
|
|
|
 |
|
|
Kopya kızlar, erkeğe benzemeyen erkekler!
Yer Galatasaray Adası. Çiçeklerle süslü salıncakta bir kız dans eder gibi kalça kıvırarak sallanıyor. Parmağını ağzına sokup seksi şeyler yapsa salıncaktaki hareketlerinin bir adım ötesine geçmez! Onca seksi pozlarda yani!
www.ilhanuckan.com Faks: (0212) 505 63 88
Geçen gece iki kız arkadaşımla dans etmeye gittik. Yani maksat bir DJ'i dinlemekti ama bana göre DJ fiyaskoydu. Üzgünüm ama sahiden ben arka arkaya daha şahane şeyler çalıyorum; zıplayıp dans etmekten, avaz avaz bağırıp şarkılara eşlik etmekten de imkanı yok kendimi alamıyorum.
Velhasıl alakasız dizilen müzikler bizi baştan çıkaramadığından dans mans edemediğimiz için, etrafı seyre daldık.
Yer Galatasaray Adası.
Çiçeklerle süslü salıncakta bir kız dans eder gibi kalça kıvırarak sallanıyor. Yanında başka bir kız. Aralarındaki tek fark giysilerinin renkleri. Salıncaktaki kız parmağını ağzına sokup seksi şeyler yapsa, bu kıvrak hareketlerinin bir adım ötesine geçmez! Onca seksi pozlarda yani! Yanında da bir dobiş çocukçuk. Kızlar çocuğun yanında böyle hareketler yapıyorlar ama aslında çocuğa yönelik değil bunlar.
Yanımızda bir çift dans ediyor. Kızın üstünde, fırıl fırıl dönse de asla külotu görünecek kadar açılmayacak bir etek var. Ama dans ederlerken çocuk onu etrafında her döndürdüğünde kız hop eteğini tutuyor. Niye? Korsesi mi görünecek diye korkuyor? Elbette etrafı düşündüğü için. Aklı ne müzikte ne de kendisine eşlik eden çocukta. "Çevreden bakanlara iyi görüneyim yeter" derdinde olsa gerek.
Bir de anlamadım, şu mirl modası çok mu hızlı yayıldı bu ülkede, yoksa bütün erkekler gay mi oldu? Ayırt edebilene aşk olsun!
Güzel kocacığım da kıskançlıktan herhalde, bütün gece telefon edip duruyor "Nerede kaldınız?" diye. Etraf erkek dolu sanıyor. Yok bir tanem!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Galatasaray Adası'na giderken yol boyunca yürüyen süslü kızlara baktım. Yanlarındaki erkeklere. Kızların ayaklarında son derece rahatsız topuklu ayakkabılar vardı. Belleri açık ve tenleri cahilce kapkara... Erkeklerse tam tersi, bir tişört, bir kot, yalnız hepsinin boynunda mutlaka birer takı...
Sanki herkes kendilerine has, özel taraflarını saklamak için giyiniyor gibi. Saçı uzun olan kızlar yakışır mı diye düşünmeden Helin Avşar'ın "sahilde kadife eşofmanla 'spor yapicam' niyetine yürüyüşe çıkan kadın modeli" tepeden bir toka dizaynını kopyalamışlar. O kimden kopyaladı bilmem artık. Bir bluzdan aynı mekanda 25 tane görmek de tuhaf!
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Vallahi birbirinin aynı bir sürü kadınla erkeği bir arada görünce neden insanların sevgili bulamadığı daha iyi anlaşılıyor. Karpuz seçer gibi seçmek için iyi karpuzun sesini bilmek gerekir ama karpuz "klon"sa ne yapabilirsiniz ki?
Mesela aynada kendinize bir daha bakıp işaret niyetine minik bir değişiklik yapsanız...
İyi oyunlar herkese...
Erkek köşesi
Karpuz, pardon kız nasıl seçilir?
Diyelim ki bir sevgiliniz yok. Siz de aranıyorsunuz. E, kalabalık mekanlara gidip etrafa bakınmak lazım. İyi ama hepsi aynı bu kızların! Gel de aralarından birini seç! Aslında yolu çok basit. İşte size küçük bir tüyo: Etrafınızdaki kızları tek tek gözden geçirin ve "Bu kime benziyor?" diye sorun kendinize. Ne zaman ki sorunuz yanıtsız kalırsa işte o kız iyi olanıdır. Artık sorun o iyi kız sizinle ilgilenecek mi kısmında. Siz gidin dediğimi test edin, ben sonra size onun ilgisini nasıl çekeceğinizi yazarım...
Öptüm sizi
Cem Yılmaz, Cansu Dere'yle beraber ya hani... Birlikte görünmemeye çalışan Cem Yılmaz uçakta yan yana oturmamak için kendine first class bilet alırken, Cansu'cuğa ekonomi bileti almış! Anlıyoruz ki kızın ilişkideki önemini "ekonomik" olarak değerlendiriyor. İnsanın başına bu gelse yapılacak tek şey uçaktan anında inmek olur. Ama Cansucuğumuz kızmış haliyle en fazla "Rezil oldum. Bari
farklı uçaklarda gitseydik. En azından bu saygısızlığı yaşamamış olurdum" demişmiş... Yani önemli olan Cem'in yaptığı değil de, kızın başkalarına karşı ne duruma düştüğü. "Başkaları ne der?" diye düşündüğünüzde aslında ilişkiniz yok demektir. Öpücüklü bir "Bilirkişi Mührü" buraya pek yakışır!
Haftanın en "kadın gibi kadın"ı!
Müjde Ar'la tanıştım. Küçüklüğümden beri onun filmlerini seyrettiğim için o bana göre televizyonda yaşayan biri. Onun yanında küçük bir kız rolünde olmak tatlı geldi. Uslu uslu böreklerimi yedim, tabağıma üst üste kek koyup az konuşmak için ağzımı dolu tuttum. Onu seyrettim ha bire. Tanıdığım "en kadın gibi kadın"lardan biri olduğuna karar verdim çantama kalan keki paket yapıp koyunca. Onu "sahici kadın" seçmek için kek gibi bir rüşvete gerek var mı? Üşenmeyen oylasın...
|
|
|

|
|