|
 |
|
|
Altı aylık bütçe performansı göründüğü gibi mi?
Bu yılın ilk yarısına ilişkin konsolide bütçe gelir ve harcama rakamları geçen hafta açıklandı. İlk altı ayda hem faiz dışı harcamalarda, hem de gelirlerdeki artışlar aynı dönemde gerçekleşen enflasyonun oldukça üstünde.
Faiz dışı harcama kalemlerine bakıldığında, enflasyonun altında kalan personel giderleri dışında, geçen yılın aynı dönemine göre oldukça yüksek artışlar dikkat çekiyor. Özellikle sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferlerdeki yüzde 25'e yaklaşan artış, yeni stand-by anlaşması yapılırken yüzde 4.5'i aşmaması taahhüt edilen, sosyal güvenlik açıklarının gayri safi milli hasılaya oranının, bu seviyede kalmasının oldukça güç olduğunu gösteriyor.
Diğer taraftan haziran ayında personel giderlerindeki düşük artış da yılın geri kalan dönemi için yanıltıcı bir gösterge olabilir. Bu kalem içinde yer alan işçilik ödemelerinin aylık tutarı haziranda geçmiş ay ortalamalarının onda birine gerilemiş. Bu, toplu sözleşme döneminin bitmesi nedeniyle bu ay yapılan ödemelerin avans kaleminde gösterilmesinden kaynaklanmış olabilir. Yılın geri kalan döneminde hem haziran ücretleri hem de birikmiş toplu sözleşme farkları personel giderlerine girecek. Hükümet yılın ikinci yarısında harcamaları aynı tempoda götürmeye niyetliyse, ekonomiden sorumlu bir bakanın söylediği gibi, ek ödeneği unutması çok zor.
Açıklanan bütçe gelirlerinde yılın ilk yarısında yüzde 24'e yaklaşan bir artış var. Ancak program tanımında yer almayan gelirler düşüldüğünde artış hızı yüzde 17.6'ya geriliyor.
Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan tanıma göre hesaplanan faiz dışı fazla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30'a yakın artıyor. Buna karşılık program tanımına uygun faiz dışı fazladaki artış (Haziran ayında düzeltme kalemi olarak sadece faiz gelirlerini dikkate alırsak) yüzde 7.5'e geriliyor. Bu rakamlar ilk altı aydaki bütçe performansının göründüğü ve söylendiği kadar iyi olmadığını gösteriyor.
Program tanımlı faiz dışı fazla, aylık tutarların yıla geçen yıl gibi dağılacağı varsayımı ile 2005'te 23.5 milyar YTL'ye ulaşabilir. Bu durumda 26 Nisan tarihli niyet mektubunda açıklanan 30.5 milyar YTL tutarındaki toplam kamu kesimi faiz dışı fazla hedefinin tutturulması için bütçe dışında kalan kurumların oldukça yüksek bir performans göstermesi gerekiyor. Ayrıca niyet mektubundaki faiz dışı fazla hedefinin, IMF tarafından mayısta açıklanan 481 milyar YTL tutarındaki GSMH büyüklüğüne oranının da yüzde 6.5 değil 6.3 olduğu dikkati çekiyor.
Türkiye'nin, elindeki en sağlam çapa olan, mali disiplini sürdürmekte zorlanması bekleniyordu. Çünkü son yıllarda mali hedefler ağırlıklı olarak bir defalık tedbirlerle tutturuldu. Buna karşılık mali disiplinde sürekliliği sağlayacak yapısal reformlarda hükümet gecikti. Bu gecikmenin telafisi için herhangi bir ek çaba içinde olduğunu söylemek ise zor. Bunun en çarpıcı göstergesi IMF ile birinci gözden geçirmenin tamamlanmasında ortaya çıkan gecikme.
Ancak cari açığın hızla arttığı dönemlerde bütçe disiplininde bir gevşemenin, piyasalar da farkına varmaya niyetlenirse(!) faturasının çok yüksek olabileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|