Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
STK'lar oksijen gibidir. Hem nefes aldırır, hem yangın çıkarır


Sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak geçen hafta açtığımız tartışmada bugün söz Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu'nun:
"Genelde STK'ların sadece toplumsal yarar peşinde koştukları ve bu nedenle "iyi" işler yapan kuruluşlar oldukları varsayılıyor. Oysa sivil toplum kuruluşları, toplumsal yarar peşinde koşuyor olabilirler, ancak aynı zamanda kâr olmasa bile varlıklarını sürdürebilecek gelir kaynakları ve hatta meslek yaratmanın da peşindeler.
STK'lar genellikle üye aidatlarıyla değil, dışarıdan destekle varlıklarını sürdürüyor. Bu kuruluşlarda çalışan kişiler de bir yandan başka bir meslek sahibiyken sırf toplumsal yararla ilgili oldukları için değil, aslında "meslek" olarak sivil toplumculuk yapıyorlar. Sivil toplumcuların maaşlarının da bazı durumlarda bir yan gelir olmanın çok ötesinde "dolgun" olabildiğini görüyoruz.
STK'ların "toplumsal yarar"ı hedeflemenin dışında "gelir ve meslek" yaratma merkezleri de olmaları, onların bağımsızlıkları konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. STK'lar bazen kendi varlıklarını sürdürmeyi, toplumsal yarar peşinde koşmaktan daha öncelikli bir hedef olarak görmeye başlayabiliyorlar. Bu gerçekten ciddi bir sorun. Ancak bu sorunu gündeme getirmek, STK'ların külliyen "kötü" olarak değerlendirilmelerine yol açmamalı.
Neden?
Çünkü STK'lar, 1980'ler sonrasında daralan siyasal alanda yeniden siyaset yapmanın araçları olarak gündeme geldiler. Siyasal alanı açmaya, oy verme dışında yeni mekanizmalarla siyaset yapmaya giden yolun kapısını araladılar. Bu nedenle Türkiye'de temsiliyet ve dolayısıyla demokratikleşme yönünde olumlu adımlar atılmasını sağladılar.
STK'ları külliyen eleştirmek James Madison'un toplumda bölünmeleri yok etmek isteyenlere verdiği cevabı hatırlatıyor: Toplumda bölünmeler, hizipleşmeler bireysel özgürlükler açısından oksijen gibidir. Onları ortadan kaldırmayı savunmak, sırf yangına neden oluyor diye oksijeni yasaklamaya benzer. O zaman da nefes alamazsınız. STK'lar da bu anlamda siyaset için "oksijen" gibiler. Nefes almaya da yangına da yol açabiliyorlar. Temsiliyet krizine deva olmaya çalışırken, bu krizi derinleştirebiliyorlar. Ancak külliyen eleştirilmeleri yanlış oluyor. Çünkü çoğu, aynı zamanda siyasetin içinde bulunduğu darlığı aşma çabası içindeler.
STK'lar ne "iyi" ne de "kötü". Daha önemli olan, dış yardım alırken ne denli bağımsızlıklarını kaybettikleri ve toplumsal yararla kendi varlıklarını muhafaza etmek arasındaki dengeyi nasıl kurdukları. Oksijeni yasaklamak yerine, yangına yol açan diğer etmenleri bulmak ve yangın çıktığında da onu söndürebilmek gerekiyor."

Sistemi sorgulama, STK'dan yardım al!
"STK'ları besleyen şirketler, uluslararası kurumlar ve hatta hükümetler, STK'ları emek örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin yerine ikame ederken hem tepkileri yumuşatıp, kendi tabirleriyle "sosyal riski azaltıp", hem de bu STK'larla vahşi kapitalist ideolojinin, neo - liberalizmin egemenliğini pekiştirerek sosyal yıkımlar yarattılar.
Çocuğunu okutamayanlara "Sakın ola tepkini sisteme gösterme. Bak bizim cici cici sosyal sorumluluk sahibi şirketlerimizin finanse ettiği, hatta eğitim sistemini özelleştiren kurumların fonladığı STK'larımız var. Onlar seni okutur" mesajı verildi. Ya da sağlık hakkı paralı hale gelmiş ve hastane kapısında, ilaç kuyruğunda perişan mı oluyorsun? Sakın sistemi sorgulama, STK'lar sana yardım edecektir. Ya da yoksulluk arttı, işsizlik arttı diye tepki göstermeye, örgütlenmeye, kendini çeşitli emek örgütlerinin yıkıcı, ütopik etkinliklerinde ifade etmeye kalkma. Bir STK mutlaka kapını çalacak ve sana yardım elini TV'den canlı yayınlarda uzatacaktır."

UMAR KARATEPE
Sendika.org Sitesi Editörü

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa yargısı ve siyaset
ANAYASA Mahkemesi'nin bazı kararlarında ve ka...
Çetin ALTAN
Okullara "para nasıl kazanılır" dersi konsa...
Napoléon'un, pek meraklı olduğu savaşları da,...
Melih AŞIK
Olumlu zaviyeden!
Padişah Vahdettin için "Nereden baksan haindi...
Fikret BİLA
'Tülay Hanım'a iki yıl başarılar'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkem...
Hasan CEMAL
Cihat fabrikası!
Amerika, Irak'ı radikal İslamın peşinde terör...
Yılmaz ÇETİNER
TV'ye çıkarken iki kitaba göz atsalar!
İşi uzatmak istemiyorum ancak, özellikle TV'd...
Güneri CIVAOĞLU
Eurabia
Yeni bir söylem: "Eurabia..."
Can DÜNDAR
AB-Türkiye: Bu nefretten aşk doğar mı?
2 çocuklu Ali Babacan'ın 2 koltuğu var.
Abbas GÜÇLÜ
Büyük kentlere takılıp kalmayın
Doğan HEPER
Başbakan bu konuda haklı
İSTATİSTİKLERE göre İstanbul'un nüfusu artıyo...
Semih İDİZ
"Risk" ile "bedel" arasında sıkışmak
AB'nin 17 Aralık zirvesi öncesinde Türkiye'ye...
Sami KOHEN
Tanıma-ma meselesi
DÜNKÜ Erdoğan-Blair görüşmesinin en önemli so...
Mehmet Y. YILMAZ
Turkuvaz türbanlı genç kız bize ne anlatmak istiyor?
Dün Milliyet'in internet sitesinde günün yeni...
Hasan PULUR
Devlet isterse ya da istemezse...
Devlet isterse...
Derya SAZAK
Öymen'in adaylığı
CHP'de pazar günü yapılacak kongrede İstanbul...
Meral TAMER
STK'lar oksijen gibidir. Hem nefes aldırır, hem yangın çıkarır
Sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak geç...
Yaman TÖRÜNER
Kredi takası lazım
Bugün ekonomik sistemimizdeki en önemli darbo...
Güngör URAS
Kamudan sonra yerli sermaye de piyasadan çekiliyor
Milliyet Ekonomi'nin dünkü manşeti "Sanayide ...
Serpil YILMAZ
Baykal'a karşı 'ilan cephesi'
Cin'e yaptığım gezi nedeniyle gazetemizde çık...
M. Ali BİRAND
AB'de, Kıbrız pazarlığı sürüyor
Başbakan Erdoğan, Çarşamba sabahı kalkıp penc...

© 2005 Milliyet