Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak engellemezse biz engelleriz

Basına 'terörle mücadele' brifingi veren Genelkurmay İkinci Başkanı Başbuğ, Irak'a sınır ötesi harekât konusunda "Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı olduğunu" söyledi

FİKRET BİLA / ANKARA


Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, sınırdan geçerek Türkiye'yi hedef alan terörist saldırılar düzenleyen PKK'ya karşı Irak'ın önlem almamasının Türkiye'ye "meşru müdafaa" hakkı doğurduğunu açıkladı. Başbuğ'un açıklamalarının, aynı gün içinde Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan'ın aynı yöndeki açıklamalarının ardından gelmesi de dikkat çekti. "Irak'a sınır ötesi harekât yapılabilir" şeklindeki son açıklamayı ise yine aynı gün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yaptı.
Başbuğ, ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers'ın, "sınır ötesi harekât konusunda Irak'ın söyleyeceği çok şey olacağı" sözlerinden "rahatsız" olduklarını, ancak Washington'un PKK liderlerini yakalama emri verdiğini vurguladı.
Terörle mücadele konusunda basını bilgilendiren Başbuğ, "PKK'ya 1999'dan sonra katılıp eyleme girişmeyenlerin PKK'dan koparılması için düzenleme yapılabileceğini, Başbakanlık'ta 'ulusal güvenlik danışmanlığı' gibi bir örgütlenme önerdiklerini" anlattı. Açıklamalar, özetle şöyle:
IRAK'LA HAREKÂTI GÖRÜŞÜYORUZ: Sıcak takip başka, sınır ötesi harekât başkadır. Kavramları karıştırmamak gerekir... Sıcak takip plansız harekettir. Sınır geçişi gerektirir. Belirli bir olaya cevap olarak veya taktik üstünlük için yapılır.
Sınır ötesi harekâta gerek duyulsa nasıl olacak? Irak hükümetinden istekte bulunacaksınız. Gücü yok, ne yapacaksınız? İhtisas sahibi kişiler; "Karşı taraf talepleri karşılayamıyorsa, BM şartının 51. maddesine göre meşru müdafaa hakkı doğar" diyorlar. TSK olarak bu paralelde düşünüyoruz. Uygulama nasıl olur? Türkiye ile Irak hükümeti arasında 1984'ten 1988'e kadar yürürlükte kalmış mutabakat var. Temasımız var, görüşmeler sürüyor.
MEŞRU MÜDAFAA HAKKIMIZ: Bir ülkenin savunması, o ülke sorumluluğunda. Diğer ülkelerin dediklerinden çok bizim dediğimiz önemli. Irak hükümetinden, BM'nin 1373 ve 1640 sayılı kararlarının sorumluluklarını yerine getirmesini istiyoruz. C 4'ler K. Irak'tan geliyor. Engellemek zorundasınız... Meşru müdafaa hakkımız var. Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlılığıdır.
MYERS'IN SÖZLERİ: ABD Genelkurmay Başkanı Myers'ın, "Irak'ın söyleyeceği çok şey vardır" cümlesi rahatsız edici. Ne demek istediğini tam anlayamadık. Şöyle denilebilirdi: Türkiye Cumhuriyeti'nin çok çok daha fazla söyleyeceği şey vardır. Muhatabımız Irak hükümeti. Diğer gruplar değil.
NE İSTİYORUZ? Irak hükümetinden, yerel gruplardan, ABD ve Avrupa ülkelerinden ne istiyoruz? İstediğimiz şu:
1- 28.9.2001 tarih 1373 Sayılı BM kararının,
2 - Haziran 2004 tarih 1546 Sayılı Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasını istiyoruz. 1373 sayılı karar, "Terör örgütlerine sağlanan idari, siyasi, finansal kaynağı kesin, barınmalarını engelleyin, iletişim olanağı vermeyin" diyor. 1546 sayılı karar ne diyor: Irak'tan diğer ülkelere yönelecek terör hareketlerini engelleyin.

ABD, 'liderler' için yakalama emri verdi

ABD'nin durumuna bakarsak: ABD'nin PKK'ya karşı mücadele niyeti var, ama kararı yok... Asker askere yaptığımız görüşmelerde endişelerimizi anlıyorlar... Terör örgütüne karşı yapılacak çok şey var... Örneğin, lider kadrolarını yakalayın. Bu konuda niyetin ötesinde kararlılıkları var diyebilirim. Kullandıkları konseptte değişiklik var. PKK'nın lider kadroları için direkt yakalama emri verdiler... Yakalanır mı, göreceğiz. ABD, bu konuda somut önlemler almadıkça, Türk kamuoyunun bakışını değiştiremez.

