Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çin'in yeni kur politikası ve Türkiye


Geçen hafta Çin, parasını dolara karşı yüzde 2.1 oranında revalüe etti. Hem ABD Kongresi'nin Çin mallarına karşı korumacı önlemler alınması yönündeki baskıları hem de Çin'in ekonomisini soğutma ihtiyacı bu gelişmeye yol açtı. Ancak yuanın bu kadar erken revalüe edilmesi piyasalar için sürpriz oldu. Ayrıca Çin yuanın değerini dolara karşı sabitlemekten vazgeçerek, daha esnek bir kur rejimine geçti.
Uluslararası piyasaların gösterdikleri ilk tepki ABD tahvillerinin faizlerinde 0.06 puanlık bir artışa ve doların diğer paralar karşısında değer yitirmesine neden oldu. Bu, sermayenin ABD'den çıkma eğilimine girdiğini gösteriyor.
Hem revalüasyonun beklenenin altında kalması, hem de yuanın belirsiz bir sepete karşı yüzde + 0.3 gibi dar bir koridorda dalgalanmaya bırakılması politika değişikliğinin samimiyeti konusunda soru işaretlerine yol açıyor. Ancak analistlerin büyük bir kısmı bunu uzun dönemli bir değişikliğin başlangıcı olarak görüyorlar.

İkiz açık finansörü
Dünyada son birkaç yıldır Bretton Woods 2 adı verilen ilginç bir sistem geçerliydi. Çin ve diğer Asya ekonomileri paralarının dolar karşısındaki değerini sabit tutmak için dolar ve ABD tahvillerinin en büyük alıcılarıydı. Bu şekilde de ABD'nin ikiz açıklarını finanse ediyorlardı.
Perşembe günü Çin'le birlikte diğer Asya ekonomilerinin de paraları dolar karşısında değer kazandı. Bazı bölge ülkeleri de Çin gibi daha esnek bir kur rejimine geçtiklerini açıkladılar.
Yapılan politika değişikliği Asya merkez bankalarının dolar iştahının azalacağını gösteriyor. Buna bağlı olarak doların diğer paralar karşısında değer kaybetmesi bekleniyor. Bunun yanı sıra Asya merkez bankalarının ABD tahvillerine talebinin azalması, bu ülkenin açıklarının finansmanını zorlaştıracak. Bu ABD'yi bütçe açığını azaltmaya, yani iç talebi kısmaya zorlayacak. Hem doların değer kaybı, hem de iç talebi kısıcı tedbirlerin, küresel düzeyde bir dengesizlik haline gelen, ABD cari açığını azaltması bekleniyor.
Uyumun böyle yumuşak olmayacağını iddia edenler de var. ABD'nin bütçe açığını daraltmakta zorlanacağı söyleniyor. Buna bağlı olarak faizlerin aşırı yükselmesi sonucunda ABD gayrimenkul piyasasında oluşan balonun patlaması sert bir inişe de yol açabilir.
Ancak Asya ekonomileri bu politikalarda samimi değillerse, bugünkü oyunun daha da güçlenerek devam etmesi bekleniyor. Uluslararası sermayenin, paraları değer kazanan bu ekonomilere olan iştahı arttı. Bunun yaratacağı baskıya Asya merkez bankalarının direnmesi çok daha fazla dolar almalarını ve ABD tahvillerine yatırmalarını gerektirecek. Bu yolla da mevcut küresel dengesizliğin daha da artması kaçınılmaz olacak.

Esnek kur
Bu gelişmelerin bizim ekonomimize etkilerini ise uluslararası sermaye hareketlerinin yönü belirleyecek. Bu değişiklik, sermayenin ABD dışındaki ekonomilere duyduğu iştahı artıracağa benziyor. İlk etkiye baktığımızda biz de bundan nasibimizi aldık. TL de yuan gibi dolar karşısında değer kazanma eğilimine girdi. Uluslararası piyasalar ABD'nin Çin'e karşı rekabet gücünün artmasına izin verirken, Türkiye'ye aynı olanağı tanımadı. Bunun ileride yaratacağı dalgalanmadan endişe eden TCMB de döviz piyasasına doğrudan müdahale etti.
Asya ekonomilerinin daha esnek bir kur politikasına geçmeleri, eğer ABD'de sert bir inişe yol açmazsa, Türk ekonomisinin, cari açığın üzerinde fon sağlamaya devam etme olasılığını artırıyor. Demek ki TL'nin değer kazanma süreci ve yerli üretim üzerindeki rekabet baskısı sürecek. Buna bağlı cari açıktaki artışı, dalgalı kurun veya döviz piyasalarına doğrudan müdahalelerin düzeltmesi çok zor.

Üretimdeki yükler
Uluslararası sermaye girişini yönetmek için TCMB, Hazine ve BDDK'nın daha etkili işbirliğiyle yeni stratejiler geliştirmeleri gerekiyor. Tek başına bu da yeterli değil. Başta istihdam olmak üzere üretim üzerindeki kamunun yüklerini, kamu açıklarını artırmadan aşağı çekecek düzenlemelere de acilen ihtiyaç var. Bunu geciktirmenin maliyeti ekonomide yerli istihdam ve üretimin tasfiyesine bağlı, ciddi bir yavaşlama ve büyüyen cari açık/GSMH oranının artırdığı riskler olacaktır.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Ecevit, Demirel, Vahdettin
VAHDETTİN tartışmaları vesilesiyle iki politi...
Çetin ALTAN
Eski bir Türk öyküsü
Bir varmış bir yokmuş; evvel zaman içinde, ka...
Yasemin CONGAR
Global terör, eğriler, doğrular
Dünkü "Sabah" gazetesi, Şarm El Şeyh'te en az...
Can DÜNDAR
Sopa hep başımızda
İtiraf etmeliyim ki, Başmüzakereci'nin makamı...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteyi kazanmak bu yıl daha zor
Üniversiteyi kazanmak, bu yıl geçen yıla göre...
Semih İDİZ
Sınır ötesi harekât, ABD ile çatışmaya götürebilir
Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK kamplarına ka...
Faik ÖZTRAK
Çin'in yeni kur politikası ve Türkiye
Geçen hafta Çin, parasını dolara karşı yüzde ...
Hasan PULUR
Genelleme yapmak...
OLDUM olası genelleme yapmayı sevmeyiz... ...
Ece TEMELKURAN
O günlere dönmek istiyor musunuz?
Arabasına yaslanmış, sükûnet içinde sodasını ...
Yaman TÖRÜNER
Fikri mülkiyet hakları
Yenilik ve icatlar kapitalist sistemin sürükl...
Güngör URAS
Yapı Kredi 'O istenmeyen sandık' için kuruldu
Yapı Kredi'yi satın alacaklar, "Bir kanun çık...
Serpil YILMAZ
Savcı otele soruşturma açınca Başbakan gelmedi
Çin'de bronzlaşmamak için ellerinde şemsiyele...

© 2005 Milliyet