Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Teröroloji, tortellini ve okul çocukları...


"Biz-onlar" ayrımının ötesinde, ortak bir çağı paylaşma çabasının kalem emekçileri; nasıl olduysa oldu, hepimiz bir anda terör uzmanlığına soyunduk...
Siyasal sınır tanımaz görünen kanlı eylemler, yerel nutukları aşan evrensel bir bütünleşmenin de, deparını gerçekleştirdi sanki...
* * *
"Terör" sözcüğü ilk kez nerede nasıl kullanıldı bilmiyorum.
2. Dünya Savaşı sırasında; ne Londra'nın, ne Berlin'in tepesinde patlayan bombalar terör eylemi sayılıyordu; ne de Pearl Harbor baskınıyla, Hiroşima ve Nagasaki'de patlayan atom bombaları...
* * *
Soğuk Savaş yıllarında, Amerikan sineması; gizli ajanların, atom bombası yapımında kullanılan uranyum ve plütonyum gibi maddeleri ele geçirme girişimlerindeki şiddet eylemleri üstünde de yoğunlaşmaya başlamıştı gerçi...
Gerçi Arap petrolcülerine karşı da planlanan şiddet eylemlerini konu almış diziler yapılıyordu Amerikan sinemasında ama; onların hiçbiri, bugünkü "terör"ün içeriğiyle boyutlarını yansıtmıyordu.
Yansıtmıyordu, çünkü siyasal amacıyla, parasal amacı belli olan şiddet eylemleriydi Amerikan sinemasının konu olarak ele aldığı kanlı eylemler...
* * *
Bugünkü evrensel terörün, "kâfirlere karşı İslami cihat" yakıştırması dışında; ne siyasal amacı tam belli, ne de parasal avantası...
Belli olan sadece "İslami" bir koku taşıdığı...
Oysa evrensel terör de, milyarlarca dolarlık bir harcamayla sulanmada... Hiçbir gizli merkez, salt "şan olsun" diye ortalıkta Azrail tırpanı dolaştırmak için milyarlarca doları savurmaz havaya...
* * *
Terör örgütlerinin güncel harcamaları bir yana; iletişim ve ulaşım harcamalarıyla, kullandıkları bomba ve silahların da derinlerdeki kaynakları gerçekten biliniyor mu acaba?
Ve kimler ne kazanıyorlar acaba, başkentlerle turistik yöreleri kana bulayan terör eylemlerine milyarlarca dolar harcamaktan?
* * *
Yeni bir dönemin kanlı mı kanlı rüzgârlarını estiren, evrensel bir terör dalgasının içindeyiz...
Evrensel terör dalgasının ise, en belirgin etiketi "İslami" kokulu olması...
Dünya haritası üstünde İslami kesimin gerek politik, gerek ekonomik, gerek psiko-sosyolojik özelliklerine gelince:
1- Hıristiyan kesimden kendilerini "onlar-biz" diye ayırmaları...
2- Kitlelerin büyük oranda mesleksiz oluşu ve servet sahibi olmanın tek yolunun siyasal iktidar sahipliği olması...
3- Açık deniz ticaretinden yoksun olmaları...
4- Siyasal iktidarların, dış politikalarında kendilerini, "ağabey bir devlet"e göre ayarlamaları...
5- Ulusal gelir biriminin çok düşük ve dağılımının da berbat olması...
6- Kadın-erkek eşitsizliği ve cinsel denklem tablolarında aşırı bir açlık ve tatminsizlik...
7- Okuma-yazma düzeylerinin dışında kalmış olmaları...
8- Tarihsel bir özeleştiriyle, ekonomik bir saydamlaşmayı reddetmeleri...
9- Evrensel hukuk kavramlarını, tanımlarını yapmaya yanaşmadan, kendi siyasal koşullanmalarına göre kullanmaları...
10- Gâvurlara karşı kazanılmış zaferlerle, kendilerini avutmaya çalışmaları...
* * *
Şiddet eylemlerinin Osmanlı tarihindeki kökleri ise tam bir anarşi görünümü sergilemekte...
36 padişahtan 14'ünün neden devrildiği, teker teker incelendiğinde, öncelikle sürekli bir yeniçeri başkaldırısı...
Aynı zamanda halk edebiyatında da yankısını bulan "Celali isyanları"...
Patrona Halil, Kabakçı Mustafa gibi medrese ayaklanmaları...
III. Selim'le birlikte başlayan "yeni bir düzen" aranışının getirdiği bin bir çalkantı...
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ayaklanması ve II. Mahmut'u, Hünkâr İskelesi Antlaşması'yla Romonof Rusya'sına sığınmaya mecbur etmesi...
1. Jön Türk hareketleri...
2. Jön Türk hareketleri...
Osmanlı tarihindeki şiddet eylemleri, kuyruk kuyruğa eklendiğinde; bugünkü terör eylemleri, bir avuç leblebi gibi kalır vallahi...
* * *
Siyasal iktidarların propagandasına göre ayarlanan "resmi tarih" aşırı biçimde hamasetçiliğe abanıyordu...
Hamasetçilik ise her sorunun kaba kuvvetle çözümlenebileceği koşullanmasını perdahlar bireylerde de, sürekli...
Toprak ağaları, aşiret beyleri, tarikat şeyhleri yapılanmasının bile tam aşılamamış olduğu; objektif bir tarih bilincinden yoksum, bütçesindeki dağılımın dahi aşırı yamuk, ekonomik röntgeni saydam olmayan bir ülkede; sevdiği kızı alamayan âşık delikanlı da silaha sarılır, aşırı pahalı arabalarda gözü kalan varoş çocuğu da...
* * *
Siyasal coğrafya tiryakileriyle yerel politikacıların; kendilerini doğal coğrafyayla Kozmos diyalektiğinin dışında sandıklarında; olmadık garip depremlerle de karşılaşmaları kaçınılmaz olmaya başlar...
İtalyan mutfağının beyaz soslu, sevimli, değişik bir makarna spesyalitesi olan tortellini siyasal sınır tanımıyor...
Yapay uydular sayesinde izleyicisi milyarlara çıkan futbol da...
Ulaşımdaki hızlanma sonucu, deniz, göl ve ırmak kıyılarıyla; dağları da paylaşmaya başlayan turistler de...
Şimdi artık evrensel terörizm de, evrensel korunma örgütlenmeleriyle "onlar-biz" ayrımlarını rendeleyip gidecek...
* * *
Bu arada her fakülte, kendi mezunlarının dünyanın nerelerinde ne tür faaliyetler göstererek, ne kazandıklarının da listelerini yayımlasa...
Her öğrenci bilse, fakülte diplomasını aldığında; ülkenin ve dünyanın nerelerinde ne yapacağını ve ne kazanacağını...
Çocuklar da rahat etse, annelerle babalar da ve hatta dedeler de...
* * *
Kendilerinin nasıl geçindiğini hiç mi hiç açıklamayan siyasetçilerle, iri kıyım bürokratlar; modası geçmiş hamasi plakları döndüredursunlar...
Siyasetçi yalanlarının bedellerini de, günahsız yere ödeyenler ödeyedursun...
Ve varmayan da varmasın "yazı bahçelerindeki" görkemli dorukların beyinsel ve gönülsel lezzetine...
* * *
Bu arada Kalamış kıyılarındaki dost bir lokantada sınır tanımayan tortellini ile sınır tanımayan bir kadeh kianti'yi de, ıskalamamak gerekir; öyle değil mi?

