|
 |
|
|
Trabzonspor'un omzundaki yük
Trabzonspor'un Kıbrıs'ta aldığı yara için ağıtlar yakmaya gerek yok. Hepimiz biliyoruz ki, Karadeniz ekibi bu hezimeti telafi edecek güç, kuvvet ve azim içerisinde olacaktır rövanşta. Anorthosis takımı ile iki enlem kuzeyde on kere oynasa, onunu da kazanacak takımdır Trabzonspor.
Ama kaybetti... Tıpkı "bizim" gibi...Bu maç Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanımak değil de hangi anlama gelir; onu bana sormayın.
O zaman, lafı sıcak ve rutubet bahanesinde mi çevirmek istiyorum yoksa ?
Tabi ki hayır.
Trabzonspor'un başına geleni açıklamak için barometre ve termometre yetmez... Psikoloji bilimine de ihtiyaç vardır.
En kestirme söylemle; "büyük takımlar"ın sahip olması gereken donanımda zaafları var bizim uşakların:
Bilmediği lokantada yemek yerken çatal bıçağı karıştıran, bardakları deviren sosyal fobili insanlar gibi panikliyor. Yemeği burnuna götürüyor, yarısını üstüne döküyor. Hem acı çekiyor hem de faturayı ödüyor.
Alışacaktır.
Havuzdan "büyük takım kategorisinde" pay alıyorsa alışmak zorundadır.
Aksi halde, tanışık olduğu, huyunu suyunu bildiği üç büyüklere kök söktüren yerel bir takım hüviyetinden çıkması çok zordur.
Yeter ki inansın
Düşünsenize Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı aldığı süreçte yaptığı maçların atmosferini !.. O koşullara bile dayanması gerekir Trabzonspor'un...
Siyasi nedenlerle gergin, sıcak ve rutubetli ortamda kıytırık bir ada takımına yenilmenin gerekçelerini kimse sıralamasın şimdi.
Kimse yolculuğun zorluklarından dem vurmasın. Kimse bunaltıcı güvenlik önlemlerinin arkasına saklanmasın.
Ve kimse faturayı Yattara'ya çıkarmasın.
Daha Şenol Hoca göreve yeni geldiğinde Yattara'nın "ne kadar tehlikeli bir futbolcu" olduğunu ben bile yazdım. Süper ve tehlikeli bir adamdır kendisi. Şenol Hoca bunu bilmeliydi.
Uzatmayalım...
Trabzonspor ikinci maçta telafi edecektir 3 - 1'lik ayıbı...
Yeter ki, büyük takım olduğuna inansın.
Bu sefer de Karadeniz'deki yurtsever baskıdan şaşkına dönmesin; oyununu oynasın. Tarihi bir vebal var çünkü bu maçlarda.
Balo - kombine ilişkileri
Galatasaray'ın 4 Ağustos gecesi Dolmabahçe Sarayı'nda vereceği 100. Yıl Balosu'nun 1000 Euro'lu davetiyelerinden 1000 tanesi bir haftada tükenirken, Ali Sami Yen kombineleri "bozuk mal" gibi raflarda bekliyorsa, oturup kafa patlatmak lazım.
Bir gecelik balonun geliri 1 milyon Euro, bir sezonluk kombinelerden bugüne kadar satılan 3 bin tanesinin ederi 3 milyon Euro. Yakında balo geliri kombine gelirini aşarsa şaşırmayın.
Nedir Galatasaray ? Spor kulübü mü, Catering şirketi mi?
Yoksa Galatasaraylılar, futboldan ümitlerini kestiler de kulüp bazında sosyal ilişkilere mi yöneldiler.
Galatasaray'ın en zor dönemlerinde neredeydi bu balo davetiyelerine saldıran hali vakti yerindeler?
Niye ellerini ceplerine sokmadılar?
Acaba balonun yıldızı Mireille Mathieu, Galatasaray yönetiminde olsa daha mı bonkörleşirler?
Gelecek yılları da hesaplayarak kombine balo bileti satılsa alırlar mı?
Sorular uzar. Noktayı şu soru koyar:
"Elitist" mektepli Galatasaraylılar'ın Galatasaray'a el uzatması bu kadarsa, Galatasaray'ı kurtaracak olanlar parası sadece maç biletine yeten sokaktaki Galatasaraylılar mı acaba?
Oturup düşünmek lazım balo - kombine ilişkilerini.
F1 formülü!..
"Formula 1 yarışlarından dolar zengini olup köşeyi döneceğiz" dediklerinde şüphe etmedim desem yalan olur. Ancak pistin yapıldığı yöredeki yerli halk şimdiden zengin olmuş bile.
Lakin asıl para cezada !..
Boğaz Köprüsü'nü tavaf etsin diye yana yakıla çağırdığımız F1 pilotu David Coulthard'a OGS gişelerinden geçtiği için 33 milyonluk ceza ile siftahı yaptık.
Yarış başlayınca düşünsenize... Pistin kenarına bir memur... Aşırı süratten tur başına 180 milyon ceza.
Formula 1 ile "formülü bulduk" galiba.
TCK kime yaradı?
Yeni TCK yürürlüğe girdiğinden beri sizlerin güvenliğinizde bir değişiklik oldu mu bilmiyorum ama benimkinde yok...
Türlü çeşitli fanatiklerden türlü çeşitli tehditler almaya devam ediyorum.
Sokaklar da aynı...
Bizim Moda'da her gece fazla mesai yapıyor "sayın" hırsızlarımız. Bahariye'deki tinercilerimiz ve kapkaççılarımız en huzurlu dönemlerini yaşıyorlar.
Geçenlerde Kadıköy Altıyol'daki Teknosa'nın vitrinine küçük tuvaletini yapıyordu bir tinerci. En kalabalık saatlerde... Kimse rahatsız etmedi.
Acaba tuvaletini yapan bir vatandaşı rahatsız etmek suç muydu kanunlarımızda?
TCK çıktı bir tek bizim yazılar tehlikeye girdi.
Tazminatı ödeyebileceksen yaz, ama nerede bizde o para.
Nereden geldim bu konuya?
Tahminler
Naim Süleymanoğlu - Kenan Nuhut kavgası hatırlattı. Halter'in zirvesindeki iki isim. Biri barın altında, biri yönetici masasında yıllarca çalıştılar halter için. Şimdi birbirlerini yok etmeye çalışıyorlar.
İddiaya göre şantaj yapmış Süleymanoğlu. Nuhut, başkanlık seçimlerine katılmasın istemiş. Nuhut'a göre bakanların, başbakanların yargılandığı ülkede Süleymanoğlu'na ünlü sporcu diye ayrıcalık yapılmamalı ve yargılanmalıymış.
Gel de tahminlerini yaz şimdi.
Bu kavganın Halil Mutlu olayının bir uzantısı olma ihtimalinden bahset.
Halil'in dopingi kendisine veren ve verdirenleri bildiğini söylerken kast ettiği isimlerle bu kavganın tarafları arasında bağlantı var mı diye sor.
Yeni TCK bize değil ama gıllıgışlı işler yapanlara yaradı. Bu kesin.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|