Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Temmuz 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dalgalı yaş hesap yöntemleri:
33 mü? Yok artık!


Sarsılıp toparlanmazsan, "Minareden at beni, in aşağıya tut beni" konulu ruh hallerine kendini bırakırsan, bu otuz yaş travmasının otuz beşe kadar yolu var esasen. Kim bilir, belki de otuza alışmak için üç dört yıl gerekiyor!
Otuzun kafanıza dank etmesiyle sersemlemiş bir halde yirmili yaşların yasını tutarken önünüzden geçiyor 31. yaş günü! Hoop! Gitti! İlk o zaman galiba "İnsanlar bir yaşında doğmuyorlar ki!" diye başlayan o hesap numaraları çekilmeye başlanıyor zavallı gibi. Fakat otuz ikinci yaş günü geldiğinde "abidik gubidik twist agen" hesaplarının artık iler tutar yeri kalmıyor. Ama esas otuz üç geldiğinde...
Resmi olarak orta yaşlılar kategorisine geçmene iki yıl varken daha beter bir ruh hali arz-ı endam eyliyor:

Hiçbir şey kurtaramaz
"Hiç otuz üç gibi hissetmiyorum kendimi!"
Ha ha ha! Geçmiş olsun! "Orta yaş krizinin" giriş bölümünden o kilit cümleyi kurmuş bulunuyorsunuz! Artık hiçbir şey sizi kurtaramaz. Zira bu cümle, "İhtiyarlığın Harika Manipülasyonlar Diyarı" kuyusunun kenarında duran saatli tavşan! Hayırlara vesile olsun, kuyudan içeri daldınız. Sonraki bölümlerde karşılaşacağınız karakterler şöyle sıralanıyor:
"Hiç kırk gibi hissetmiyorum"!
"Allah aşkına söyle! Elli gösteriyor muyum?"
"Hayat aslında altmışında başlıyormuş!"

Kararlılık dalgası
Velhasıl insanın otuz civarında bir yerlerde bu yaş meselesiyle halvet olması ve mutlaka halletmesi gerekiyor. Sonraki yıllar için bir ilke kararı alması ve dış mihraklardan gelecek herhangi bir yoldan çıkarma, sataşma, şaşırtmaya karşı kararından şaşmaması gerekiyor. Bendeniz, otuzun ilk iki yılında haince sarf edilen "Aaa! Sen daha liseli gibi duruyorsun ayol!" gibi kandırmacalı, yoldan çıkartıcı ifadeler yüzünden bu karar alma zorunluluğunu bir iki yıl geciktirmiş ve otuz üçüncü yaşıma bastığım bu kara günlerde ertelenmiş olan bu kararı vermek mecburiyetiyle karşılaşmış buluyorum kendimi. (Bilmiyorum cümleyi otuz üçü karambole getirip gözden kaçırtacak kadar dolandırabildim mi?!)

Dalgaya bırakma
Bu karar sürecinde elbette benden daha tecrübeli büyüklerimle konuşmak istedim. Ve lafa "Aaa! Çok yaşlanmışsın! At kendini bir yerden" diye başlayarak hadiseye acımasız bir alaycılıkla yaklaşan anneannemden konuya ilişkin görüş belirtmesini istedim. Kendisi altmışını sekseninin ortasına kadar geçmiş bir "lady" olarak bana kendi aldığı kararı şu sözlerle ifade etti:
"Ben yaşımı dalgalanmaya bıraktım şekerim!"
Kırkını ellisine kadar geçmiş olan annemin, benzer halden anlamazlıkla yaptığı "çapraz kur" önerisinin içtiği biranın etkisiyle bir şaşırma, bir kendini bilmeme haliyle yapıldığını düşündüğüm için "dalgaya bırakma" yaklaşımı oldukça mantıklı göründü. Bilhassa da yıllarca aynı yaşta olduğunu söyleyen biçarelerin "çıpa uygulamasının" ne trajik tablolara yol açabileceğini, buna karşılık kendini dalgalara bırakan anneannemin ise büyük Akdeniz turundan döndükten hemen sonra yaptığı "Çin'e mi gitsem, Nepal'e mi?" planlarına tanıklık ettikten sonra. Velhasıl dalgada bir kerametin olduğu kat'i!

Meraklısı için dalga hesabı
"Dalgalı kur" hesabının nasıl yapıldığına dair anneannemden bir ipucu alamadım. Ama öyle sanıyorum ki bu, herkesin kendince uydurabileceği, herhangi bir sağlaması olamayacağı için de doğru kabul edilmesi mecburi bir hesap şekli.
Elimizdeki tek ipucu, anneannemin hâlâ Uzakdoğu ülkelerine gidecek kadar maceracı oluşu, benden Latin Amerika için yol sorması, Akdeniz turuna çıktığı geminin kaptanıyla dans etmesi, üstelik de "Ben açılış dansı yapmaya alışkınım şekerim!" diye de hava atabilmesi ve nihayet şiir geceleri düzenlemesi.
İnsan bunları kaç yaşında yapar? Ona göre hesap edin işte. Dalgayı da hesaba katın ama!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Avrupa lideri olarak Tony Blair
TONY Blair başbakan olduktan sonra, hakkında ...
Çetin ALTAN
Türkçenin lezzetine varma sorunu
Enver Paşa iktidarından bu yana, kendi kendim...
Melih AŞIK
Olimpos haracı!
Hanım okurumuz tatilini Antalya Olimpos'taki ...
Fikret BİLA
Deklarasyonun kodları
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Londra'da zi...
Hasan CEMAL
Öymen'le derin CHP'li olmak!
Altan Öymen, CHP'de İstanbul İl Başkanlığı'na...
Güneri CIVAOĞLU
Taze toprak sendromu
PKK'nın Azrail gibi gezindiği dağ yolundayız....
Abbas GÜÇLÜ
Devlet mi, vakıf mı, özel mi?
Yasal olarak bakıldığında, iki grup üniversit...
Sami KOHEN
Türkiye için bir fırsat...
DÜNKÜ "Times" gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın ö...
Mehmet Y. YILMAZ
Bir sevinç ve milyonlarca hüzün!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Londra yolculu...
Faik ÖZTRAK
Yabancıların bono ve hisse senedine iştahı dinmiyor
Mali Piyasalarda Gelişmeler adlı yayın Devlet...
Hasan PULUR
"Geç bunları anam babam"
"SATIYORLAR"mış... "Ha babam, de babam satıyo...
Derya SAZAK
İntihar terörizmi
Londra ve Mısır'daki intihar saldırıları ardı...
Meral TAMER
Yeni Dernekler Yasası ile STK'lar, yönetici transferi bile yapabilir!
Karaciğerindeki 3 tümör bile vız geliyor. Sab...
Ece TEMELKURAN
33 mü? Yok artık!
Sarsılıp toparlanmazsan, "Minareden at beni, ...
Güngör URAS
Sümerbank'ı 'gerçekten' bitirdiler
Dün sabah Manisa'da kapısında "Sümerbank Bez ...
M. Ali BİRAND
Mayınlı bir sahada yürüyoruz...
Tayyip Erdoğan'ın iki günlük Londra gezisinin...

© 2005 Milliyet