|
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin arasına girdi. Dışişleri Bakanlığı'nda görevli bir vatandaşın üzerinden geçti ve bu kişi mucize kabilinden ölmedi, ama hastanelik oldu. Botu kullananlar yakalandı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Genişçe bir haberin özetini okudunuz.
Bu bot benim üzerimden geçseydi haberiniz olur muydu? Olmazdı. Bu bot benim üzerimden geçseydi, bu botu kullanan kişi yakalanır, adliyeye sevk edilir miydi? Edilmezdi. Çünkü:
Yıllar yılı yaz aylarında vatandaşlar bu nedenle telef oluyor. Çoluk çocuğun elinde oyuncak olan botlar ve jet-ski'ler plajların içinde alabildiğine dolaşıyor. Bunlara bir de acemilerin elinde oyuncağa dönen rüzgâr sörfü katıldı. Peki bugüne kadar vatandaşın hayatını koruyacak bir önlem alındı mı? Nerede?
Bu olayın haber olması ve botu kullananın yakalanıp adliyelik olması bu olayda botu kullananın şanssızlığı, çünkü gelip benim üzerimden geçmedi de gitti Dışişleri Bakanlığı Protokol Daire Başkanı'nın üzerinden geçti.
Biliyorsunuz protokole dahil zevatın cep telefonu çalındı, telefonlar iki-üç saat içinde bulundu. Benim üç yıl önce evim, iki yıl önce bürom, bir yıl önce de yazlığım soyuldu, çalınanlar gitti gider. Yani havan varsa hırsıza uğursuza karşı, aynı zamanda sigortan da var. Havan yoksa her şeye layıksın, evin de soyulur, üzerinden bot da geçer.
Şimdi son soruyu soruyorum. Protokol Daire Başkanı'nın (hiçbirimizin böyle bir şey olmasını arzu etmediğimiz, kendisine geçmiş olsun temennilerini ilettiğimiz) başına gelen olaydan sonra olayın ehemmiyeti anlaşılıp da bir önlem alındı mı? Yanıtını vereyim, koskocaman bir HAYIR...
Yani sonuçta yine vatandaş Allah'a emanet, vatandaşı biçen biçer, sonra "tekne ile kaçtı" denilir, ne zamana kadar? Hayatı önemli birinin başına bir kaza gelene kadar. Vatandaşın ki mi? Ne önemi var, botun üzerindeki yavrucukların eğlencesine engel olmaya değer mi?
tamerheper@host.com
|
|