|
 |
|
|
Bu korkunç yorumu Milli Gazete köşe yazarı Erol yaptı:
'Allah, insanları terörle uyarıyor'
Milli Gazete yazarı Erol, Allah'ın adını istismar ederek teröre karıştırdı. Erol, terör olaylarının Allah'ın izniyle yapıldığını ve insanlığı 'adil düzen' için uyardığını yazdı
İSTANBUL Milliyet
Mısır'daki bombalamalarda yüzlerce kişi öldü. 5 yurttaşımızı da teröre kurban verdik. Aileleri onları hıçkırıklarla toprağa verdi. Ama, bütün bunlar Milli Gazete köşe yazarı Reşat Nuri Erol'u zerrece ilgilendirmiyor.
Onun derdi, terör üzerinden politika yapmak. Erol, terör olaylarının Allah'ın izniyle yapıldığı ve insanlığı 'adil düzen' ve 'yeni bir dünya' için uyardığını yazdı.
Milli Gazete'de önceki gün "Londra ve Mısır'daki 'terör'-1" başlıklı bir yazı yazan Erol, terör olaylarının neden olduğunu şöyle yorumladı: "... İnsanların Kuran'ın getirdiği 'adil düzen' çözümlerini öğrenip örgütlenmeleri gerekir. Her şey Allah'ın kontrolündedir. Allah insanları böyle bir şeye zorlamak için 'terör olayları'nı bir uyarıcı olarak oluşturmaktadır. Zaten binlerce yıl önce 'Nuh tufanı' da insanlık 'göçebe hayat'tan 'tarım hayatı'na geçerken olmuştu. 'Mezopotamya Medeniyeti' başta olmak üzere, sonraki bütün medeniyetler Nuh tufanı sayesinde ve bu tufan sonrasında doğmuştur. Demek ki 'terör olayları' Allah'ın izniyle yapılmakta ve insanlığın 'adil düzen' ve 'yeni bir dünya' için uyarmaktadır."
Erol, yazısını şöyle noktaladı: "Küresel terör geliyor... 'Sosyal tufan' gerçekleşiyor... 'Adil düzen' ve 'yeni bir dünya' tek çözüm gibi görünüyor."
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, bu yorumu şöyle değerlendirdi: "Mesela Irak'ın bombalanması. Yani Allah kime izin veriyor? Bush'a izin veriyor, 'Irak'ı bombala' diye mi? Allah izin veriyorsa, bir anlamda görev veriyor demektir. O zaman Bush, Allah'ın görevini ifa eden adamdır. O zaman Bush'un ne suçu var? 'Allah'ın iradesi böyledir' demesini tasvip etmem."
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş: "Terör olayı, bir uyarı olamaz. Bu tür yorumlar kişinin önyargısının eseridir" dedi.
Fotoğrafların anlattıkları
İSTANBUL Milliyet
Dönünce uzun uzun anlatacaklardı nasıl güzel bir tatil geçirdiklerini. Şarm El Şeyh'in ışıklarını, nasıl şen kahkahalarla güldüklerini. Kurdukları yeni dostluklardan bahsedeceklerdi.... Eğer dönselerdi... Dönemediler oysa. Onların anlatamadıklarını, ömürlerinin son haftasında, belki de son gecesinde yaşadıklarını, şimdi bu fotoğraflar anlatıyor bize...
Ölümün tesellisi olmaz elbet. Yine de en sevdiğimizi kaybettiğimizde bile bir teselli ararız. "Ölümü kolay oldu", "İstediği uğurda can verdi", "Orada buluşacaklar" deriz... Kaybettiğimizin mutlu olduğunu bilmek isteriz. Bu fotoğraflara bakınca, yitirdiğimiz Çağla ile eşi Bilgehan Yalçın, Erhan Divlecan, Bülent Adalı ve mahalleden arkadaşı Safiye Güler Yavuz'un son günlerini nasıl mutlu yaşadıkları görmek, dondurulmuş gülümseme karelerine tanıklık etmek teselli ediyor geride kalanları.
"Arkadaşlarımız öyle eğlenceli ki anlattıklarına katıla katıla güldük. Bu gizemli şehirde hep el eleydik." (Çağla - Bilgehan Yalçın)
"Aşk sefa geldin hoş geldin. İyi ki geldin. Sevgilinle tatil de bambaşka. Mısır, tarih, eğlence ve omzumda sevgilimin içimi ısıtan başı. Öyle mutluyuz ki." (Sevil Gücük - Erhan Divlecan)
"Çocukluk arkadaşım. Saklambaç, yakalamaca oynadık. Bak şimdi büyüdük ve taaa buralara kadar geldik. Burada yaşam üzerindeki bluzun taşları gibi ışıltılı. Elim sende..." (Safiye Güler Yavuz)
"Hadi bakalım sıra sizde. Tanıştığımızdan beri özel fotoğrafçınız gibi çalıştım. İlk yurtdışı gezimi ölümsüzleştirin bakalım. Eşe dosta gösterecek anımız olsun." (Bülent Adalı).
|
|
|

|