Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şiddetin DNA'sı


Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, İstanbul, Madrid, Londra'daki El Kaide saldırılarının DNA'sıyla çözmeye çalışalım.
Devrimci, kuramcı Frantz Fanon, "şiddetin peygamberi" olarak görülmüştür.
Fanon'un, "Dünyanın Biçareleri" adlı yapıtında şöyle bir cümle vardır:
"Sömürge insanı, şiddet içinde ve onun aracılığıyla kendini özgürleştirir."
21. yüzyılı sarsan ve kökünü 20. yüzyıldan alan terör örgütlerinin genellikle "dünün sömürge ülkeler coğrafyalarından" çıkması rastlantı değildir ve Martinik doğumlu psikiyatr ve Cezayirli özgürlük savaşçısı Fanon'u doğrulamaktadır.
Fanon'a göre, "dünün kurbanlarına" sömürgeci şiddet uygulanmıştır. Zamanla, kendi hayatlarının efendileri olmak için kurbanlar da şiddete başvurmuşlardır.
"Yerlinin şiddetine yakıt sağlayan haksızlık, zamanla eski yerleşimciye karşı şiddete yakıt olmaya dönüşmüştür."
Fanon'un bu savlarıyla aslında lanetlenmesi gerekirken, mezarı başında hümanist entelektüeller saygı duruşunda bulunmuşlardı.
Çünkü Fanon, sömürgeciye karşı sömürülenleri ve onların şiddete başvurarak direniş hareketlerine arka çıkıyordu.
Acaba... New York, İstanbul, Madrid, Londra'da terör kıyımlarını öngörebilselerdi, "şiddetin peygamberi" Fanon'un mezarı başında gene de saygı duruşunda bulunurlar mıydı?
.....................
Aslında... Avrupalı ve Amerikalı için, "sömürgecinin, yerliye uyguladığı şiddet, tarih boyunca meşru görülmüştür."
Fanon, işte bunu vurguluyordu.
20. yüzyılın ilk soykırımı, Almanların 1904'te Güneybatı Afrika'da Herero halkını yok etmeleriydi.
Tarihte uçaktan ilk bomba, İtalyanlar tarafından Afrika'da Tripolis dışındaki bir vahada patlamıştı.
İlk sistematik hava bombardımanı, İngilizler tarafından 1920'de Somalililere karşı yapılmıştı.
Cezayir'de, Vietnam'da, Fransızlar soykırım uyguladılar.
Yeni Zelanda'nın Maorilerini de İngilizler yok ettiler. Avustralya'nın Aborjinlerine yurttaşlık hakkı bile vermediler. Onları kıydılar.
ABD ise, Kızılderili nüfusun kökünü kazıdı.
Batı, "savaş hukukunu" da sadece kendi arasındaki savaşlarda uyguladı. Sömürülenler coğrafyasında "savaş hukuku" yok sayıldı.
Avrupa, Hitler'i neden affedemedi?
Çünkü Hitler, onların sömürge ülkelerinde yaptıklarını ilk kez kısmen de olsa Avrupa'da yapmış ve o yüzden lanetlenmiştir.
.....................
Fanon'a göre, "dünün kurbanları, bugünün failleri olmaya dönüşmüştür." Ağır şiddete maruz kalan coğrafyaların insanları, şiddet kültürü içinde şiddet çiçekleri açmışlardır.
.....................
İnsanlık, bu bedeli çok ağır ödüyor.
Prof. Huntington, bu çizgi üzerinde kaçınılmaz bir "uygarlıklar çatışması" öngörmüştür.
Prof. Bernard Lewis ise, "iyi Müslüman, kötü Müslüman" ayırımını yapmaktadır. Ona göre, iyi Müslüman ile kötü Müslüman çatışacaklardır. Batı, bu çatışmanın içine girmemeli, onların hesaplaşmasına seyirci kalmalıdır.
El Kaide'nin İstanbul'u, Mısır'ı vurması, Irak yönetimine ve Iraklı memurlara suikastlar, Bernard Lewis'in teorisine kanıtlar sunuyor ama Bush'un ABD'si de Irak'ı vurmakla Prof. Huntington'u mu haklı çıkarmakta?
Belki kavramların arapsaçına döndüğü bir karmaşa sürecindeyiz.
Ne olursa olsun... "İslam adına" iddiasıyla El Kaide ve diğerlerinin işledikleri insanlık suçları, milyarın üzerinde Müslüman nüfusa da büyük kötülüktür, hainliktir.
Meşum eylemleriyle küresel kamuoyunda tüm Müslümanlar, Müslüman bebeler, hatta daha doğmamış ana karnındaki Müslüman ceninler bile bu katiller yüzünden yargısız infazın, önyargıların kurbanları haline gelebilirler.
Bu uğursuz süreç durdurulmalı.
.....................
Not: Yukarıdaki satırlar için bakınız... İyi Müslüman, Kötü Müslüman. Mahmood Mamdani. Binbir Kitap Yayınları. Haziran 2005.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Azzam Tugayları
MISIR'DA Şarm El Şeyh'te 88 insanı öldüren te...
Çetin ALTAN
Kel başa şimşir tarak, palavracı ustaya yalancı çırak...
İncili Çavuş'a sormuşlar:
Melih AŞIK
İnalcık gözüyle...
Padişah Vahdettin hain miydi tartışmasında ac...
Fikret BİLA
Kürt sorununda Amerika ve AB'nin tutumu
PKK terörünün yeniden tırmanmasıyla gündemle ...
Hasan CEMAL
Vahdettin!
Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedem...
Güneri CIVAOĞLU
Şiddetin DNA'sı
Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, ...
Can DÜNDAR
Lozan kriterleri
Lozan deyince aklıma en çok o "teras sahnesi"...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarla konuşmadan listenizi hazırlamayın
Tercih listelerinize son şeklini vermeden önc...
Mehmet Y. YILMAZ
Trajikomik saltanat öyküleri..
Türkiye'nin ilk "popüler tarih yazarı" Reşat ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
BUGÜN değişik bir "kıssadan hisse" yazalım......
Derya SAZAK
Göcek'i koruyalım
Karadeniz'de deniz dolgusuyla yol inşaatına k...
Meral TAMER
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütle...
Tamer HEPER
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin a...
Güngör URAS
"Sandık vetosu"
Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketleri...

© 2005 Milliyet