|
Yüksekova'da ağır çekim yaşam
İşsizliğin, yoksulluğun, yoksunluğun, bırakılmışlığın sokağa yansıyan yüzü müdür bu dersiniz?
Hakkâri'nin Yüksekova'sında bir sabah... Dükkânlar tek-tük açılıyor, tezgâhlar yavaş yavaş kuruluyor... İnsanlar çok yavaş hareket ediyor. Bir an önce işimi bitireyim, daha çok satış yapayım düşüncesinin devinimi yok. Beklentisizliğin sabah saatine yansıyan bir durgunluğu var havada. Müşteri yok ki, acele etsin. İş yok ki, koşuştursun, üretsin insanlar; para yok ki, harcasınlar.
"Piyasa durgun" beylik söyleminin işsizlikle sarmallanıp sokağa yansımasını seyreder gibiyiz. Yaşamın acı gerçeğini vurgulayan ağır çekim bir görüntü izliyoruz sanki.
Sonra Hakkâri Belediye Başkanı, Metin Tekçe'den, Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız'dan dinlediklerimiz bu görüntülerle bütünleşiyor.
Turizm yok. Sanayi yok. Tarım yok. Hayvancılık yok. Hepsinin gerekçesi terör mü, terörle mücadele mi?
Kala kala bir sınır ticareti kalmıştı, onu da yasakladılar. Salih Yıldız, Yüksekova'nın sınır kapısı Esendere'den günübirlik İran'a gidip gelişlerde 500 marklık mal götürüp getirmenin serbest olduğu dönemi anlatırken: "Hamallar bile tok karınla gezmeye başlamıştı" diyor.
Şimdi, belediyede 3 bin kişinin iş isteği dilekçesi var.
Bir cümle daha Yıldız'dan:
"Kapıyı açmadıkça ya kaçakçılığa gidiyor, ya dağa çıkıyor."
Esendere'de gümrük binasının kurdelesi kesildi, şimdi sınır kapısının açılması bekleniyor. Gecikmeden olsa bari.
Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız, Maliye'nin belediyeler için İller Bankası'na aktardığı payın bölüştürülmesinin adaletsiz olduğunu anlatıyor:
"Belediyelere verilen pay, yörenin nüfusuna göre belirleniyor. Bu sistem hakkaniyetli değil. Örneğin İstanbul, Antalya gibi belediyelerin özkaynakları var, kendilerine yetip de artıyor. Bizim gibi belediyelerin hiçbir gelir kaynağı yok. Mayısta 389, Haziranda 594 milyar lira aldık. Bunun 476 milyarı personel maaşına gidiyor. Altyapısız, kaynaksız belediyelere bir ek pay verilmedi."
Altyapı sıfır. Kentin ortasından akan dere kanalizasyon işlevi görüyor. Altyapı için 100 trilyon gerekli. Su sorununu çözmek için de 15-20 trilyon.
Bir şiir
Toplum, tanıdık ne çok insanını yitirdi şu haziran-temmuzda. Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın paldır kültür dergisi hayvan'ın temmuz sayısındaki özgün biçemli söylemine ne dersiniz:
"Ölümden korkmuyorum. Ölümün ön evrelerinden korkuyorum. Ölüm yaşayacağını yok edebilir, yaşadığını değil. Ölümde karşı bir ağırlık var. Beyaz memesini bırakacağım doğanın, siyah memesini emeceğim. O kadar."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|