Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Vahdettin!


Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedemin izlerini merak ederek avare avare dolaşıyorum.
Hicaz Demiryolu İstasyonu.
Abdülhamit tarafından yapılmış. Şirin bir yapı ama dökülüyor. Müzeleştirilmiş.
Arka tarafta, rayın üstünde bir vagon dikkatimi çekiyor. Üstüne İngilizce bir plaket iğreti biçimde iliştirilmiş. İkinci Abdülhamid'e ait bir vagon. Şimdi sıradan bir kafe olarak kullanılıyor.
Kimsecikler yok.
Kendi başıma kahve içiyorum.
Sonra, Emeviye Camii.
Tarihle flört edercesine bir duygu içinde dolaşıyorum. Bir zamanlar Roma tapınağı imiş. Bizans'ta kilise olmuş. Sonra da cami...
Tarih böyle bu topraklarda. Her yerde kat kat kendini belli ediyor.
Yanımda Falih Rıfkı Atay'ın kitabı:
Zeytindağı!
Bu coğrafyadaki en iyi yol arkadaşlarımdan biri. Caminin büyük mermer avlusunda serin bir köşeye oturup sayfaları karıştırıyorum:
"Atlı arabalar hazırlanırdı. Cemal Paşa yaverleriyle ön arabada, hocalar sıra ile öteki arabalarda, iki saf asker arasından geçilerek Emeviye Camisi'ne gidilir, Cuma namazı kılınırdı. Ortaçağ havası ve dekoru içinde, Alman kesimi kumandan esvabı ve biraz yana yatık kalpak, sömürge havalarını hatıra getiriyordu."
Süleymaniye Külliyesi... Süleymaniye Camii.. Mimar Sinan'ın ilk yapıtlarından..
Dökülüyor. İki yıldır kapalıymış, çökme tehlikesi yüzünden...
İşte, Vahdettin'in mezarı.
Son Osmanlı Padişahı'nın...
Bir portakal ağacının dibinde yatıyor. Bakımlı bir mezar değil. Mütevazı taşında şunları yazılı:
"Sultanoğlu Sultan Altıncı Muhammed Vahidettin Han ruhuna fatiha. Veladedi 21 Şubat 1861, vefatı 16 Mayıs 1926."
Anadolu'ya yakın bir yerde gömülmek istemiş, İtalya'dan Şam'a getirmişler...
Şam'dan bu köşeye yazmıştım:
"Bir Osmanlı Padişahı, üstelik en son Osmanlı Padişahı niye Şam'da yatsın? Niye İstanbul'a getirilmesin ki?.."
Bunu daha önce de bir vesileyle, ama bir boyut daha katarak yazmıştım. 1990'ların başıydı sanıyorum. "Sultan Vahdettin de, Nâzım Hikmet de, iki 'vatan haini' de İstanbul'a getirilsin" demiştim.
Çok tepki almıştım.
Tarihte Vahdettin'e herhangi bir sempatim yoktu. Türkiye'nin İstiklâl Savaşı'nda olumsuz rolünün fazlasıyla ağır bastığına inanıyordum. Buna karşılık Nâzım Hikmet çok sevdiğim bir şairdi. Vatan haini olduğuna da inanmıyordum.
Bunları niçin mi hatırladım?
Sır değil.
Ecevit'in çıkıp Padişah Vahdettin'in vatan haini olmadığını söylemesi üzerine kopan kızılca kıyamet üzerine yazıyorum bu satırları.
Bir noktayı belirtmeliyim:
Demeçlerin, yazıların hiçbirini okumadım. Sadece başlıklarına şöyle bir göz attım. Kimilerinin burnundan soluyarak götürdükleri bu tartışma doğrusu beni hiç heyecanlandırmadı.
Neden mi?
Çünkü tarih yine politize edildi. Tarih yine politikaya alet edildi. Tarih yine düşmanlıkların tazelenmesi için bir alet olarak kullanıldı. Ve herkes yine bilinen eldivenlerini giydi, baltalarını çıkardı ve karşısındakiyle kavgaya tutuştu.
Kimin ne diyeceği baştan belliydi.
Ve de heyecan vermiyordu.
Ama bu tartışmanın bana eğlenceli gelen bir yanına dokunmadan edemeyeceğim:
Demirel - Ecevit kavgası!
Bu ikili, seksen yaşında bile birbirlerine yine yüzseksen derece ters düşebildiler. Biri, Vahdettin hain değil derken, öteki katıksız Atatürkçü kesildi.
Hoştu doğrusu...
İyi pazarlar!

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Azzam Tugayları
MISIR'DA Şarm El Şeyh'te 88 insanı öldüren te...
Çetin ALTAN
Kel başa şimşir tarak, palavracı ustaya yalancı çırak...
İncili Çavuş'a sormuşlar:
Melih AŞIK
İnalcık gözüyle...
Padişah Vahdettin hain miydi tartışmasında ac...
Fikret BİLA
Kürt sorununda Amerika ve AB'nin tutumu
PKK terörünün yeniden tırmanmasıyla gündemle ...
Hasan CEMAL
Vahdettin!
Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedem...
Güneri CIVAOĞLU
Şiddetin DNA'sı
Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, ...
Can DÜNDAR
Lozan kriterleri
Lozan deyince aklıma en çok o "teras sahnesi"...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarla konuşmadan listenizi hazırlamayın
Tercih listelerinize son şeklini vermeden önc...
Mehmet Y. YILMAZ
Trajikomik saltanat öyküleri..
Türkiye'nin ilk "popüler tarih yazarı" Reşat ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
BUGÜN değişik bir "kıssadan hisse" yazalım......
Derya SAZAK
Göcek'i koruyalım
Karadeniz'de deniz dolgusuyla yol inşaatına k...
Meral TAMER
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütle...
Tamer HEPER
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin a...
Güngör URAS
"Sandık vetosu"
Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketleri...

© 2005 Milliyet