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet ve tarih
TELEFONDA 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. ...
Çetin ALTAN
Teröroloji, tortellini ve okul çocukları...
"Biz-onlar" ayrımının ötesinde, ortak bir çağ...
Melih AŞIK
Sonun başlangıcı
Le Figaro gazetesinde ilginç bir haber - yoru...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın İngiltere ziyareti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, İn...
Hasan CEMAL
Beynine beş kurşun!
Terörle mücadele ederken insan hakları... Ter...
Güneri CIVAOĞLU
Ateşle oynamak
Medyada bir haber: "Silahlı Kuvvetleri'nin yö...
Abbas GÜÇLÜ
Hani kalite arıyordunuz?
Milli Eğitim Bakanlığı, hatalar zincirine her...
Nail GÜRELİ
Belediyeciliğin böylesi
Melih Aşık pazar günü iyi demiş; bizdeki poli...
Sami KOHEN
O kadar basit değil...
İLK bakışta Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müş...
Mehmet Y. YILMAZ
Kıbrıs'taki "tarihi" maç!
Lefkoşa'nın Türk tarafına kuşbakışı bakacak o...
Hasan PULUR
Gemi azıya alan atın kuyruğundaki...
ÖNCE Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, arkadan 1...
Meral TAMER
Ben STK'cıyım, (yani iyi insanım); beni eleştiremezsiniz!
Çok tuhaf. Cuma günkü yazımda sizlere "Sivil ...
Ece TEMELKURAN
İçimizdeki 'Turca'
Türk- İslam sentezinin çok gizli estetik anay...
Güngör URAS
Tüpraş ve Ereğli "gitti gider"
Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu sıralam...

© 2005 Milliyet