Başbakanlık'a yeni kuruluş önerdik

Terörle mücadelenin bütün yönleriyle ilgili olarak Başbakanlık'a bağlı yeni kuruluş ihtiyacı var. Terörle mücadelenin tüm boyutlarıyla ilgilenecek, makro planlama yapacak bir kuruluştan söz ediyorum. Güvenlik, istihbarat, psikolojik harekât, ekonomi, eğitim, sosyal sorunlar gibi birçok yönünde makro düzeyde inceleme yapacak kuruluş. Doğrudan başbakana bağlı olacak. Önerdiğimiz elbette icrai bir kuruluş değil. Bir bakanlık değil. ABD'deki ulusal güvenlik danışmanlığı gibi de görülebilir.

Örgüt çatışmıyor, uzaktan bombalıyor

Son bir yılda meydana gelen olayların yüzde 50'si patlayıcı madde ve mayın, yüzde 25'i taciz atışı. 175 adet patlayıcı madde ve mayın kullanıldı. 140 adet patlayıcı madde ve mayın ise etkisiz hale getirildi. Bir yılda 105 şehit verdik. 37 vatandaşımız hayatını kaybetti. Uzaktan kumandalı patlayıcı kullanıyorlar. Irak olayından sonra en büyük tehdit unsuru bu olmaya başladı.
Bu kısa analizden şu netice çıkarılabilir; örgüt çatışmaktan kaçınıyor. Uzaktan kumandalı patlayıcı ve taciz atışı ile yetiniyor. Bize göre bu güçsüzlük ifadesidir.

Suriye ve İran ciddi önlem alıyor

Bize göre terörist örgüt, iç krizini önlemeye çalışıyor. Bu amaçla kanlı eylemlere başvuruyor. Korku, bezginlik yaratmaya çalışıyor. Şiddete dayalı psikolojik harekât yapıyor. Buna silahlı propaganda da diyebiliriz. Diğer nedenler olarak da şunlar sayılabilir; bölge halkı terör hareketlerini desteklemiyor. Örgüt, güvenlik güçlerinin baskısı altında. Suriye ve İran, örgüte karşı ciddi önlem alıyorlar. Irak'taki gelişmeler de etkiliyor.

Kandil'den sınıra kaydılar

Terörist başının yakalanmasıyla Türkiye'deki terörist sayısı azaldı, ancak son bir yılda sayıları tedricen artarak yurtiçinde 1800 - 1900; yurtdışında 3300 - 3700'e ulaştı. Yurtdışındakilerin 2800 - 3100'ü Irak'ın kuzeyinde, kalanı ise Suriye ve İran'dadır. Kuzey Irak'ta bulunanlardan Kandil Dağı'ndakilerin sayısı 600 - 650 kadardır. Geri kalan 2200 - 2450'si ise Türkiye - Irak sınırında.
Burada şu ortaya çıkıyor: Terörist örgüt Kandil Dağı'ndaki varlığını 2003'ten itibaren Türkiye-Irak sınırına getirdi. Kandil çok konuşuluyor, ama orada yoğunluk yok. Yoğunluk sınır boylarında.
Talabani, Irak'ın, BM'ye üye bir ülkenin devlet başkanıdır. Bu konuda yorum yapmak istemem. Seçilmesi öncesinde Türkiye'den temas edilip edilmemesi bizim konumuz değil. Irak'ın silahlı kuvvetleri yeni teşkil ediliyor. Irak'ın sorunları ile baş edebilecek durumda değil. Irak'ın sınırı, Habur hariç, yerel güçler yani peşmergelerin etkisi altında. Yerel güç liderleri de Türkiye'nin hassasiyetini dikkate almak zorunda. Irak'ın güvenlik güçlerinin oluşumunda etnik ayrım yapılmaması lazım.

