Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Baktıkça öykünürüm

Görüş / Bülent Buda

Bugünlere baktığımda, 31 yaş bırakmak için erkendi. Bazen, bir şeyler gitmiyor, tıkanıyor insan. 1961 yıldızın parladığı anlardı. Verimli, tutkulu, bir 10 yıldı.
Koşarak, terleyerek, yenerek, yenilerek... Ardından gelen son iki yıl ise yıldızın kaydığı, inişe geçtiği zamanlardı. Sanki tutku bitmiş, parlayan alev sönmüştü.
"Bırakıyorum" dediğimde bile kimse umursamadı. Gel oyna diyen bir Tanrı kulu çıkmadı. Bir kırgınlığım ya da kızgınlığım yok. Ben istedim, öyle oldu.
Oynamak isteseydim oynardım. Kimsenin gel demesini beklemeden.

Eksik yok fazlası vardı
Aslında bu öykü ile anlatmak istediğim, iyi başlayıp kötü biten bir futbol serüveninin ardından ağıt yakmak değil.
Sorunum, futbolu bıraktıktan sonra yapmak istediklerimi ete kemiğe büründürememenin oluşturduğu dalgalanmalar. Bırakma kararını verdiğimde, Amerikan Kültür Derneği'nin İngilizce dil öğreniminin ileri bir aşamasındaydım. Aynı yıl, teknik adamlık kursu açılıyordu. Katılma koşulları için "eksik yok, fazlası" vardı. Niyetim, o kulübede herşeye egemen, o adamı farklı kılma isteği idi.
Mennan Abi'nin Alsancak'taki "Baki'nin işlettiği yere" sık takıldığım günlerden bir gün İstanbul'dan iki arkadaşımla karşılaştım. Ismarladığım iki dondurmayı bitirdiklerinde ben teknik adamlık isteğini bir kenara koyup, hazır giyim satıcısı olmuştum bile.

Bir biçimde bizim evrenimiz
Dört yıl sonra da battım. Sonra uzun yıllar özel sektör falan filan. Sıkıntım, batırdığım paralar, yıllarca kavga ettiğim patronlarım, kovulduğum işyerleri değildi.
O insanı kendinden geçiren büyülü mekanın yani kulübenin içinde, yanında, önünde olamamaktı. Oyun alanından tribüne çıkalı uzun yıllar oldu.
Hala özenle, özlemle bakarım yeşil çimlerin üzerine hep. Ama iki gözümden biri yine de o kulübenin içindeki, yanındaki, önündeki adama takılır. Bir yandan beni hazır giyimci yapan arkadaşlarıma kızarım, öte yandan kulübedeki adamı kıskanırım.
İşleri ne denli zor, sorunlu olsa da. Orası, bir biçimde bizim evrenimiz. Ait olduğumuz yer. Baktıkça hala öykünürüm.


egespor@milliyet.com.tr




EGE
Baktıkça öykünürüm
Emeklilik hakkında her şey
Geçmişe sahip çıkmayan toplumlar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet