Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!


Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin arasına girdi. Dışişleri Bakanlığı'nda görevli bir vatandaşın üzerinden geçti ve bu kişi mucize kabilinden ölmedi, ama hastanelik oldu. Botu kullananlar yakalandı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Genişçe bir haberin özetini okudunuz.
Bu bot benim üzerimden geçseydi haberiniz olur muydu? Olmazdı. Bu bot benim üzerimden geçseydi, bu botu kullanan kişi yakalanır, adliyeye sevk edilir miydi? Edilmezdi. Çünkü:
Yıllar yılı yaz aylarında vatandaşlar bu nedenle telef oluyor. Çoluk çocuğun elinde oyuncak olan botlar ve jet-ski'ler plajların içinde alabildiğine dolaşıyor. Bunlara bir de acemilerin elinde oyuncağa dönen rüzgâr sörfü katıldı. Peki bugüne kadar vatandaşın hayatını koruyacak bir önlem alındı mı? Nerede?
Bu olayın haber olması ve botu kullananın yakalanıp adliyelik olması bu olayda botu kullananın şanssızlığı, çünkü gelip benim üzerimden geçmedi de gitti Dışişleri Bakanlığı Protokol Daire Başkanı'nın üzerinden geçti.
Biliyorsunuz protokole dahil zevatın cep telefonu çalındı, telefonlar iki-üç saat içinde bulundu. Benim üç yıl önce evim, iki yıl önce bürom, bir yıl önce de yazlığım soyuldu, çalınanlar gitti gider. Yani havan varsa hırsıza uğursuza karşı, aynı zamanda sigortan da var. Havan yoksa her şeye layıksın, evin de soyulur, üzerinden bot da geçer.
Şimdi son soruyu soruyorum. Protokol Daire Başkanı'nın (hiçbirimizin böyle bir şey olmasını arzu etmediğimiz, kendisine geçmiş olsun temennilerini ilettiğimiz) başına gelen olaydan sonra olayın ehemmiyeti anlaşılıp da bir önlem alındı mı? Yanıtını vereyim, koskocaman bir HAYIR...
Yani sonuçta yine vatandaş Allah'a emanet, vatandaşı biçen biçer, sonra "tekne ile kaçtı" denilir, ne zamana kadar? Hayatı önemli birinin başına bir kaza gelene kadar. Vatandaşın ki mi? Ne önemi var, botun üzerindeki yavrucukların eğlencesine engel olmaya değer mi?

tamerheper@host.com








Taha AKYOL
Azzam Tugayları
MISIR'DA Şarm El Şeyh'te 88 insanı öldüren te...
Çetin ALTAN
Kel başa şimşir tarak, palavracı ustaya yalancı çırak...
İncili Çavuş'a sormuşlar:
Melih AŞIK
İnalcık gözüyle...
Padişah Vahdettin hain miydi tartışmasında ac...
Fikret BİLA
Kürt sorununda Amerika ve AB'nin tutumu
PKK terörünün yeniden tırmanmasıyla gündemle ...
Hasan CEMAL
Vahdettin!
Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedem...
Güneri CIVAOĞLU
Şiddetin DNA'sı
Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, ...
Can DÜNDAR
Lozan kriterleri
Lozan deyince aklıma en çok o "teras sahnesi"...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarla konuşmadan listenizi hazırlamayın
Tercih listelerinize son şeklini vermeden önc...
Mehmet Y. YILMAZ
Trajikomik saltanat öyküleri..
Türkiye'nin ilk "popüler tarih yazarı" Reşat ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
BUGÜN değişik bir "kıssadan hisse" yazalım......
Derya SAZAK
Göcek'i koruyalım
Karadeniz'de deniz dolgusuyla yol inşaatına k...
Meral TAMER
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütle...
Tamer HEPER
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin a...
Güngör URAS
"Sandık vetosu"
Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketleri...

© 2005 Milliyet