Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Temmuz 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hani kalite arıyordunuz?


Milli Eğitim Bakanlığı, hatalar zincirine her gün bir yenisini ekliyor. Neredeyse her ay yeni bir reform paketi açan bakanlık, gerekli altyapı olmadığı için büyük hatalar yapmaya başladı. Anadolu liselerinde hazırlık sınıflarının kaldırılması bunun son örneğiydi. Ama şimdi daha büyük yıkımla karşı karşıyayız.
Bakanlık, bina, donanım, öğretmen ve her şeyden de önemlisi, müfredat hiç ortada yokken, liselerin 4 yıla çıkarıldığını açkıladı. Ama okulların açılması yaklaşıp da, uygulamanın nasıl gerçekleşeceği düşünülmeye başlandığında, bunun o kadar kolay olmayacağı anlaşıldı.
Bütünlemeye kalan 450 bine yakın öğrencinin, bir defaya mahsus olmak üzere, sorumlu olarak bir üst sınıfa geçirilmeleri, eğitim adına bir cinayettir. Başarıyı değil, başarısızlığı ödüllendiren sığ bir anlayışın ürünüdür.
Liselere yeni gelecek öğrencilere yer açmak için, bütün yıl sırt üstü yatıp, bütün derslerinden başarısız olan öğrencileri bir üst sınıfa geçirmek, okullardaki otoriteyi ve disiplin anlayışını dejenere edecektir. Hele hele yıl boyu hiç okula gelmeyip, devamsızlıktan kalan öğrencilerin bile af kapsamına alınarak sınıf atlatılması, okul içi eğitime vurulmuş darbelerin en büyüğü olacaktır.
Ayrıca alınan bu karar, bir yıllık bir rahatlama yaratmanın ötesinde bir işe yaramayacaktır. Bakan torpiliyle bir üst sınıfa geçen öğrenciler, gelecek yıl, o sınıfta yıl tekrarı yapmak zorunda kalacaklardır.
Eğitimde uzun yıllar telafisi güç derin yaralar açacak böylesi bir uygulama yerine, 4 yıllık lise eğitimine geçişi, kademeli olarak 3 yıla yaymak, çok daha akılcı olacaktır.

Aman siz de tercih kurbanı olmayın
Adayların fakültelere yerleştirilmesinde en önemli kriter ne? Ya da bir başka deyişle sıralama neye göre yapılmalı?
Puana göre mi?
Yüzdelik sıraya göre mi?
Başarı sırasına göre mi?
Geçen yıl en son kaçıncı öğrencinin kaçıncı sıradan alındığına göre mi?
Yoksa tüm bunların çok ötesinde istek sırasına göre mi yapılmalıdır.
Bu konuda velilerin de adayların da kafası karma karışık. Çünkü her kafadan bir ses çıkıyor. Okuldaki öğretmenler, dershanedeki rehber öğretmenler, aile büyükleri, gazeteler ve kendisini konunun uzmanı sanan hemen herkes çok farklı seçenekler ortaya koyuyor.

Büyüklere kulak verin ama
Okullar ve dershanelere karşı, bu konuda çok dikkatli olmalısınız. Onların tek hedefi, okul ve dershanelerinin başarı ortalamasını yükseltmek. Kazanan öğrenci sayısı ne kadar yüksek olursa, o kadar reklam yapacaklar. Öğrenciler istedikleri fakülteye girmiş, girememiş çok fazla umurlarında değil. İçlerinde çok iyi niyetliler yok mu? Elbette var. Ama öğrenciyi istismar edenlerin sayısı o kadar çok ki! Bu yüzden dershanelerde yapılan sıralamaları, bir kez daha gözden geçirmenizde yarar var.
Aile büyüklerine gelince: Çok iyi niyetli olduklarından şüphe yok. Ama öğrenciyi düşüneni bulmak zor. Geçmişte kendileri neyi kaçırmışlarsa, onu çocukları üzerinden gerçekleştirmek istiyorlar. Örneğin doktor ya da mühendis olmak isteyip de çeşitli nedenlerle olamamışlarsa, çocukları ille de doktor, mühendis olsun istiyorlar. Çocuklarının bu konuda ne düşündüklerine hiç aldırmadan bu yönde yoğun baskı yapıyorlar.
Diğer aile büyükleri ya da konu komşunun da anne babalardan farkı yok. Onlar da kafalarındaki mesleği adaya dayatmaya çalışıyorlar. Bazen bu baskılar öylesine yoğun oluyor ki, herhangi bir mesleğe karşı sempati duyan öğrenciler bile bir anda o meslekten soğuyorlar.
Gazetelerde, dergilerde ya da televizyonlarda bu işin uzmanıyız diye geçinenlerin yaptığı hataların sayısı da bini geçti. Bu yüzden onların verdiği her bilgiyi de yeniden gözden geçirmekte yarar var.
Peki, herkesin verdiği bilgilere ya da desteğe önyargılı bir şekilde bakarsak bu işin içinden nasıl çıkacağız, diyenlerin sesini duyar gibi oluyorum.
Bu konuda güveneceğiniz en önemli isim, kendinizsiniz. Gelecek de sizin. Kazandığınız üniversitede okuyacak olan da sizsiniz.
Bize düşen görev, sizin sağlıklı karar vermenizi kolaylaştıracak doneleri sunmak. Bu konuda, ilgili tüm kurum ve kişilerden sizlere bilgi akıtacağız. İçinden çıkamadığınız tüm konulara açıklık getireceğiz. Ama sizden de tek isteğimiz var: Ne olur geleceğinizi tesadüflere ve başkalarına bırakmayın.
Evet, tercih sıralaması, çok bilinmeyenli bir denklem gibi, ama bunu başarabilirsiniz. Tercih kurbanı olup birkaç yılınızın yanmasını istemiyorsanız, bunu başarmak zorundasınız.