Eğitim ve işsizlik
Terör örgütünün yaş durumuna bakıldığında 20 - 25 yaş arasındakilerin yüzde 40, 25 - 30 yaş arasındakilerin yüzde 35 ağırlıklı olduğu görülüyor. Eğitim durumuna bakıldığında ise yüzde 10'unun eğitimsiz, yüzde 50'sinin de ilkokul eğitimli olduğu anlaşılıyor.
Yani yüzde 60'ı eğitimsiz. Bireysel kimlikleri yok. Cahil oldukları için inandırılmaları kolay. Bunların yüzde 75'i de işsiz. Bu tablo örgüte katılımı önlemek için alınması gereken önlemleri gösteriyor. Eğitim ve işsizliğe çare bulunmazsa terör örgütüne katılım tam olarak önlenemez.

'Kürt aydını' yanlış
Terör örgütü etnik milliyetçilik temelinde hareket ediyor. Her ülkede etnik ve kültürel farklılık olabilir. Ama milliyetçilik yüklerseniz bu farklı bir şey olur. TSK olarak böyle bir şeyi kabul edemeyiz. Bu, ülkenin bütünlüğüne karşı mücadeledir. Kavramlarla kimse oynamasın. Aksi halde toplumda ayrışma olur. Kürt aydınları ne demek? Toplumu ayıracak mıyız, Kürt aydını, Türk aydını diye?


Brifingi izleyenler


Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un brifingine çağrılı olan kuruluşlar şöyle: Anadolu Ajansı, DHA, İHA, ANKA Ajansı, ART, ATV, CNN Türk, Cumhuriyet, Flash, Gözcü, Halka ve Olaylara Tercüman, Haber Türk, Hürriyet, Kanal D, Kanal Türk, Milliyet, NTV, Ortadoğu, Radikal, Referans, Sabah, Show TV, SKY Türk, Star, TDN, TGRT, TRT, Türkiye, TV 8, Vatan, Yeniçağ.

'Kısmi af' için sinyal verdi

Genel affa kesinlikle karşıyız. Söz konusu olamaz. Belki şu değerlendirilebilir: Örgütün yapısına baktığımızda yüzde 40'ı 1999'dan sonra katılmış.
Bu ne demek? Eylem içine girmemiş. Hedeflerden biri dağ kadrosunu dağıtmak. Bunların eylem suçu yok diyelim. Bunları örgütten koparmak için yasal hukuki düzenlemeler düşünülemez mi? Belki bu açıdan değerlendirme yapılabilir.

PKK yayınına nasıl izin verilir!

Terör örgütüne imkân sağlayan ülkeler var. Örneğin Danimarka. Roj TV oradan yayın yapıyor. AB üyesi, NATO üyesi bir ülke. AB, PKK'yı terör örgütü olarak tanımlıyor, listesine alıyor. Bu nasıl oluyor?
(Bir gazetecinin Öcalan'ın medyadan konuşturulmasının terörü önlemede etkili olabileceği yolundaki sorusu üzerine) Söz konusu bile olamaz. Devlet, teröristi taraf kabul etmez.

Teröre ilave tedbir olabilir

Terörle mücadeleye ilişkin 3 hukuki düzenlememiz var: 5442 sayılı İller İdaresi Kanunu, 2935 sayılı OHAL Kanunu ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu.
İlave olarak ne önlemler alınabilir? İller İdaresi Kanunu'yla mücadele yürütülebilir. Belki Terörle Mücadele Kanunu gözden geçirilebilir. Yeni TCK'nın bazı ilgili yerlerine bakılabilir. Bütün ülkeler ilave tedbirler alıyorlar... ABD'de Bin Ladin'i övmek suç.




SİYASET
Irak engellemezse biz engelleriz
Erdoğan'dan müze sözü
KRİTİK ATAMALAR
Putin, PKK kıskacında
217 kınama imzası
Operasyon ihtimal dışı değil
'Türkiye, ABD, Irak zirvesi yapılacak'
ABD, Başbuğ'u doğrulamadı
Çaycı değil avukat
Sezer'den bir veto daha
'Vefa borcu yok mu?'






Taha AKYOL
Terörün tabanı
Org. İlker Başbuğ gazetecilere brifing verirk...
Fikret BİLA
Değişik formatta bir Genelkurmay brifingi
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Ba...
Hasan CEMAL
Dağın cazibesini kırmak için...
Dağdaki eli silahlı PKK'lıyı dağdan indirmek....
Güneri CIVAOĞLU
Piranha dişleri
Politikanın bir tek kapısı vardır, üzerinde "...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2005 Milliyet