|
 |
|
|
Gelişmişlerin telaşı
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Dünyada günde 84 milyon varil petrol tüketiliyor, otuz bin çocuk ölüyor. Tüketimin çoğu Batı dünyasında, ölümlerin çoğu Afrika ve Asya'da. Zenginler tüketmekte, yoksullar, nüfusun üçte biri, perişan. Gerekli adımlar atılmazsa bu dengesizlik gelişmiş ülkelerin istikrarını da tehdit edecek, dünyanın başına büyük bela açacak.
Eskiden böyle bir giriş paragrafı insancıllığın, romantikliğin, ya da sosyalist ideolojinin işareti olurdu. Oysa günümüzde bu "dramatik aykırılık" artık Batı başkentlerinde uzun uzun konuşuluyor, tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Gelişmiş ülkeler ötekilerin hali için ilk kez bu kadar kaygılanıyor. Garip ama güçlüler artık düşkünlerden korkuyor. Terör, silah, uyuşturucu, mülteci sorunları nedeniyle.
* * *
Peki hangi ülkeler güçsüz sayılıyor? Bir CIA raporuna göre 20 kadar ülke bu kategoride. Dünya Bankası ise daha kötümser: 30 ülkeyi "geliri düşük ve baskı altında" olarak tanımlıyor. Görünen o ki tanımlamalarda pek bir mutabakat yok.
Bu boşluğu kapatmak için Foreign Policy dergisi (www.ForeignPolicy.com ) ile Barış Vakfı (www.fundforpeace.org) ilk kez bu yıl bir endeks hazırlamışlar. "Başarısız Ülkeler Endeksi". Dünyadaki 60 ülkeyi 12 kritere göre incelemişler. Kriterler şöyle: Bölgesel gelişmişlik, mülteci sorunu, nüfus yapısı, memnuniyetsizlik, ekonomik performans, insan hakları, güvenlik, hukukun üstünlüğü, beyin göçü, kamu hizmetleri, dış müdahaleler, yönetenlerin söylemleri.
* * *
Toplanan veriler bir şekilde harmanlanmış ve sonuçta 60 ülke üç gruba ayrılmış: Kritik, tehlikede ve sınırda. Hemen söyleyelim Türkiye 49'uncu sırada ve "sınırda grubunun" ortalarında yer alıyor. Türkiye en yüksek notu ekonomik performansta almış, hukukun üstünlüğünde ise çakmış vaziyette. Diğer kırık notlar ise bölgeler arası dengesizlikten ve nüfus yoğunlaşmasından gelmiş.
Birinci sırada, en başarısız ülke olarak, Fildişi Sahili var hemen arkasından Kongo Demokratik Cumhuriyeti geliyor. Sudan üçüncü, Irak dördüncü. Bizden iyi görünen ülkeler arasında ise İran, Küba, Rusya, Nijerya, Vietnam, Azerbeycan var. Biraz şaşırtıcı tabii.
* * *
Biz endeksleri pek sevmeyiz. Borsa endeksi deli deli hareketlerle yıllarca hepimizi şaşırttı.
Ayrıca güvensizlik içimize işlemiş vaziyette olduğu için Tüketici Fiyat Endeksi'ne de inanmakta zorluk çekiyoruz. İşin içine şu kahrolası matematik girmese, herkes kendi tüketici endeksini yapacak ama ÖSS sonuçları malumunuz.
Amerikan kökenli iki kuruluşun ortaklaşa geliştirdiği bu "başarısız ülkeler endeksine" de şüpheyle bakmak mümkün. Kritelere, verilere de itiraz etmek de. Herkese, her kuruluşa öyle bakmaya başladık ya. Yine de her endekse dikkatlice bakmak gerekir çıkarılacak bir ders var mı diye.
Endeksler gerçeklerin anahtarı değildir ama eğilim belli eder, ipucu verirler. Karmaşık olguların tek bir rakama indirgenmesi az bir lüks değildir ayrıca.
Endeksler soyut olana ışık tutarlar. Endeks olan yerde yalan söylemek zordur. Ama o kadar. Endeksler çözüm getirmez.
Esasen gelişmişlerin endekslemeleri, sıralamaları, notlamaları aşmış, ekmek konusuna çoktan gelmiş olmaları gerekirdi.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|