|
 |
|
|
Hastalık
Kıbrıs'taki oyunda Rumlar sevimli bir sirtaki havasında oynuyorlardı kendi adlarına, ama Trabzonspor'un ortaya koyduğu futbola hiç de bir Karadeniz horonu yakıştırması yapamayız doğrusu...Mehmet Yılmaz'ın kaçırdığı hayati gole, futbolun duası adına tek itirazımız yok... Ancak topa yaklaşımı, çevresindeki Gökdeniz başta olmak üzere kimseleri aklına getirmeden yaptığı berbat son hareketteki laubali tavrını affetmek çok zor işte...
Anorthosis oyuna tam bir "vatan - millet" kavramıyla çıktığını 90 dakika boyunca ispatladı galibiyetini tüm seyredenlere... Buna karşılık Trabzon'un o çıt kırıldım oyun tarzı neydi öyle ? Şenol Güneş soyunma odası düzenini hiç kuramamış henüz anlaşılan... Adamlar dar alanlarda jilet gibi keskin - çabuk ve kararlı hareketlerle Trabzon'un toparlanmasını önlerken, Bordo - Mavililer'in defans laubaliliğine neler demeliyiz ki ? Rum teknik kulübesi, Yattara'nın sağdan inişlerini tehlikeli bulup, 20. dakikada karşısındaki kilise direği kılıklı tipsiz oyuncuyu dışarı alırken, Şenol'un da Gineli'yi orta sahanın içine kaydırıp Anorthosis'in oyun planlarını bozması çok da gerekmez miydi ? Kazanmak için her yolu deneyen Güney Kıbrıslılar'ın, Yattara'yı oyundan attırmak için iyi bir "şirretlik planıyla" sahaya çıktıkları çok da açık ortadaydı. Bütün bu gerçekler TV'den dahi net bir şekilde görülmekteyken, Şenol hocanın hiçbir karşı önlem almadan adeta gökten "vahiy cümlesini" beklercesine kilitlenip, kalmasını hiç çözemedim ben.
Hem bir gerçeği birlikte paylaşalım dilerseniz... Türk futbolunda EKOL filan gibi ciddi işlerden bahsederken, bir gerçeği iyice kabullenmeliyiz artık... Türk futbolcusu top kendisine gelmeden, topu en doğru şekilde nasıl kullanacağı konusunu asla topla buluşmanın öncesinde bir düşünce bütünlüğüyle yaratamıyor kafasında... İşte bu konu futbolumuzdaki yavaşlığın ve iyi futbol bekleyenlerin haklı olarak duydukları endişenin en büyük nedenidir. Eğer yabancıların birçoğu bizimkilerden iyi görünüyorsa, başlıca sebep onlar sürekli değişen pozisyonlara göre düşüncelerini kurguluyor. Bir de teknik kapasiteleri, alt yapı değerlerinden kaynaklanarak yüksek olduğu için bizden çok ilerde görüntü veriyorlar. Sezona çok yaklaştığımız şu günlerde Trabzon'un bu berbat oyunu ve aldığı sonuç çoğumuzun canını sıktı muhakkak ki... Şimdi Trabzon'da uğraş da dur bakalım 2-0'ı aşıp, turu yakalamak adına... Oyuna ciddi başlayıp, 90 dakikanın her saniyesinde "pür dikkat ve akılcı kalamamak" yalnız Trabzon'un değil, tüm takımlarımızın, hatta milli takımlarımızın en göze batan hastalığı. Bakalım bu düşüncelerimizden bizi uzaklaştıracak iyileşmelere şahit olabilecek miyiz ?
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|