Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Temmuz 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkeziyetçi, hiyerarşik, kuralcı...


ÜNİVERSİTE kavramını düşünürken bile eski 'devletçilik' genlerimizin etkisinde kalıyoruz.
Merkeziyetçi, hiyerarşik ve aşırı kuralcı YÖK ve rektörlük sistemi bunun bir örneği...
Üniversite giriş sınavlarındaki sistemimiz de aynı şekilde merkeziyetçi, hiyerarşik ve aşırı kurallara bağlı... Öğrenci seçme sistemimize dün yeni kurallar ilave ettik ve öğrencilerin kendi alanları dışında tercihler yapmasını daha da zorlaştırdık.
Sınav sistemi labirent gibi... Bir dehlize girmek zorundasınız ve artık o dehlizden çıkmanız çok güç: "Sözel" dehlizindeyseniz coğrafya bölümüne girebilirsiniz, ama biyoloji "sayısal"dır, oraya giremezsiniz!
Sosyolojiye "eşit ağırlık" dehlizinden, sosyal bilgiler öğretmenliğine ise ancak "sözel" dehlizinden ulaşabilirsiniz!
İyi yabancı dil bilen öğrenci için bile, "dil" ve "sözel" alanları iki ayrı dehlizdir, aralarında aşılmaz katsayı duvarları vardır!
* * *
1961 Anayasası'na askerler ve profesörler bir hüküm koymuştu:
"Üniversiteler, ancak devlet eliyle ve kanunla kurulur." (Md. 120)
Kanunla kurulması doğru... Belli bir ciddiyet, kalite ve vasıf olmalıdır elbette... Ama niye "ancak devlet eliyle"?
Resmi ideolojinin bu devletçilik anlayışını benimseyen Anayasa Mahkememiz de 1972'de özel yüksekokulları kapattı!
Mahkeme, kararında öylesine toplum dışı bir bilim tarifi yapıyordu ki, bunun sonucunda bilim "ancak devlet eliyle" olabilirdi.
Şartlar zorladı, 1982 Anayasası kâr amacı gütmeyen vakıflar eliyle "yüksek öğretim kurumları" kurulmasına imkân sağladı. Ama Anayasa Mahkemesi, "ancak devlet eliyle..." anlayışını sürdürdüğü için, "vakıf üniversiteleri olmaz" diye karar verdi!
Bunları aşmak kolay olmadı. Türkiye "merkeziyetçi, hiyerarşik, aşırı kuralcı" dehlizlerde çok zaman kaybetti.
Özelleştirmeyi de idari reformu da engelleyen, aynı zihniyettir.
YÖK sistemi de, üniversitelerdeki rektör hegemonyası da aynı anlayışın ürünüdür.
* * *
DÜNYA tecrübeleri gözler önünde... Eğer "Hakiki mürşit ilimdir" ise, dünyadaki gelişmelere ilişkin deney ve gözlemler ispat etmiştir ki, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmenin motoru, "merkeziyetçi, hiyerarşik, aşırı kuralcı" yaklaşımlar değil, aksine "deregülasyon" denilen serbestleştirme yaklaşımlarıdır.
Merkeziyetçi, devletçi yapılardan istifade eden kudret sahipleri karşı çıksa da, çağımızda modernleşmenin doğru yolu, "teşebbüs-i şahsÓ ve adem-i merkeziyet"tir.
Sıkı kurallara, emir ve talimatlara boğduğumuzda, gelişme olmuyor. Devlet genel kuralları koymalı, ayrıntıya girmemeli: Bireylere ve kuruluşlara serbest gelişme ve rekabet özgürlüğü tanımalı.
Bu, alışkın olmadığımız ve ancak 1980'lerden sonra yavaş yavaş öğrenmeye başladığımız yeni bir mantıktır.
Üniversite sınavlarına indirgeyelim: Öğrenci yetenek ve bilgisini gösteren merkezi sınav puanlarını aldıktan sonra, ÖSYM'nin katsayı ve puan türleri gibi dehlizlerine hapsolmadan fakültelere başvurabilmelidir...
Öğrenci gelişmiş ülkelerdeki kadar serbest ve o kadar sorumlu olmalı.

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Merkeziyetçi, hiyerarşik, kuralcı...
ÜNİVERSİTE kavramını düşünürken bile eski 'de...
Çetin ALTAN
Paralı geçici çiftleşmeleri, turistik bir gelire çevirme...
Sabahın erken saatlerinde, tüm gazeteleri göz...
Melih AŞIK
Zor bir imza...
AKP iktidarı, AB ile 3 Ekim'de müzakere masas...
Fikret BİLA
Kıbrıs'ta durulacak çizgi
Türk tarafı Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmas...
Hasan CEMAL
Silahlara veda!
Kuzey İrlanda'da İngiliz yönetimine karşı 36 ...
Can DÜNDAR
Terörü yansıtmamak çözüm mü?
Türk medyası, Kuşadası'ndaki bombalamayı, mes...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteye girmek daha da zor olacak
Üniversiteye girmek gelecek yıllarda bugünkün...
Semih İDİZ
IRA'nın son kararı ve PKK'nın çıkmazı
IRA'nın "silahlara veda" kararı, milliyetçi t...
Sami KOHEN
Terör yerine politika...
İNGİLTERE'de terörün yeni bir cephesinin açıl...
Mehmet Y. YILMAZ
Aşktan başka konu mu yok?
Geçen gün bir arkadaşımın evindeki sohbette, ...
Hasan PULUR
'Salla başını al maaşını...'
DEMOKRASİLERDE seçilmişlerle atanmışlar arası...
Derya SAZAK
Muşlu kızlar
Vali İbrahim Özçimen anlatıyor: "Muş'ta görev...
Meral TAMER
Medyada öne çıkan STK'ları gruplayalım
Türkiye'de kaç sivil toplum kuruluşu olduğu t...
Tamer HEPER
Sizlere yanlış şeyler söyleniyor
Bir zamanlar bir reklam vardı, bu reklamda ku...
Yaman TÖRÜNER
Kabala öğretisinin simgesi 'ışık'tır
"Kabala" son günlerin moda öğretisi. Bütün dü...
Güngör URAS
Sultanahmet yabancı turist dolu
İstanbul'un Sultanahmet semtinde (Anadolu anl...
Serpil YILMAZ
Mısır teröre direniyor
Mısır, 1992 yılından bu yana radikal İslami ö...
M. Ali BİRAND
Gelin size, Başbakanın yeni uçağını anlatayım
Eğer Başbakan sizi bir dış gezisine davet ede...

© 2005 Milliyet