|
 |
|
|
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütleri tartışmasında bugün söz okurlarımızın:
ERCAN YÜCAL: Tespitlerinize tamamen katılmakla birlikte, sizin nezaketen kullandığınıza inandığım "bazı STK'lar" yerine "birçok STK" ifadesinin kullanılması daha doğru. Bugün STK'lar, emperyalist sistemin askerleri gibi kullanılıyorlar artık. Arundhati Roy'un dediği gibi "ABD nereye gidecekse, önceden STK'lar gidiyor. Ne kadar çok STK görürseniz o kadar emin olabilirsiniz ki, bir felaket yaklaşıyor. Çokuluslu şirketler gelmeden STK'lar gelip araziyi işgal ediyorlar." Çünkü bu zahmetsiz bir iş. Burada askerleri ölmüyor. Böylece kendi kamuoylarının tepkisini çekmiyorlar. Sadece paranın gücü kullanılıyor.
Hiçbir yerden destek almayan STK'ları belirleyip bunları kamuoyuna açıklamak, bundan sonra vatandaşlarımızın bu tür STK'lara destek vermesi yönünde yönlendirme yapmak, daha sonra da bu tür STK'ları DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTÜ DKÖ olarak isimlendirmek daha doğru olmaz mı?
OSMAN OLCAY YAZICI: Bizdeki birçok STK zar zor, kendi yağıyla kavrulup sistemden pay alabilmek için kıvranmaktayken, ne oldu da STK'lar birdenbire küresel yeni dünya düzenine "yol açıcı" öncü kuvvet durumuna geldiler? Küresel rüyadan uyanıp, bir kimlik ve erdem sorgulamasına başlamanın vakti çoktan geldi de, geçiyor. AHMET MUSAOĞLU: 1960'larda işçi sendikalarını, 1970'lerde öğrenci derneklerini, 1980'lerde STK'ları üretip ülkeleri yönettiler. Bu kadar basit!HÜR DEMOKRATLAR DERNEĞİ SAYMANI HASAN TUNCER: Ne demek sivil toplum örgütü? Bir misyonu olacak, bir amacı - felsefesi olacak ve bireyler gönüllü olarak bu misyonun etrafında toplanacaklar. Düzenli aidat ödeyecekler, ayrıca imkânı olanlar bağış da yapacaklar. Bir amatör ruh, bir heyecan olması lazım. Türkiye'de STK tanımına uyan çok az STK var.
Verheugen'in bahsettiği STK'lar bu değil. AB'den bize "Sizin sivil toplum örgütleri nerede?" diye soruyorlar. Ben de size sorayım: Nerede bizim STK'lar? Kimisi STK'yı kendi çiftliği gibi kullanıyor, kimisi bir takım odaklardan para alıp, onların politikalarını yaymaya çalışıyor. Halktan tamamen kopuklar.
Gerçek sivil toplumun geliştirilmesi, birey bilinciyle çok alakalı. Bireyi örgüte çekmekte zorlanıyorsunuz, aidat toplamakta zorlanıyorsunuz. Bizim derneğimizde bile bazı arkadaşlarımız "Sporsor bulalım, büyük bağışçılara gidelim" diyorlar. Günümüzde insanlar kolayın ve rahatın peşinde. Halbuki sivil toplum yolu zor bir yoldur. Para işi çok hassas bir konudur. Aidat işini oturtmamışsanız, dernek kendi ayakları üzerinde duramıyorsa, zaten sivil toplum özelliğini kazanmıyor.
DR. ZEKİ SAYMAN: STK'ların bağımsız olanı yok diyebilirim. Bunu küreselleşmenin tabii bir sonucu olarak görmelisiniz. STK'lar, küreselleşmenin üç ayağından biri; diğer ikisi ise bürokrasi ve serbest pazar ekonomisi. Bu 3'lü içinde en önemlisi STK'lar. Çünkü kamusal alanda sivil bir organizasyon olarak, iktidarlara paralel güç oluşturma potansiyeli mevcut. Yeterli gücü bulduklarında, iktidarları alaşağı edebilirler. Örneklerini yakın zamanlarda birçok ülkede yaşadık. Dolayısıyla belli merkezlerin iştahını kabartan bir hareket olması kaçınılmaz. Hatta o merkezler tarafından yönetilmesi de... Siyasette ülkemizde yelpazenin her tarafındaki liderlerin cemaatleri ziyaretini de bu güçle izah edebilirsiniz. Son zamanlarda fark edilebileceği gibi parlamento dışı muhalefet, parlamento içi muhalefetten daha güçlü ve alt edilmesi zor olacak gibidir. İktidarlar bu güçlere dikkat etmek ve kızdırmamak zorundadır.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|