|
TV'ye çıkarken iki kitaba göz atsalar!
İşi uzatmak istemiyorum ancak, özellikle TV'de gördüğüm bazı konuşmacıların yaptıkları insanın tüylerini ürperten gafları karşısında üzülmemek mümkün değil. Hepsi kendi alanlarında ünlü kişiler, zahmet edip Vahdettin ve imparatorluğun batış dönemini anlatan birkaç kitaba şöyle bir göz atsalar olmaz mıydı? Ayıp değil, insan her şeyi bilecek diye bir kural yok! Ama böyle bir konuda milyonların karşısına çıkarken hazırlanmamak, okuyup öğrenmemek ayıp oluyor.
"Son padişahın cenazesi hastaneden kaçırılmış" diye yazıp konuşuyorlar. (Eski başbakanımız bile).
Yahu bu artık bilinen acı bir gerçek ki, yıllarca ikamet ettiği Villa Manolya'da 10 gün kadar, alacaklı esnafın baskısı ile haciz konulduğu için kaldı cenaze... Oradan Şehzade Ömer Faruk ve dostları tarafından (Ref'i Cevat Ulunay da bunların arasında) arka kapıdan arabayla kaçırıldı, Cenova Limanı'na götürülüp Şam'a gömülmek üzere yolcu edildi.
'Saltanatsız hilafet olmaz'
Bir önemli olay da şu: Sultan Vahdettin'e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından saltanatın kaldırıldığı, Refet Paşa tarafından kendisine bildirildiğinde, "Hilafetsiz saltanat, sultansız hilafet olamaz" demişti. Ve öyle ayrılmıştı İstanbul'dan.
Amcazadesi Veliaht Abdülmecit Efendi ise, TBMM'de oylar lehine çıkınca kabul etmişti halife olmayı. Bir yıl kadar bu makamın tadını çıkaran Abdülmecit Efendi hanedanın yaklaşık 150 aile efradı ve yardımcılarıyla beraber yurtdışına sürülünce Nice'e yerleşmişti. Ama artık Müslümanların halifesiydi.
Sultan Vahdettin ise hâlâ:
- Saltanatsız hilafet olamaz, diyordu.
Derken efendim, parasızlık, yokluk içinde kıvranan hanedan mensupları, hem Abdülmecit'e hem Vahdettin'e başvuranlar... Londra'da Barcleys Bank'ın, Osmanlıların yurtdışındaki mülkleri için (Musul petrolleri dahil) önemli miktarda para vermeyi taahhüt ettiğini bildirdiler. Bu para, aile bireylerini, hatta torunlarını bile ömürleri boyunca refah içinde yaşatırdı.
Amcazadelerin anlaşmazlığı
Aile aracıları iki taraf ile de konuşup nabız yokladılar. Vahdettin amcazadesinin bu anlaşmayı imzalarken halifelik ve diğer unvanlarını kullanmamasını şart koşmuştu. Vahdettin'in Başyaveri Avni Paşa ile Abdülmecit'in oğlu Prens Ömer Faruk mukaveleyi halifenin önüne getirdiler. Abdülmecit kaleminin ucunu mürekkep hokkasına batırdı, önce halife diye yazdı ve sonra tıpkı usta bir hattat gibi özenerek "İmamül Müslimin, Emirül müminin" diye diğer unvanlarını sıraladı.
Ve bu iş orada bitmişti. Aile maddi sıkıntılardan kurtulma şansını kaybetmişti. Daha sonra ise İngiltere'nin oyunları ve uluslararası politika araya girdiği için Osmanlı hanedanı bir daha haksız hukuksuz yere mallarına sahip olamadı.
İsmail Hakkı nasıl boşandı?
Bir açıklama daha. Sadrazam Tevfik Paşa'nın oğlu İsmail Hakkı Okday, Vahdettin daha padişah değilken kızı Ulviye Sultan ile evlenmişti. Ama aralarında sık sık tartışıyorlardı, karı-koca geçimsizlik içinde mutsuzdular. Bir de kızları vardı, Hümeyra.
Ankara ile ilişkileri olan Yarbay İsmail Hakkı bir gece ansızın usulca yatak odasını terk edip Anadolu yakasına geçti. Oradan Ankara'ya götürüldü. Mustafa Kemal Paşa ile kısa bir görüşmeden sonra İsmail Hakkı'ya görev verildi. Ulviye Sultan'dan boşandı.
Bir süre sonra padişahın İstanbul'dan ayrılacağı gece, o telaş ve heyecan arasında başkâtipten hanedanın evlenme boşanma kayıtları olan defteri istedi, kızının boşanması orada resmileşecekti. Ancak padişah imzaladıktan sonra geçreli sayılırdı hanedanda evlenmeler, boşanmalar.
İsmail Hakkı Okday'ın evlenmesi çok renkli olaylarla süslüdür.
|
|