Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Piranha dişleri


Politikanın bir tek kapısı vardır, üzerinde "GİRİŞ" yazar.
"ÇIKIŞ" kapısı yoktur.
Yani politikaya bir kez girmiş olan, o tutku coğrafyasında kalır. Bu söylem, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e ait.
Ona bir kuşkumu dile getirdim: "Ecevit'in, 'Vahdettin hain değildi' gibi söylemlerle amacı, muhafazakâr kesime mavi boncuk sunmak olabilir mi?"
Demirel de, yazının başındaki "ÇIKIŞ kapısı olmayan" politika gerçeğini anımsattı.
Ardından ilave etti:
"Olabilir. Ben dahil, hepimiz için olabilir."
....................
Gerçekten, Ecevitler'den durup dururken muhafazakâr kesime atılan çiçekler nasıl açıklanabilir?
Örneğin... Rahşan Ecevit, AB uyum süreci bağlamında "Türkiye'de birkaç kilise ve sinagog açılması" gündeme gelince, "din elden gidiyor" çığlığını attı.
40 yıla yakın süredir Ecevitler'i tanırım.
Cenaze töreni dışında onları, bir kez bile cami avlusunda görmedim.
Namaz kıldıklarını ve oruç tuttuklarını gören tek kişi yok.
Peki hanımefendi ne oldu da birden hidayete erdi?
Yoksa rüyasında evliya mı göründü?
Belki de örtünür... Böylece dinin elden gitmemesi için kişisel katkıda bulunur.
Oldu... Gözlerim doldu.
.....................
Ardından Ecevit, "büyükbabasının Hicaz emiri olduğunu açıklayıverdi. Oradaki taşınmazlarının gelirlerini Diyanet İşleri aracılığıyla Türk hacılara bağışladı."
40 yılı aşkın süredir politika yapan Ecevit'in aklına bu "uhrevi jest" neden şimdi düştü?
Bunca yıl büyükbabasını neden gizledi?
Yaptığı elbette güzel bir şey ama böyle bir olanağı Türk hacılarından 40 yılı aşkın süredir neden esirgedi?
Yoksa...
Bugünlerin bir başka anlamı mı var?
......................
Ve... Bülent Ecevit, bir kitap hazırlığının satırları halinde "Vahdettin hain değildi" gibi bir iddiayla ansızın manşetlere sıçradı.
Vahdettin'e "hain" diyen kim?
Atatürk...
Büyük Nutuk'ta Vahdettin'den "hain, korkak, sefil" diye söz eder.
Ecevit, sadece Vahdettin'i aklamak girişiminde bulunmakla yetinmiyor, Atatürk'ü yalanlamaya kalkışmış olmuyor mu?
Atatürk'ün koltuğunda yıllarca oturan ve başı örtülü Merve Kavakçı'nın TBMM Genel Kurulu'na girmesini, beden dilini de kullanarak önleyen Ecevit'ten, bu ne görkemli "U" dönüşüdür?
O tarihte başbakandı.
28 Şubat süreci yaşanıyordu.
Sincan'da tank ayarları yapılıyordu.
Dine dayalı siyaset grafiği inişteydi.
Oysa şimdi tam tersine "yükselen değer."
O halde siyaset ruletinde "yeşil"e oynanır.
Öyle mi?
Hele bu demeçler Fethullah Gülen Hoca'ya yakın olan Zaman gazetesine veriliyorsa...
Gülen Hoca'nın da Ecevit'in sempati alanında olduğu biliniyorsa...
.......................
Birkaç ay içinde Ecevitler'den bu "üç tavır" anlamlıdır.
Ecevit, DSP'yi kurduğu sıralarda milliyetçilik bazında sol söylemlerde bulunuyordu.
Devir değişti.
Yoksa şimdi daha fazla prim yapacak gibi görünen İslami siyaset platformu mu yaklaşan seçimlerde DSP hedefi?
Ecevit'in beyinsel performansı, unutmaya da endeksli olduğu için, mümkün.
Nasıl olsa, "ÇIKIŞ" kapısı olmayan bir alanda kalmış.
Gerçi...
"Yüzde 22,19 oydan yüzde 1,22'ye düşmek gibi muhteşem bir rekorun sahibidir ve artık siyasete dönmeyi aklından nasıl geçirir" diye düşünülebilir... Ama bir de bunun tersini düşünün...
Yüzde 1,22'den ilk seçimde barajı aşabilmek için, "Vahdettin hain değildi... Din elden gidiyor... Hicaz emiri büyükbaba ve hacılara akar sağlamak" pırıltılı bir yol haritasının durakları mı?
....................
Belki de yanılıyorum ve yanılmış olmayı çok istiyorum.
Ne olursa olsun... Bir yandan dine dayalı siyaset, öte yandan ayrılıkçı milliyetçilik dalgalarının vurduğu Türkiye'yi daha onlarca yıl, bütün halinde tutacak olan sağlam temel, Atatürk'tür.
Bu referansı, piranha balıkları gibi incecik dişlerini geçire geçire parçalamaya kalkışanlarla savaşım verirken, arkamızda sağlam bildiklerimiz, hayal kırıklığı yaratmamalı.
Zaten kimler teslimiyet kuyruğunda değil ki?

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Terörün tabanı
Org. İlker Başbuğ gazetecilere brifing verirk...
Çetin ALTAN
Şark faşizmi sert adımlarla şarlatanlık büyütür
Şark faşizminin özelliği, bir zamanların üret...
Melih AŞIK
Atatürkçü Demirel
Kim derdi ki... Bir zamanların "solcu" Karaoğ...
Fikret BİLA
Değişik formatta bir Genelkurmay brifingi
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Ba...
Hasan CEMAL
Dağın cazibesini kırmak için...
Dağdaki eli silahlı PKK'lıyı dağdan indirmek....
Güneri CIVAOĞLU
Piranha dişleri
Politikanın bir tek kapısı vardır, üzerinde "...
Abbas GÜÇLÜ
Kazanmak bu yıl çok daha zor
Veli ve öğrenciler için en zor günler başladı...
Nail GÜRELİ
Yüksekova'da ağır çekim yaşam
İşsizliğin, yoksulluğun, yoksunluğun, bırakıl...
Semih İDİZ
Erdoğan'dan Myers'a yanıt: K. Irak'a gerekirse sormadan gireriz
ABD Genelkurmay Başkanı General Richard Myers...
Sami KOHEN
Farklı bir yıldönümü
KIBRIS harekâtının bu yılki kutlamalarının ge...
Mehmet Y. YILMAZ
General Myers, kırmızı çizgilerini gösterdi
Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetler...
Hasan PULUR
"Haram olsun!"
ECEVİT, "Milli Kahraman!" Padişah Vahdettin'i...
Meral TAMER
İlaçta dünyanın 16. büyük pazarıyız
Dünyada rekabete en kapalı 2 endüstri hangisi...
Ece TEMELKURAN
Kapatalım bu bahsi: Zira başım ağrıyor!
Bakma sen, yazının da bir kafası var. Rakı ka...
Güngör URAS
Yabancı bankanın iyi yapanı da kötü yapanı da var
Bizim bankalarımız nasıl yurtdışında şube açı...
Serpil YILMAZ
Tarihi toprak asker kentini teknoloji üssü yaptılar...
Bundan 30 yıl önce Xian kentinde Çinli bir de...
M. Ali BİRAND
Genelkurmay şaşırttı...
Genelkurmay 2 inci Başkanı Org. Başbuğ' un d...

© 2005 Milliyet