçinde arabalar onarılır, atlara çakış yapılır, yani nalları değiştirilirdi. Atarabalarına, alaturka binek atlarına içleri boş, uçları yarım topuklu nallar çakılırdı. At cambazları veterinerlik görevi de yaparlar, hayvanların sağlıklarıyla, vuruk ezikleriyle de ilgilenirlerdi.
Amcamlar da Çumra'da oturuyorlardı. Yengemlerin büyük bahçeli bir evi vardı. İçi meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçe. Kerpiçten yapılmış, kavak ağaçları ve sazla kaplı, üzeri toprakla örtülmüş damların üzerinde her zaman bir yuvga taşı bulunurdu. Bu taş, toprağı sıklaştırmaya, damın akmasını engellemeye yarardı. Örtüler üzerine, dilimlendikten sonra serilip kurutulan elma, kayısı, erik kurularının tadı bugün bile ağzımdadır.
Çatalhöyük, Çumra'ya 10 km uzaklıkta ve on bin yıl öncesine ait bir yerleşim yeri. MÖ 5500 yıllarında yapıldığı tahmin edilen bir erken yerleşim yeri. Bugünkü halini bilmiyorum, ama benim çocukluk yıllarımda yazları yaşadığım Çumra'da, hükümet, okul, istasyon binası ve çevresindeki birkaç evden başka hiç beton bina yoktu. Hepsi kerpiçten yapılmış, sanki Çatalhöyük'ün ilk günlerinden kalma bir mimarinin parçası gibiydi.
Çatalhöyük'te evler müstakil olarak yapılmıştır. Hiçbir evin duvarı komşu evin duvarıyla birleşmez. Üstelik de evler arasında sokaklar yoktur. Oturanlar evlere, düz damlardan geçerek ulaşırlar. Tavan üstü örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış, kil topraktan yapılmış ve tek katlı. Yani kırk yıl öncesinin Orta Anadolu evleri gibi. Ana tanrıça Kibele Ana da Çumralıdır. Yani Catalhöyüklü. Kendime hemşehri saydığımdan mıdır, yoksa Çatalhöyük'ten çocukluk yıllarımın arkadaşı gibi gördüğüm için midir, bilmiyorum, yıllar sonra bir Ankara gezimde Kültür Bakanlığı'nın DÖSİM satış mağazasına girip, kendime bir Kibele Ana heykeli satın almıştım. Hâlâ kütüphanemde saklar, hemşehrime gözüm gibi bakarım...
* * *

Belleğim beni yanıltmıyorsa, yıllar önce yurtdışında sergilenmek üzere, Kibele Ana heykelciği bir ülkede erken dönem sergisine gönderilmişti. Sonra gazetelerde okumuştuk; heykel teşhirdeyken çalınmış ve bulunamamıştı. Kaç tarihli gazeteydi bilmiyorum; belki de 5-10 yıl geçmiştir. Sahi içinizde onun bulunduğuna dair bir haber okuyan var mı? Yoksa ben mi atladım.
* * *

Anadolu'nun bu kültürü de her Anadolu medeniyeti gibi Yunanistan'a mâl edilir ya da onlar sahiplenirler. Hemşehrim Kibele Ana'nın, Zeus'un annesi olmaktan başka bir yakınlığı olduğunu bilmiyoruz. Bunu da tabii, Çatalhöyüklüler söylemiyor...
* * *

Geçtiğimiz aylarda bizim gazetemizde de yayımlandı: İngiliz bilimadamları, Çatalhöyük mezarlarından aldıkları kemik dokularıyla bugünkü Çumra köylerinde yaşayanlardan aldıkları bazı dokuları karşılaştırdıklarında, onların Hititli olduklarını tespit etmişler. Bunu köylülere söylediklerinde de köylülerin bilimadamlarına tepkisi, "Siz bize gâvur mu demek istiyorsunuz?" olmuş. Bu bilimadamlarının söylediklerini doğru olarak kabul etsek, demek ki Kibele Ana'nın Yunan bir tanrı oğlu yok, Zeus da Çumralı ve Hitit'ti.
* * *

Bütün bunları bana yazar Bilgin Adalı ve onun Can Çocuk Yayınları'ndan çıkan "Ateşin Çocukları-
Çatalhöyük Öyküleri 2" kitabı yazdırdı. Öylesine bir konu seçmiş ki, beni yüreğimden yaraladı; çocukluk günlerime taşıdı. Zor bir işe kalkmış ve iyi de etmiş. Bence bir tarihi roman bu. Kolay okunup sevilecek sıcacık bir roman, bir günce. Hatta öylesine dinamik ki, bu kitaptan evrensel boyutta bir çocuk çizgi filmi bile üretilebilir; bir dizi gibi. Bilgin Adalı'nın
bu güzel kitabını; Çatalhöyük Öyküleri'ni, iki büyük bir küçük höyüğe kurulmuş Çatalhöyük köyünün, Çumra'nın öykülerini okuması için herkese salık veriyorum.





PAZAR
Ünlü F1 pilotları bu kez yan koltukta oturacak
Hidayet Türkoğlu, NBA... Emret komutanım!
"Görevi kabul ettim yoksa vatan haini ilan edilecektim"
Bu otel 16 yıllık aşkımızın şaheseri
Kimse bilmez, çikolata uzmanı ve langırt birincisiyim
Dünden yarına köprüler kurmak
"İlk 100'e girdiğimizi gazeteden öğrendim"
Hayal köy: Kayaköy
Atlas ekibi okurlarını gezdirecek
Ay ay ay ay ay ay...
Van'ın inci kefali bir tabiat harikası
Saray okulu Enderun
Alkol beslemez, süründürür
Köln'deyiz, "Biz güzeliz..."
İstanbul'a ödenen bir borç
Çatalhöyük Öyküleri ve Kibele Ana
Rakı neşeleniyor





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet