Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kredi takası lazım


Bugün ekonomik sistemimizdeki en önemli darboğaz, kredi sorunu. Özellikle, küçük ve orta boy işletmeler kredi alamıyor. Şirketlere ve özel işletmelere verilen kredi limitleri çok düşük. Gayrimenkul çoğu zaman teminat olarak kabul edilmiyor; edilse bile çok düşük değerle işlem görüyor.
Öte yandan, bankacılık sistemimize yabancılar giderek hâkim oluyorlar. İç tasarruflar bankalar eliyle toplanıp, aldıkları krediyi geri verebilecek şirketlere kullandırılır. Sisteme yabancı bankalar hâkim olduğunda, krediler kaçınılmaz olarak yoğunlukla yabancı şirketlere kullandırılacak. Çünkü, yabancı şirketler bankalar için ayrı, maliye için ayrı bilanço düzenlemiyorlar, kayıt dışı uygulamaları yok ve şeffaf çalışıyorlar. Yabancı bankaların sisteme hâkim olmaması için, birçok Avrupa ülkesinde yabancı bankaların bankacılık sistemi içindeki payı veya yabancı şirketlerin krediler içindeki payı kısıtlanmış vaziyette. Ancak, bu görüş de globalleşen dünyada anlatılabilir olmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Yabancı sermayeye karşı çıkılarak sorun çözülemiyor.
Diğer bir darboğaz, bankaların kendi içlerinde. Bankalar ortalama bir buçuk ay vade ile mevduat toplayıp, bunu orta vadeli kredilere dönüştürüyorlar. Bir kriz anında da ya krediler geri çağrılıyor ya da banka iflasları gündeme geliyor. Biz buna "vade uyuşmazlığı (maturity mismatch)" diyoruz. Bu nedenle, bankalar sıkı eleyip, sıkı dokuyorlar. Sonunda, küçük ve orta sermayeli işletmeler kredisiz kalıyor. Hele, gelecek yıl gayrimenkul ipoteği karşılığı kredi (mortgage) sistemi yürürlüğe sokulup, gayrimenkul karşılığı 10-30 yıllık kredi verilmesi gündeme gelince sorun daha da büyüyecek.
Bütün bu sorunların giderilmesi için de, devlet birtakım yapay sistemler geliştiriyor. Bunlardan biri, devlet bankalarının küçük ve orta büyüklükteki işletmelere kredi verme uygulaması. Ama, bu tedbir de yeterli değil. Kaynak kısıtlı. İkinci bir uygulama, gayrimenkul ipoteği karşılığı kredileri (mortgage) için kurulması öngörülen kredi havuzu sistemi. Ancak, havuz ne kadar büyük olursa olsun, sisteme yeterli kaynak sağlaması çok zor.
Bu noktada, yabancı fonların bu amaçla sistem içine çekilme zorunluluğu var. Bunun için de, uluslararası uygulamalara tam paralel bir sistem oluşturmak durumundayız.
Sorunun çözümü için, banka ve finans kuruluşları arasında bir kredi takası yapılabilir olması lazım. Bunun için de,
a) Kredi teminatlarının uluslararası esaslara göre alınması,
b) Bu sisteme göre kredi verilecek işletmeler için bir uluslararası benzerlerine paralel bir rating(değerleme) sistemi getirilmesi,
c) Gayrimenkul değerlendirmesi (appraisal) ve incelenmesi (inspection) sistemlerinin uluslararası benzerlerine uygun biçimde yapılması,
d) Bankaların bu şartlarda verdikleri kredilerin tümünü veya bir bölümünü, ihtiyaçları anında veya risk dağıtma amacına yönelik olarak, başka banka veya finans kuruluşlarına devrediyor olabilmeleri,
e) Bilgisayar destekli bir sendikasyon kredi sistemi geliştirilmesi,
f) Devletin destekleyici rolünün sürdürülmesi,
g) Yabancı fon ve yatırımcılara sistemin anlatılması gerekiyor.
Yapılacaklar zor değil ama bir yerinden başlamak lazım.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa yargısı ve siyaset
ANAYASA Mahkemesi'nin bazı kararlarında ve ka...
Çetin ALTAN
Okullara "para nasıl kazanılır" dersi konsa...
Napoléon'un, pek meraklı olduğu savaşları da,...
Melih AŞIK
Olumlu zaviyeden!
Padişah Vahdettin için "Nereden baksan haindi...
Fikret BİLA
'Tülay Hanım'a iki yıl başarılar'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkem...
Hasan CEMAL
Cihat fabrikası!
Amerika, Irak'ı radikal İslamın peşinde terör...
Yılmaz ÇETİNER
TV'ye çıkarken iki kitaba göz atsalar!
İşi uzatmak istemiyorum ancak, özellikle TV'd...
Güneri CIVAOĞLU
Eurabia
Yeni bir söylem: "Eurabia..."
Can DÜNDAR
AB-Türkiye: Bu nefretten aşk doğar mı?
2 çocuklu Ali Babacan'ın 2 koltuğu var.
Abbas GÜÇLÜ
Büyük kentlere takılıp kalmayın
Doğan HEPER
Başbakan bu konuda haklı
İSTATİSTİKLERE göre İstanbul'un nüfusu artıyo...
Semih İDİZ
"Risk" ile "bedel" arasında sıkışmak
AB'nin 17 Aralık zirvesi öncesinde Türkiye'ye...
Sami KOHEN
Tanıma-ma meselesi
DÜNKÜ Erdoğan-Blair görüşmesinin en önemli so...
Mehmet Y. YILMAZ
Turkuvaz türbanlı genç kız bize ne anlatmak istiyor?
Dün Milliyet'in internet sitesinde günün yeni...
Hasan PULUR
Devlet isterse ya da istemezse...
Devlet isterse...
Derya SAZAK
Öymen'in adaylığı
CHP'de pazar günü yapılacak kongrede İstanbul...
Meral TAMER
STK'lar oksijen gibidir. Hem nefes aldırır, hem yangın çıkarır
Sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak geç...
Yaman TÖRÜNER
Kredi takası lazım
Bugün ekonomik sistemimizdeki en önemli darbo...
Güngör URAS
Kamudan sonra yerli sermaye de piyasadan çekiliyor
Milliyet Ekonomi'nin dünkü manşeti "Sanayide ...
Serpil YILMAZ
Baykal'a karşı 'ilan cephesi'
Cin'e yaptığım gezi nedeniyle gazetemizde çık...
M. Ali BİRAND
AB'de, Kıbrız pazarlığı sürüyor
Başbakan Erdoğan, Çarşamba sabahı kalkıp penc...

© 2005 Milliyet