|
 |
|
|
Son şart da tamam
Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'ni Gümrük Birliği kapsamına alacak Ek Protokolü dün gece imzalarken, yayımladığı deklarasyonla bunun 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini vurguladı
Utku Çakırözer - Ankara
Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile arasındaki ilişkileri ve Gümrük Birliği'ni düzenleyen 1963 tarihli Ankara Anlaşması'na, 40 yıldır tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni de "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla dahil eden "Ek Protokolü" imzaladı. Türkiye tarafından yayımlanan deklarasyonda, atılan imzanın "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin tanınması anlamına gelmediği ve Türkiye'nin KKTC ile özel ilişkilerini sürdürmeye devam edeceği bildirildi. Ancak deklarasyonda, "Rum gemi ve uçaklarının, Türk liman ve havaalanlarını kullanımına yönelik sınırlamaların süreceği" ifadelerine, AB Dönem Başkanı İngiltere'nin telkinleri doğrultusunda üstü kapalı biçimde yer verildi.
Aralarında "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin de bulunduğu yeni AB üyelerini, Ankara Anlaşması ve Gümrük Birliği'ne dahil eden protokol, AB Dönem Başkanı İngiltere'nin Brüksel'deki Temsilcisi John Grant tarafından dün akşam 19.00'da, Türkiye'nin Daimi Temsilciliği'ne gönderildi. Brüksel'de yaşanan mektup değişiminde, Türkiye adına belgeye AB Komisyonu nezdindeki Daimi Temsilci Büyükelçi Oğuz Demiralp 23.00'te imza attı.
2 şart istenmişti
Bu adımla birlikte Türkiye, AB tarafından 17 Aralık Zirvesi'nde kendisinden istenen tüm şartları tamamlamış oldu. Türkiye'nin müzakerelere başlayabilmesi için 2 şart belirlenmişti. Bunlardan biri Türk Ceza Kanunu'nun onaylanarak yürürlüğe sokulmasıydı. Türkiye, bu şartı 1 Haziran'da yerine getirdi. Son şart ise "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni de kapsayan Uyum Protokolü'nün imzalanmasıydı. Bu şart da dün gece geç saatlerde yerine getirildi.
Türkiye bu imzanın "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanıma anlamına gelmediğini savunuyor. AB Dönem Başkanı İngiltere ve AB Komisyonu da Türkiye tarafından atılan bu imzanın hukuken Türkiye'nin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanıdığı anlamına gelmediği konusunda hemfikir.
İmzanın ardından yürürlüğe girmesi için TBMM'de onaylanması gereken 16 madde ve 22 sayfadan oluşan protokol, Rumları, Ankara'nın 40 yıldır tanımadığı "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla Ankara Anlaşması'na "taraf" haline getiriyor.
'Kıbrıs Cumhuriyeti'
Belgenin 2. sayfasında "anlaşmanın tarafları" başlığı altında, aralarında "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin de yer aldığı AB'ye 2004'te giren 10 yeni üyenin, 12 Eylül 1963 tarihli Türkiye - AB Ortaklık Anlaşması'na diğer AB üyeleri gibi taraf olacağı ve Türkiye - AB arasındaki her türlü anlaşmayı ve imzalanan protokolü kabul edecekleri vurgulanıyor.
Belgenin ilk 2 sayfasındaki "giriş" ve "anlaşmanın tarafları" bölümünde Rum Kesimi 3 kez "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla anılıyor.
Deklarasyonlu imza
Demiralp, imzaladığı protokolle birlikte Türkiye'nin hazırladığı bir deklarasyonu da AB Dönem Başkanlığı'na iletti. İmzayla eşzamanlı olarak Dışişleri Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulan deklarasyonda, şu hususlar yer aldı:
Bu protokoldeki Kıbrıs Cumhuriyeti 1960'taki ortaklık devleti değildir. Atılan imza Rumlara ait 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmez. Türkiye, KKTC ile özel ilişkilerini sürdürmeyi devam ettirecek.
İngiltere yumuşattı
Türkiye, deklarasyona koyma kararı aldığı "Rum Kesimi'ne ait gemi ve uçakların Türk liman ve havaalanlarından yararlandırılmasına ilişkin yasakların süreceği" anlamına gelecek ifadeleri ise, Dönem Başkanı İngiltere'nin telkinleri yönünde yumuşatarak metne koydu. Dışişleri kaynakları, deklarasyonun 3. maddesinde yer alan "Türkiye, Kıbrıs Rum makamlarının, halihazırda olduğu gibi, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği şeklindeki tutumunu sürdürecek ve anılan makamların tasarruflarını buna göre muameleye tabi tutacaktır" ifadeleriyle, liman ve havaalanlarına ilişkin sınırlamaların süreceğini bildirdiler.
Deklarasyonun tam metni
Türkiye'nin protokolü imzalarken AB'ye verdiği deklarasyonda şu ifadeler yer aldı:
1. Türkiye, Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu yöndeki tutumunu da açıkça ortaya koymuştur. Bu doğrultuda Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin 2 kesimli yeni bir ortaklık devleti kurulmasını hedefleyen kapsamlı çözüme ulaşma yönündeki çabalarını desteklemeyi sürdürecektir. Adil ve kalıcı bir çözüm, bölgede barışa, istikrara ve uyumlu ilişkilerin tesisine önemli bir katkıda bulunacaktır.
2. İşbu Protokol'de atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960'ta kurulan asıl ortaklık devleti değildir.
3. Türkiye bu nedenle, Kıbrıs Rum makamlarının, halihazırda olduğu gibi, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği şeklindeki tutumunu sürdürecek ve anılan makamların tasarruflarını buna göre muameleye tabi tutacaktır.
4. Türkiye, bu Protokol'ün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, Protokol'de atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediğini ve Türkiye'nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar etmediğini beyan eder.
5. Türkiye, işbu Protokol'e taraf olmasının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile mevcut ilişkilerini değiştirmeyeceğini teyit eder.
6. Kapsamlı bir çözüm bulununcaya değin, Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin tutumu değişmeyecektir. Türkiye, Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm sonucunda oluşacak yeni ortaklık devleti ile ilişkiler tesis etmeye hazır olduğunu beyan eder.
|
|
|

|