Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)


3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütleri tartışmasında bugün söz okurlarımızın:
  • ERCAN YÜCAL: Tespitlerinize tamamen katılmakla birlikte, sizin nezaketen kullandığınıza inandığım "bazı STK'lar" yerine "birçok STK" ifadesinin kullanılması daha doğru. Bugün STK'lar, emperyalist sistemin askerleri gibi kullanılıyorlar artık. Arundhati Roy'un dediği gibi "ABD nereye gidecekse, önceden STK'lar gidiyor. Ne kadar çok STK görürseniz o kadar emin olabilirsiniz ki, bir felaket yaklaşıyor. Çokuluslu şirketler gelmeden STK'lar gelip araziyi işgal ediyorlar." Çünkü bu zahmetsiz bir iş. Burada askerleri ölmüyor. Böylece kendi kamuoylarının tepkisini çekmiyorlar. Sadece paranın gücü kullanılıyor.

  • Hiçbir yerden destek almayan STK'ları belirleyip bunları kamuoyuna açıklamak, bundan sonra vatandaşlarımızın bu tür STK'lara destek vermesi yönünde yönlendirme yapmak, daha sonra da bu tür STK'ları DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTÜ DKÖ olarak isimlendirmek daha doğru olmaz mı?
  • OSMAN OLCAY YAZICI: Bizdeki birçok STK zar zor, kendi yağıyla kavrulup sistemden pay alabilmek için kıvranmaktayken, ne oldu da STK'lar birdenbire küresel yeni dünya düzenine "yol açıcı" öncü kuvvet durumuna geldiler? Küresel rüyadan uyanıp, bir kimlik ve erdem sorgulamasına başlamanın vakti çoktan geldi de, geçiyor.
  • AHMET MUSAOĞLU: 1960'larda işçi sendikalarını, 1970'lerde öğrenci derneklerini, 1980'lerde STK'ları üretip ülkeleri yönettiler. Bu kadar basit!
  • HÜR DEMOKRATLAR DERNEĞİ SAYMANI HASAN TUNCER: Ne demek sivil toplum örgütü? Bir misyonu olacak, bir amacı - felsefesi olacak ve bireyler gönüllü olarak bu misyonun etrafında toplanacaklar. Düzenli aidat ödeyecekler, ayrıca imkânı olanlar bağış da yapacaklar. Bir amatör ruh, bir heyecan olması lazım. Türkiye'de STK tanımına uyan çok az STK var.

  • Verheugen'in bahsettiği STK'lar bu değil. AB'den bize "Sizin sivil toplum örgütleri nerede?" diye soruyorlar. Ben de size sorayım: Nerede bizim STK'lar? Kimisi STK'yı kendi çiftliği gibi kullanıyor, kimisi bir takım odaklardan para alıp, onların politikalarını yaymaya çalışıyor. Halktan tamamen kopuklar.
    Gerçek sivil toplumun geliştirilmesi, birey bilinciyle çok alakalı. Bireyi örgüte çekmekte zorlanıyorsunuz, aidat toplamakta zorlanıyorsunuz. Bizim derneğimizde bile bazı arkadaşlarımız "Sporsor bulalım, büyük bağışçılara gidelim" diyorlar. Günümüzde insanlar kolayın ve rahatın peşinde. Halbuki sivil toplum yolu zor bir yoldur. Para işi çok hassas bir konudur. Aidat işini oturtmamışsanız, dernek kendi ayakları üzerinde duramıyorsa, zaten sivil toplum özelliğini kazanmıyor.
  • DR. ZEKİ SAYMAN: STK'ların bağımsız olanı yok diyebilirim. Bunu küreselleşmenin tabii bir sonucu olarak görmelisiniz. STK'lar, küreselleşmenin üç ayağından biri; diğer ikisi ise bürokrasi ve serbest pazar ekonomisi. Bu 3'lü içinde en önemlisi STK'lar. Çünkü kamusal alanda sivil bir organizasyon olarak, iktidarlara paralel güç oluşturma potansiyeli mevcut. Yeterli gücü bulduklarında, iktidarları alaşağı edebilirler. Örneklerini yakın zamanlarda birçok ülkede yaşadık. Dolayısıyla belli merkezlerin iştahını kabartan bir hareket olması kaçınılmaz. Hatta o merkezler tarafından yönetilmesi de... Siyasette ülkemizde yelpazenin her tarafındaki liderlerin cemaatleri ziyaretini de bu güçle izah edebilirsiniz. Son zamanlarda fark edilebileceği gibi parlamento dışı muhalefet, parlamento içi muhalefetten daha güçlü ve alt edilmesi zor olacak gibidir. İktidarlar bu güçlere dikkat etmek ve kızdırmamak zorundadır.


  • mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Azzam Tugayları
    MISIR'DA Şarm El Şeyh'te 88 insanı öldüren te...
    Çetin ALTAN
    Kel başa şimşir tarak, palavracı ustaya yalancı çırak...
    İncili Çavuş'a sormuşlar:
    Melih AŞIK
    İnalcık gözüyle...
    Padişah Vahdettin hain miydi tartışmasında ac...
    Fikret BİLA
    Kürt sorununda Amerika ve AB'nin tutumu
    PKK terörünün yeniden tırmanmasıyla gündemle ...
    Hasan CEMAL
    Vahdettin!
    Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedem...
    Güneri CIVAOĞLU
    Şiddetin DNA'sı
    Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, ...
    Can DÜNDAR
    Lozan kriterleri
    Lozan deyince aklıma en çok o "teras sahnesi"...
    Abbas GÜÇLÜ
    Okullarla konuşmadan listenizi hazırlamayın
    Tercih listelerinize son şeklini vermeden önc...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Trajikomik saltanat öyküleri..
    Türkiye'nin ilk "popüler tarih yazarı" Reşat ...
    Hasan PULUR
    Kıssadan hisse...
    BUGÜN değişik bir "kıssadan hisse" yazalım......
    Derya SAZAK
    Göcek'i koruyalım
    Karadeniz'de deniz dolgusuyla yol inşaatına k...
    Meral TAMER
    Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
    3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütle...
    Tamer HEPER
    Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
    Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin a...
    Güngör URAS
    "Sandık vetosu"
    Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketleri...

    © 2005 Milliyet