Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Olimpiyat ruhu...

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

İzmir, UNIVERSIADE heyecanını yaşıyor. Binlerce üniversiteli sporcu genç, ülkelerinin bayrağını daha yükseğe taşımak için mücadele ediyor. Kazanmak güzel ama kazanmaktan çok yarışmak anlamlı. Çünkü olimpiyat ruhu bu. Bir gün anılarınıza döndüğünüzde ben de oradaydım, o pistlerdeydim, o tribünlerde, o havuzda, o minderde, o sahalardaydım diyebilmek önemli. Spor, insanları dostluk ve barışta buluşturan çok zarif bir araç. O aracı nasıl kullandığınız çok önemli.
* * *

Avrupa'nın üzerinde savaş bulutlarının dolaştığı 1936 Berlin Olimpiyatları'nda üstün ırk idealinin propagandası için iyi bir fırsat yakaladığını düşünen Hitler müthiş bir düşkırıklığı yaşamıştı. 1936 olimpiyatlarına damgasını vuran kişi Amerikalı siyah sporcu Jesse Owens'dı. 22 yaşındaki Owens, lise ve üniversite çağında rekorlara imza atmış bir yetenekti. Bir yıl kadar önce 45 dakikada dört dünya rekoru kırmış biri olarak geliyordu Berlin'e. Hitler, siyahları ve Yahudileri aşağı bir ırk olarak görüyordu. Bütün bu ırkçılığa, gamalı haçlı bayrakların gölgesindeki gövde gösterisi şeklindeki açılış törenine genç Owens'ın verdiği yanıt dört altın madalya oldu. Owens, 100 metrede ilk altını boynuna taktı.
* * *

İkinci altın madalyanın öyküsü olimpiyat ruhunun nasıl politika ve düşmanlıklara galip geldiğini göstermesi bakımından ilginçtir. Owens, uzun atlamada az kalsın finallere kalamıyordu. İlk iki hakkında hatalı atlayış yapmıştı. Almanların uzun atlamadaki kozu Luz Long, Owens'ın kulağına eğilerek son adımını her zaman bastığı yerden biraz daha öne koymasını önerdi. Bu atlayışı başardı ve Owens finale kaldı.
Finalde 8.06'lık derecesiyle olimpiyat rekoru kırarak birinci oldu. Onu ilk tebrik edenlerden biri de Alman rakibi Long'du. Owens, daha sonra duygularını şöyle açıklayacaktır: "Orada, Hitler'in önünde bana yakınlık göstermek büyük cesaret isteyen bir işti. Bütün madalyalarımın, kupalarımın, o an Luz'la aramızdaki 24 karatlık dostluğun yanında hiçbir değeri yok."
* * *

Üçüncü altın, yine 20.7 saniyeyle birinci olduğu 200 metrede geldi. Son olarak 4x100 bayrak yarışında Yahudi kökenli Glickman ve Stoller koşacaktı. Hitler ABD'li yetkililerle görüşmüş ve Yahudilerin Berlin'de altın madalya kazanmasını sağlayarak Almanya'nın Führer'ini daha da küçük düşürmemelerini rica etmişti. Bu ne kadar doğrudur bilmiyoruz ama Hitler rüzgardan kaçarken fırtınaya tutulmuştur. Glickman ve Stoller'in yerine koşan Owens ve Mecalfe'li ABD takımı 39.8 saniye ile dünya rekoru kırarak birinci olmuştu. Owens dördüncü altını alıyordu. Hitler'e de öfke içinde stadyumu terk etmek kalıyordu.
* * *

UNIVERSIADE'da buluşan gençlere insanlığın geleceği için sporun birleştirici ruhunu koruma ve olimpiyat meşalesinin ateşini hiç söndürmeden gelecek çağlara taşıma sorumluluğu düşüyor. Gelin onları alkışlamak ve spor aşkına onları yüreklendirmek için yanlarında olalım. Barışın rengi Ege mavisinde ve barışın simgesi zeytinin anavatanı Ege topraklarında yine kardeşlik kazansın.


ege@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bir iş yapılırken diğeri bozuluyor
Ay ışığında bir yaz gecesi alternatifleri
Yerine gelen moraller
Olimpiyat ruhu...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet