Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Temmuz 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamudan sonra yerli sermaye de piyasadan çekiliyor


Milliyet Ekonomi'nin dünkü manşeti "Sanayide aslan payı yabancı ortaklıklarda" şeklinde idi.
Türkiye'nin 500 büyük sanayi firmasının 158'i yabancı sermayeli. Bu 158 yabancı sermayeli firmanın 97'sinin sermayesinde yabancı ortağın payı yüzde 50'nin üzerinde.
158 yabancı sermayeli şirketin satışlardaki payı yüzde 42.5 oranında.
Eski yıllarda ilk 500 büyük sanayi kuruluşu sıralamasında en başlarda ismi geçen "yerli büyük sermaye grupları"na ait şirketlerin çoğu gerilere düşmüş.
Kamunun 500 büyük sanayi kuruluşu listesi içinde sadece 19 kuruluşu kalmış. Bunların da sadece 9'u ayakta... Diğerleri ya özelleştirilmiş, henüz devri yapılmamış ya da çökmüş ve de ağlayanı olmayan kuruluşlar...
Şimdi, "özelleştirme karşıtlığını", "yabancı sermaye düşmanlığını" unutunuz. Bu tabloya bakınız. Bu tablo iyi bir tablo mu?

Tablo kötü
Biz bu ülkenin böyle bir tabloda mı sanayileşmesini, kalkınmasını istiyoruz?
Acaba özelleştirme yapalım derken, yabancı sermaye gelsin derken ölçüyü mü kaçırdık? Yoksa zaten özlenen bu mu idi?
Biz neden özelleştirme yapıyoruz? Bize diyorlar ki, "Ekonomik hayatta devletin payını küçültmeye mecbursunuz". İyi de bunu bize söyleyenlerde ekonomik hayatta devletin payı ne kadar? ABD'de yüzde 32, Almanya'da yüzde 49, Avustralya'da yüzde 51, Belçika'da yüzde 54, Fransa'da yüzde 54, Hollanda'da yüzde 49, İngiltere'de yüzde 41, İspanya'da yüzde 42, İsveç'te yüzde 62, İtalya'da yüzde 50, Türkiye'de yüzde 26. (OECD Analytical Databank).
Bizde devlet neden ekonomiye bulaştı? Yatırım yaptı? Fabrika kurdu? Demir-çelik yanında peynir, un, yağ, kumaş üretti? Her şeyi unutuyoruz.
Cumhuriyet'in ilk döneminde bu ülkede tarım diye, sanayi diye bir şey yoktu. Devlet çiftlik kurdu, devlet fabrika kurdu. Ama devlet bu işleri yapamayacağının bilincinde özel sektörün gelişmesi için işadamlığına soyunanlara büyük teşvikler verdi. Devlet sanayici yetiştirdi. Sanayici yetiştirirken çok sayıda insanı da zengin etti.

Sadece yabancı ile olmaz
Özel sektör böyle ortaya çıktı. Daha sonra teşviklerle palazlandı. Koruma duvarları arkasında, kalitesiz malı yüksek fiyatla satanlar büyüdü. Büyük sermaye grupları oluştu...
Bu nedenle bizde "büyük sermaye gruplarının" bu vatana, bu devlete bu halka borcu var... Sermaye birikimleri gökten zembil ile inmedi. Öyle satıp gitmek, çekip gitmek kolay değil...
Sayın okuyucularım, ben eski bir DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) uzmanıyım. Plancı diye küçümsenenlerden biriyim. Bu ülkede DPT kurulduğunda ve ilk yıllarında bizim tek arayışımız vardı. Üretime dönük yatırımları artırmak. Ekonomik boyutta, dış rekabete dayanabilecek kalite ve maliyette üretim yapacak tesislerin kurulmasını sağlamak... 1960-1970-1980'li yıllarda kamu ve özel kesimin büyük sanayi kuruluşları bu çabalarla ortaya çıktı... Şimdi geriye bakınız. Bugüne bakınız. Ne kamuda ne de özel sektörde ciddi ve ekonomik boyuttaki projelere yatırım yapılıyor...
"Yabancı sermaye gelsin de yatırım yapsın" diye bekleniyor... Yabancı sermaye de yatırım için gelmiyor. Kamunun ve özel sektörün sattıklarını topluyor. Sonuç işte ortada... Memnun iseniz... Buyurunuz yolunuza devam ediniz.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa yargısı ve siyaset
ANAYASA Mahkemesi'nin bazı kararlarında ve ka...
Çetin ALTAN
Okullara "para nasıl kazanılır" dersi konsa...
Napoléon'un, pek meraklı olduğu savaşları da,...
Melih AŞIK
Olumlu zaviyeden!
Padişah Vahdettin için "Nereden baksan haindi...
Fikret BİLA
'Tülay Hanım'a iki yıl başarılar'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkem...
Hasan CEMAL
Cihat fabrikası!
Amerika, Irak'ı radikal İslamın peşinde terör...
Yılmaz ÇETİNER
TV'ye çıkarken iki kitaba göz atsalar!
İşi uzatmak istemiyorum ancak, özellikle TV'd...
Güneri CIVAOĞLU
Eurabia
Yeni bir söylem: "Eurabia..."
Can DÜNDAR
AB-Türkiye: Bu nefretten aşk doğar mı?
2 çocuklu Ali Babacan'ın 2 koltuğu var.
Abbas GÜÇLÜ
Büyük kentlere takılıp kalmayın
Doğan HEPER
Başbakan bu konuda haklı
İSTATİSTİKLERE göre İstanbul'un nüfusu artıyo...
Semih İDİZ
"Risk" ile "bedel" arasında sıkışmak
AB'nin 17 Aralık zirvesi öncesinde Türkiye'ye...
Sami KOHEN
Tanıma-ma meselesi
DÜNKÜ Erdoğan-Blair görüşmesinin en önemli so...
Mehmet Y. YILMAZ
Turkuvaz türbanlı genç kız bize ne anlatmak istiyor?
Dün Milliyet'in internet sitesinde günün yeni...
Hasan PULUR
Devlet isterse ya da istemezse...
Devlet isterse...
Derya SAZAK
Öymen'in adaylığı
CHP'de pazar günü yapılacak kongrede İstanbul...
Meral TAMER
STK'lar oksijen gibidir. Hem nefes aldırır, hem yangın çıkarır
Sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak geç...
Yaman TÖRÜNER
Kredi takası lazım
Bugün ekonomik sistemimizdeki en önemli darbo...
Güngör URAS
Kamudan sonra yerli sermaye de piyasadan çekiliyor
Milliyet Ekonomi'nin dünkü manşeti "Sanayide ...
Serpil YILMAZ
Baykal'a karşı 'ilan cephesi'
Cin'e yaptığım gezi nedeniyle gazetemizde çık...
M. Ali BİRAND
AB'de, Kıbrız pazarlığı sürüyor
Başbakan Erdoğan, Çarşamba sabahı kalkıp penc...

© 2005 Milliyet