|
İçbükey ve dışbükey Türklük:
İçimizdeki 'Turca'
Türk- İslam sentezinin çok gizli estetik anayasası uyarınca dudakları bıyıklarıyla çevrelenmiş, belleri, "Ağır ol molla desinler" sözüyle biçimlenmiş "Türk kasıyla" kuşatılmış erkekler, "büyük" tabancalarını ellerine almış "eğleniyorlar". AKP milletvekilleri bir düğünde, erkek olduklarını dosta düşmana ispat ediyorlar. Yüzlerinde herhangi bir ifade yok. Bir iki adam kulaklarını "erkek gürültüsünden" korumaya çalışıyor utanarak. Yeterince erkek olmadıkları düşünülür diye hemen indiriyorlar ellerini aşağıya. Ama ayin, çekiyor kulaklarını:
Bıyıklı horozlar ayinine saygı göster ulan! İndir elini aşa'a!
Türkiye'de erkekler erkeklere, çok fena ve gizli bir erkeklik işkencesi ediyor aslında!
Fakat bu bahis, başka bir bahara...
Bu yazının mevzuu, "içimizdeki Turca"!
İçindekini çıkar!
Türk sosyal psikolojisinde fenomen adaylığına hak kazanan "Cola Turca"nın reklamları yeterince görülmüştür herhalde. Hezarfen hadisesi işleniyor reklamda. Meşru, neşeli gençlikten bir temsilci Galata Kulesi'ne bir deltayla çıkıyor.
Cesaret için "Turca"sını yudumluyor ve tıpkı Hezarfen Ahmet Çelebi gibi bırakıyor kendini İstanbul semalarına. Velhasıl konuyor Kız Kulesi'ne. Onu, orada diğer meşru Türk gençleri bekliyor; kızlı-erkekli, neşeli, renkli, Mehmet Öz'lü, bademli, fındıklı, kararlı, çevik, kariyer planı kadar ahlaklı ve elbette kolej çocuğu benizli!
'Trendy bir bağ'
Çocukları görünce, vaktiyle çocuklar üzerine kurulan modernite geliyor insanın aklına; modernitenin 19 Mayıs "delikanlı" kuleleri. "Eski" ile bağlantısı oturma odalarındaki örtülerin altına, yatakların altına saklanmış Türk gençliğinin, şimdi galiba gelenekle "trendy" bir bağ kurması gerekiyor.
Şimdi "cool" bulunan Osmanlı'yı bir deltayla harmanlayıp post-modernitenin sonsuz olanaklarında bir "genç Türk" kimliği icat edilmeye gayret ediliyor. Ha gayret! Türkiye mutlaka kendini gördüğünde beğeneceği bir sirk aynası bulacak! İç bükey, dış bükey veya reklam büyüsünün tezgâhından geçmiş sihirli bir ayna. Ha gayret, olacak mutlaka!
Reklam sloganı da şu:
"İçindeki Turca'yı çıkar ortaya!"
Bi' dakka! Bi' dakka! Yani bu Turca içimizde mi? Yoksa bir Turca mı var Turca'dan içeri?
TurCa gibi "c" ile değil de TurKa gibi "k" ile söylenen mesela...
K'li Türkler
Tabancasına tapan, kızlarına tecavüz eden, büyürken yapmamaları gereken tek şeyi bir gecede yapmaya zorlanan kadınlar tarafından doğurulduğu için rahme sevgisiz düşen, büyürken de dövüşmeyi değil öpüşmeyi ayıp diye belleyen, bütün bu açıklarını geceleri tabancasıyla oynayarak kapatmaya çalışan, kızları biri sevdiğinde de şaşkınlıktan gidip onları öldüren, sevmediği kadınlarla evlendikten sonra yaşayacakları bütün "pis" şeyleri şehir çıkışlarındaki otellerde yaşayan...
Böyle bir K'lı Türklük de var. Bu da içimizde yani. İçimizdeki "Turca"lardan biri. Yüzleşmeyi sevmediğimiz, "iç bükey" aynalarımızda gördüğümüzde hemen diğer aynamıza geçtiğimiz...
'Dışbükey' aynamız
Avrupa Birliği adlı "Avrupa'da tahsil görmüş" abimizden utandığımızda ortaya çıkardığımız, "dışbükey" aynamızda gördüğümüz Turca'mız da var tabii. Reklamlarda yaratılan meşru, neşeli gençliğimiz o aynadaki görüntülerden sadece biri. Bir köy düğünü, kendi köyümüzde bir toplantı olup da rahatladığımızda yanından geçip gittiğimiz aynamız.
Türkiye bu işte. İçimizdeki Turca'lar böyle. Bir iç bükey ayna, bir dış bükey ayna. İkisi arasında gidip gelme; bizim çocukluktan başlayarak, farkında bile olmadan yapmayı bellediğimiz, hangi zamana hangi aynamızın uygun düşeceğini refleks olarak bildiğimiz aynalarımız, Turca'larımız...
Hadi şimdi sen de içindeki Turca'yı çıkar ortaya!
Şu anda hangisi gerekiyorsa o Turca'yı! Sakın karıştırma!
ecetem@hotmail.com
|
|