|
Anayasa yargısı ve siyaset
ANAYASA Mahkemesi'nin bazı kararlarında ve karşı oy yazılarında insanı hayrete düşürecek görüşlere rastlamak mümkündür.
"27 Mayıs'ı eleştirmek suçtur" gibi...
"Vakıflar üniversite kuramaz" gibi...
"Özelleştirme Atatürkçü ekonomiye aykırıdır" gibi...
Tülay Tuğcu'nun böyle hukuk felsefesini zorlayan 'sürpriz' karar ve karşı oy yazıları yok. Dengeli, itidalli, saygın bir hukukçu olan Tuğcu'nun seçilmesi Yüce Mahkeme'nin itibarı bakımından da iyi oldu; turların uzayıp gitmesi yıpratıcı olurdu çünkü...
Seçimlerde Tuğcu önce üç oy aldı; sonra üyelerden Necmi Özler'in oyuyla 4'e çıktı.
Başkan Vekili Haşim Kılıç, sorumlu davrandı, "kurumunun yıpranmaması için" adaylıktan çekildi, Sayın Tuğcu'yu destekledi. Sacit Adalı da oy verince, Tuğcu 6 oyla Anayasa Mahkememizin başkanlığına seçilen ilk kadın oldu.
Hukukçu, başkan ve kadın kimlikleriyle kendisini kutluyorum, başarılar diliyorum...
***
GÜNDEMDEKİ tartışma, Anayasa Mahkemesi'ne Meclis'in üye seçip seçmemesi..
Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesine karşı çıkanlar diyor ki:
"Anayasa Mahkemesi mahkemedir... Düşünülen reformda Anayasa Mahkemesi'nin 21 üyesinden 7'sini Meclis seçerse Anayasa Mahkemesi siyasallaşır."
Hayır... Anayasa mahkemeleri adli anlamda "mahkeme" değildir!
Onun için bütün gelişmiş demokrasilerde anayasa mahkemesi niteliğindeki kurumların üyelerinin ya tamamını ya da önemli bir kısmını siyasi organlar seçmektedir!
Fransa'da bu kurumun adı "mahkeme" bile değildir, "Anayasa Konseyi"dir, 9 üyenin üçünü meclis, üçünü senato, üçünü siyaseten sorumlu cumhurbaşkanı seçer. (Madde 56)
Almanya'da üyelerin tamamı parlamento tarafından seçiliyor. (Madde 74)
İtalya'da üyelerin üçte birini parlamento, üçte birini cumhurbaşkanı, sadece üçte birini yargı seçmektedir. (Madde 135)
İspanya'da üyelerin çoğunluğunu siyasi organlar seçiyor. (Madde 159)
Çünkü anayasa mahkemeleri "mahkeme" değildir, anayasaya uygunluk denetimi yapan bir 'konsey'dir, işlevleri büyük çapta siyasi olduğu için, üyelerinin önemli bir bölümünü siyasi organlar seçer.
***
DOKTRİN dediğimiz hukuk biliminde bu konuda hemen hemen görüş birliği vardır. Bizde en son ve mükemmel bir araştırma, Doç. Dr. Zühtü Arslan'ın "Anayasa Teorisi" adlı kitabıdır. (Seçkin Yayınevi, 2005, sf. 255-264)
Türkiye'de 1961 Anayasası Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir bölümünü parlamentonun seçmesini benimsemişti. 12 Eylül darbesi, TBMM'yi bu yetkiden mahrum etti! Merhum Bülent Tanör'ün belirttiği gibi, dünyada bunun örneği yoktur ve 12 Eylül'ün "sorumsuz cumhurbaşkanı"na aşırı yetkiler veren devlet modelinin bir ürünüdür. (Türk Anayasa Hukuku, sf. 457)
Gerçekten, 12 Eylül, geleneksel devletçi-seçkinci anlayışa uygun bir tarzda, "seçilmişler"i olabildiğince dışlayarak "oligarşik" bir 'iç devlet' anlayışıyla anayasa yapmıştır. YÖK ve MGK aynı felsefenin diğer örnekleridir.
Demokratikleşen Türkiye'de MGK bile değişmişken, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde Meclis'e yetki tanımamak demokrasi felsefesine aykırıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|