Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Turkuvaz türbanlı genç kız bize ne anlatmak istiyor?


Dün Milliyet'in internet sitesinde günün yeni haberlerine bakarken ilginç bir fotoğraf gördüm.
Konya'da on birinci kez düzenlenen Altınbaşak Kültür ve Sanat Festivali'ndeki Alişan konseri sırasında çekilmişti.
Fotoğrafta, başında pembe renkli bir türban olan genç bir kız, başında türban olmayan bir başka genç kız ile birlikte -yaygın deyişle- göbek atarken görülüyor. Türbanlı genç kızın üzerinde göbeğini açıkta bırakan uzun kollu bir bluz ile düşük belli bir blucin pantolon var.

'Canlı bir tekzip gibi'
Genç kızın başında bir türban olmasa o fotoğrafın aynısını İstanbul'un gece kulüplerinden birinde, örneğin Balkon 15'te de çekebilirdik diye düşündüm.
Aynı müzik, aynı hareketler ve türban hariç aynı giysi.
Başbakan Erdoğan'ın "Biz göbeği açıkta gezenlere bir şey diyor muyuz?" mealindeki sözlerine karşı canlı bir tekzip metni gibi.
O fotoğrafa bakarken geçen gün dikkatimi çeken bir başka fotoğrafı hatırladım.
Fotoğraf Alman Stern dergisinde, Almanya'daki Müslümanları konu eden bir röportaj nedeniyle yayımlanmıştı.
Tepeden tırnağa şeker pembesi giysi giymiş bir genç kız vardı fotoğrafta. Türbanı, üzerindeki tuniği, pantolonu pespembe bir genç kız. O yaştaki bütün genç kızların taktığına benzer takıları da ihmal etmemişti.

Her yerde aynı sahne
İstanbul sokaklarında otomobille ya da yürüyerek gezerken bu tür "sahnelerle" çok sık karşılaşıyorum.
Geçen gün Taksim'de de böyle bir genç kız gördüm. Turkuvaz rengi şal desenli türbanını tamamlayan, turkuvaz rengi, oldukça dar olduğu için ince vücut çizgilerini gösteren bir tunik ve aynı renk pantolon giymişti.
"Tesettür" giyiminde böyle bir moda mı başladı, bilmiyorum. Ama sokakta gördüğüm türbanlı genç kızların büyük bölümünün giysileri göz alıcı renklerde: Civciv sarısı, şeker pembesi, turkuvaz, uçuk mavi...
Bütün bunların bir anlamı olmalı diye düşünüyorum.

Yeni sentez bu mu?
Belli ki türban takan genç kızlar da "fark edilmek", "beğenilmek", "kendi bağımsız varlıklarını ifade etmek" istiyorlar.
"Tesettür" giysileri içinde olmaları bir şeyi değiştirmiyor.
Türban takmayan hemcinsleri sokağa çıkarken kendilerine ne kadar özen gösteriyorsa, onlar da böyle bir "iyi görünme" çabası içinde davranıyorlar.
Oysa tesettüre girmelerinin nedeni bunun tam tersi olmalı. Erkeklerin de bulunduğu ortamlarda "Kadınlıkları erkeklerin dikkatini çekmesin, onları günaha sokmasın" diye tesettüre girilmiyor mu?
Yoksa bu da yeni bir Türk-İslam sentezi mi? Tesettürü sadece "başını ve boynunu örtmek" olarak tarif eden yeni bir anlayış?
Belki de "çevre baskısı" nedeniyle başını örtmek zorunda kalan genç kızlar, o sınırlandırılmış alan içinde kendileri için böyle bir "özgürlük alanı" yaratıyorlar.
Belki, dinin dogmatik ve tutucu yorumuna karşı getirdikleri bir yeni yorum bu.
Dediğim gibi, nedenini bilmiyorum.
Acaba AKP yöneticilerinin bazılarının "Bizim eşlerimiz türbanlı değil, başörtülü" demelerinin nedeni de bu mu?
Memleketimizin toplumbilimcilerinin ve psikologlarının bu konuda söyleyebilecekleri bir şeyler mutlaka vardır ve dilerim onlar yazarlar da biz de "nereye gittiğimizi" daha iyi görebiliriz...

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa yargısı ve siyaset
ANAYASA Mahkemesi'nin bazı kararlarında ve ka...
Çetin ALTAN
Okullara "para nasıl kazanılır" dersi konsa...
Napoléon'un, pek meraklı olduğu savaşları da,...
Melih AŞIK
Olumlu zaviyeden!
Padişah Vahdettin için "Nereden baksan haindi...
Fikret BİLA
'Tülay Hanım'a iki yıl başarılar'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkem...
Hasan CEMAL
Cihat fabrikası!
Amerika, Irak'ı radikal İslamın peşinde terör...
Yılmaz ÇETİNER
TV'ye çıkarken iki kitaba göz atsalar!
İşi uzatmak istemiyorum ancak, özellikle TV'd...
Güneri CIVAOĞLU
Eurabia
Yeni bir söylem: "Eurabia..."
Can DÜNDAR
AB-Türkiye: Bu nefretten aşk doğar mı?
2 çocuklu Ali Babacan'ın 2 koltuğu var.
Abbas GÜÇLÜ
Büyük kentlere takılıp kalmayın
Doğan HEPER
Başbakan bu konuda haklı
İSTATİSTİKLERE göre İstanbul'un nüfusu artıyo...
Semih İDİZ
"Risk" ile "bedel" arasında sıkışmak
AB'nin 17 Aralık zirvesi öncesinde Türkiye'ye...
Sami KOHEN
Tanıma-ma meselesi
DÜNKÜ Erdoğan-Blair görüşmesinin en önemli so...
Mehmet Y. YILMAZ
Turkuvaz türbanlı genç kız bize ne anlatmak istiyor?
Dün Milliyet'in internet sitesinde günün yeni...
Hasan PULUR
Devlet isterse ya da istemezse...
Devlet isterse...
Derya SAZAK
Öymen'in adaylığı
CHP'de pazar günü yapılacak kongrede İstanbul...
Meral TAMER
STK'lar oksijen gibidir. Hem nefes aldırır, hem yangın çıkarır
Sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak geç...
Yaman TÖRÜNER
Kredi takası lazım
Bugün ekonomik sistemimizdeki en önemli darbo...
Güngör URAS
Kamudan sonra yerli sermaye de piyasadan çekiliyor
Milliyet Ekonomi'nin dünkü manşeti "Sanayide ...
Serpil YILMAZ
Baykal'a karşı 'ilan cephesi'
Cin'e yaptığım gezi nedeniyle gazetemizde çık...
M. Ali BİRAND
AB'de, Kıbrız pazarlığı sürüyor
Başbakan Erdoğan, Çarşamba sabahı kalkıp penc...

© 2005 Milliyet