Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Sandık vetosu"


Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketlerinin ve de odaların çalışanları için kurulan özel sağlık ve emeklilik sandıklarının SSK'ya devredilmesi amacıyla Bankalar Kanunu'nun sonuna eklenen geçici maddeyi veto etti.
Ülkedeki tüm sosyal güvenlik kuruluşlarının (Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur ve de özel sağlık ve emeklilik sandıklarının) bir bütün halinde yeniden yapılandırılması için çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalar "Sosyal Güvenlik Reformu" diye adlandırılıyor. Çalışmalar bitecek, belirlenen modeli uygulamak için TBMM'den kanun çıkarılacak.
Çalışmalar devam ederken, sistemin bütününün ne olacağı belirlenmemiş iken, "paketten cımbız ile" özel sağlık ve emeklilik sandıkları acaba neden çıkarıldı? Sosyal güvenlik ile ilgisi olmayan bir kanunun kuyruğuna bir tek madde eklenerek bu sandıklar acaba neden SSK'ya devredildi?
Çünkü, Yapı Kredi'yi satın alacak olanlar böyle istedi. Yapı Kredi'yi satın alacakların açıklamalarına göre, bankanın çalışanlarının ve emeklilerinin üye olduğu sandığın 500 milyon ile 800 milyon euro dolayında bir açığı var.

Kazanılmış haklar kayboluyor
Alıcılar "Bir kanun çıkarılarak bu açık SSK'nın sırtına bindirilmez ise biz bankayı almayız" diyorlar. Hükümetimiz de "Aman alıcılar Yapı Kredi'yi almaktan vazgeçmesin" diyerek, özel ve güzel bir kanun çıkarıyor.
İşte Cumhurbaşkanı'nın veto ettiği bu... Cumhurbaşkanı diyor ki: "Üyelerine devletin sosyal güvenlik kurumlarından daha üstün güvenlik hakkı sağlayan özel sandıklara el konulması, Anayasa'ya aykırıdır. Emeklilerin, çalışanların kazanılmış hakları elinden alınıyor."
SSK'ya devredilen özel sandıkların nasıl kurulduğunu, nasıl çalıştığını hatırlatayım da neyin ne olduğu daha iyi anlaşılsın.

Sandıkların imkânları fazla
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 20. maddesiyle, bu kanunun yayınından önce, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin, malullük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak amacıyla kurulmuş sandıkların belli şartlara uymaları halinde devamına izin verildi.
506 sayılı kanuna göre statüleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından onaylanan bu sandıkların mali durumları, Çalışma, Maliye ve Ticaret Bakanlıkları'nca müştereken kontrol ve murakabe edilir. Mali durumlarının kontrol ve murakabesi sonunda alınması gereken tedbirlerin, bu sandıkları ve ilgili bulundukları teşekküller tarafından yerine getirilmesi zorunludur. Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) var iken, bu sandıklara ne ihtiyaç var? Var, çünkü bu sandıklar, üyelerine SSK'nın verdiği imkânların üzerinde imkân veriyor.

Daha çok ödeyen çok alıyor
Bu nasıl oluyor? (1) Sandık üyeleri her ay sandığa SSK priminin üzerinde prim ödemesi yapıyor. (2) Sandığı olan kuruluşlar, zaman zaman veya her yıl, çalıştırdıkları personel için sandığa ek bir yardım yapıyor.
Tekrarda yarar var. Bankalar Kanunu'nun kuyruğuna özel madde eklenmesinin tek nedeni Yapı Kredi'yi satın alacak olanların Yapı Kredi sandığından kurtulmak istemesi.
(1) Yapı Kredi sandığının gerçekten açığı var mı yok mu? Bu konuda bilgi yok. Eğer aktüerya hesaplarını, Çalışma, Maliye ve Ticaret Bakanlıkları denetliyor ise, sözü edilen büyüklükte bir açığın oluşmaması gerekir.
(2) Tartışmalarda sadece açığı olan sandıklardan söz ediliyor. Diğer sandıkların genelde açığı yok, büyük varlığı var.
(3) Bu sandıklardan çok sayıda emekli yararlanıyor, çalışan sağlık yardımı görüyor. Müktesep hak diye bir şey var. Kanun ile, emeklilerin ve çalışanların kazanılmış haklarını ellerinden almak yanlıştır.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Azzam Tugayları
MISIR'DA Şarm El Şeyh'te 88 insanı öldüren te...
Çetin ALTAN
Kel başa şimşir tarak, palavracı ustaya yalancı çırak...
İncili Çavuş'a sormuşlar:
Melih AŞIK
İnalcık gözüyle...
Padişah Vahdettin hain miydi tartışmasında ac...
Fikret BİLA
Kürt sorununda Amerika ve AB'nin tutumu
PKK terörünün yeniden tırmanmasıyla gündemle ...
Hasan CEMAL
Vahdettin!
Şam'da bir gün, 1999 yılı. Osmanlı'nın, dedem...
Güneri CIVAOĞLU
Şiddetin DNA'sı
Şarm El Şeyh'teki iğrenç katliamı, New York, ...
Can DÜNDAR
Lozan kriterleri
Lozan deyince aklıma en çok o "teras sahnesi"...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarla konuşmadan listenizi hazırlamayın
Tercih listelerinize son şeklini vermeden önc...
Mehmet Y. YILMAZ
Trajikomik saltanat öyküleri..
Türkiye'nin ilk "popüler tarih yazarı" Reşat ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
BUGÜN değişik bir "kıssadan hisse" yazalım......
Derya SAZAK
Göcek'i koruyalım
Karadeniz'de deniz dolgusuyla yol inşaatına k...
Meral TAMER
Okurlarımız STK'ları tartışıyor (1)
3 gün önce başlattığımız sivil toplum örgütle...
Tamer HEPER
Dokunmayın, çocuklar eğlensin!
Altı metrekarelik bot, Bodrum'da yüzenlerin a...
Güngör URAS
"Sandık vetosu"
Cumhurbaşkanı, bankaların, sigorta şirketleri...

© 2005 Milliyet