Puanlar ne kadar yükselir?
Şimdi tekrar yazımızın başına döndüğümüzde, yani sıralamayı hangi kriterlere göre yapacağımıza yöneldiğimizde, en önemli referansınız siz ve hayalleriniz olmalıdır.
Örneğin İstanbul'da vakıflar da dahil pek çok hukuk fakültesi var. Elinizdeki puan ve ekonomik gücünüz, hemen hepsine de yetiyor. İstediğinize girebilirsiniz. İşte bu noktada, ne yüzdelik dilim önemli ne de puan, önemli olan, hangi üniversitede okumak istediğiniz. İstanbul mu, Marmara mı ya da diğerleri mi? Buna karar verin, gerisi gelecektir.
Bu arada ille de kaç puan aralığında tercihimizi yapabiliriz diyenler için de şu bilgileri verebiliriz. ÖSYM Başkanı Yarımağan puanlarda teknik olarak 6 puana varan yükselmeler olabileceğini söyledi. Bu puan aralığı, tercihlerin yoğun olduğu bölümlerde 10 puana kadar çıkabilir. Bu yüzden kendi puanınızdan 10 puan aşağı ve 10 puan yukarıya kadar yani 20 puan aralığında bir sıralama yapabilirsiniz.

ALO DESTEK HATTI
Abbas Güçlü'ye sorularınızı haftaiçi 11.30 - 13.30 saatleri arasında (0212) 505 63 21 nolu telefondan canlı olarak sorabilirsiniz.

Rektörler ne diyor? (Marmara Üniversitesi - Prof. Dr. Tunç Erem)
Öğrenci neden Marmara Üniversitesi'ni seçsin?
Marmara Üniversitesi, Türkiye'de dört dilde eğitim yapan tek üniversite. Ayrıca Güzel Sanatlar'dan Tıpa, Hukuk'tan Spor'a kadar çok geniş bir eğitim yelpazesine sahip. Avrupa Ünivesiteler Birliği'ne üyeyiz. Birçok üniversite ile öğrenci değişimi yapıyoruz. Marmara Üniversiteli olmak bir ayrıcalıktır.

Gelecğin yıldızı parlayan sektörleri ve meslekleri sizce neler olabilir?
Bilişim sektörü, özellikle program yazılımcılığı, genetik, uluslararası pazarlama, AB uzmanlığı, turizm, endüstriyel tasarım.

Öğrencilere neler sunuyorsunuz?
Her alanda kaliteli bir eğitim vaat ediyoruz. Mekatronik laboratuvarımız, Avrupa'nın en iyilerinden. Kız öğrenci yurtlarımız ve başarılı öğrenciler için rektörlük burslarımız var. İleri üretim ve yönetim laboratuvarlarımız bulunuyor. Tam bir kent üniversitesiyiz. Yönetimi zor ama öğrenciler hep hayatın içinde.

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet ve tarih
TELEFONDA 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. ...
Çetin ALTAN
Teröroloji, tortellini ve okul çocukları...
"Biz-onlar" ayrımının ötesinde, ortak bir çağ...
Melih AŞIK
Sonun başlangıcı
Le Figaro gazetesinde ilginç bir haber - yoru...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın İngiltere ziyareti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, İn...
Hasan CEMAL
Beynine beş kurşun!
Terörle mücadele ederken insan hakları... Ter...
Güneri CIVAOĞLU
Ateşle oynamak
Medyada bir haber: "Silahlı Kuvvetleri'nin yö...
Abbas GÜÇLÜ
Hani kalite arıyordunuz?
Milli Eğitim Bakanlığı, hatalar zincirine her...
Nail GÜRELİ
Belediyeciliğin böylesi
Melih Aşık pazar günü iyi demiş; bizdeki poli...
Sami KOHEN
O kadar basit değil...
İLK bakışta Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müş...
Mehmet Y. YILMAZ
Kıbrıs'taki "tarihi" maç!
Lefkoşa'nın Türk tarafına kuşbakışı bakacak o...
Hasan PULUR
Gemi azıya alan atın kuyruğundaki...
ÖNCE Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, arkadan 1...
Meral TAMER
Ben STK'cıyım, (yani iyi insanım); beni eleştiremezsiniz!
Çok tuhaf. Cuma günkü yazımda sizlere "Sivil ...
Ece TEMELKURAN
İçimizdeki 'Turca'
Türk- İslam sentezinin çok gizli estetik anay...
Güngör URAS
Tüpraş ve Ereğli "gitti gider"
Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu sıralam...

© 2005 Milliyet