|
 |
|
|
Ben STK'cıyım, (yani iyi insanım); beni eleştiremezsiniz!
Çok tuhaf. Cuma günkü yazımda sizlere "Sivil toplum kuruluşlarını tartışmaya var mısınız? diye sorarken, açıkçası bu kadar istekli olacağınızı katiyen tahmin edemezdim. Meğer ne kadar doluymuşsunuz? Söyleyecek ne kadar çok sözünüz varmış?
STK konusunda köşeme yaptığınız değerli katkılardan çıkardığım ilk çarpıcı sonuç şu:
"Ben sivil toplumcuyum" demek kişilere prestij sağlıyor. Para cambazı George Soros için de, muteber bir üniversitenin halihazırdaki rektörü için de bu böyle!
"Ben STK'cıyım, yani iyi insanım. Toplumun iyiliği için çalışıyorum"
Dahası da var:
Şirketler eleştirilebilir Medya eleştirilebilir Bankalar yerin dibine batırılabilir İlle ve lakin STK'ların dokunulmazlıkları vardır!
Havanda su döven bol masraflı STK yöneticileri bile, zeytinyağı gibi üste çıkarak kendilerini eleştirilemez seviyeye koyabilirler.
STK tartışmamıza e - posta mesajıyla katılan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Başhekim Yardımcısı Fatih Kılıçaslan'ın dikkat çektiği gibi "kendi narsizmlerini tatmin" için STK yöneticiliğine soyunanlar bile mevcuttur.
Pahalı jiplerle iyilik dağıtmak!
"Afganistan ve diğer bazı azgelişmiş ülkelere yaptığım iş seyahatlerinde küresel STK'ları gözleme imkânım oldu. Genelde oralarda en iyi maaş veren ve en son model jip ve arazi araçlarıyla gezen topluluklar STK'lardı. Bulundukları ülkelerde halkın durumunu düzeltmek üzere yaptıkları katkı; yarattıkları dengesizliklerden çok daha az. Çünkü bu uzmanlar oralardaki en pahalı insan malzemesi. Ve genelde yerel insanları en kısa sürede yetiştirmek yerine, kendi uzmanlarını orada mümkün olduğunca uzun tutuyorlar.
Türkiye'de de, dünyada da, çalışanlarının STK'ları giderek bir meslek olarak gördüğünü ve kendilerini eleştirilmez bir seviye koymaya çalıştıklarını gözlüyorum. Kaçımız Greenpeace ve diğerlerinin paralarını nasıl harcadıklarını biliyoruz? Kaçı sizden bağış isterken mali raporlarını ve yöneticilerinin kaç para aldığını söylüyor? Ayrıca yaptıkları çalışmaları eleştirme ve yönlendirme imkânımız oluyor mu?"
AHMET İZER
Kardeş kardeşe bile borç vermezken...
"Türkiye'de dışarıdan ve büyük çoğunluğu AB'den fonlanan bir çok STK var. Peki günümüzde kardeş kardeşe borç vermezken, bu paralar karşılıksız mı veriliyor? Hiç sanmıyorum. En son Necip Hablemitoğlu'nun Bergama ve Alman vakıfları ile ilgili yaptığı araştırma sonunda suikaste kurban gittiğini gördük. Kim öldürdü? Bulunamadı. Dışarıdan fonlanan STK'lar, ülkemizin dış ve iç siyasetine etki yapmak, yönlendirmek için ellerinden geleni yaparken, devletimiz de "AB Uyum Yasası" çerçevesinde bu STK'ların daha rahat çalışabilmesi için yeni düzenlemeler yapıyor.
İLHAN KIRBAŞ Endüstri Mühendisi / Bursa
Sözde STK'cı profesyoneller
"Varlığını ve etkinliklerini üyelerinin maddi katkılarıyla sürdüren, gelirlerini - giderlerini, amaçlarını, üyelerini, yöneticilerini, iç ve dış ilişkilerini tüm saydamlığıyla internet sitesinde gösteren (www.saydamlik.org) bir derneğin başkanıyım.
Bir ülkede (başta Türkiyemiz) siyasal sistem demokratik ve saydam değilse, liderlik sultası ülke sevgisinin önüne geçmişse, insanlar siyasete ülkeye hizmet etmek için değil yolunu bulup zengin olmak için giriyorlar, siyaset her kademede yolsuzluğa ve kirliliğe batmışsa, STK'lar bir umut olarak ortaya çıkabilir.
Ne yazık ki ülkemizde birkaç yüz profesyonel sözde sivil toplumcunun hep gündemde ve ön planda olması yüzünden halkın desteği ve sevgisi, STK'ların arkasına alınamıyor. STK'lara bir takım çıkarcıların yuvalandığı odaklar olarak bakılıyor. Açtığınız kampanyanın bu yozlaşmanın frenlenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.
ERCİŞ KURTULUŞ, Toplumsal Saydamlık Derneği Başkanı
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|