Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Temmuz 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aşktan başka konu mu yok?


Geçen gün bir arkadaşımın evindeki sohbette, bazı televizyon dizilerinde yönetmen yardımcılığı yapan bir hanım misafir, finansman sorunlarını çözünce çekmeyi planladığı bir filmden söz etti.
Sohbet, film çekmek, roman yazmak gibi bir "sanatsal eylemle" ilgiliyse herkes hemen şunu sorar: Konusu ne?
Nitekim o gün de öyle oldu. Konu, 1960'ların İstanbul'unda geçen üçlü bir aşk hikâyesiymiş..
Tanınmış, başarılı bir ressam olan ev sahibimiz bunun üzerine bana şöyle bir soru sordu: "Neden bütün Türk filmleri bir aşk hikâyesinin etrafında dönüp dolaşıyor? Başka konu bulamıyor mu Türk senarist ve yönetmenler?"
"Çünkü" diye yanıtladım, "aşk, insanların yaşamının önemli bir parçası ve varlığı da yokluğu da birey için gerçek bir problem olabiliyor. Ayrıca aşk filmi küçük bütçelerle de çekilebiliyor. Türk yönetmenler pahalı prodüksiyonlar için para buldular da, konu bulmak mı kusur kaldı?"

Sanatın ta kendisi..
Benzer bir soruyla Hasan Bülent Kahraman'ın son kitabı "Cinsellik. Görsellik. Pornografi"de de karşılaştım.
Şöyle soruyor: "Neden aşk, sanatın neredeyse ta kendisi? İnsanlar neden sanatın belki de en önemli kurucu öğelerinden biri olarak aşkı gördüler, görüyorlar?.. Acaba aşkla sanat arasında doğrudan bir ilişki var mı?"
Kahraman bu çok ilginç eserinde sanat tarihinin belirli akımlarının kendilerini belli aşk anlayışlarıyla özdeşleştirdiğini anlatıyor.
Örneğin "sürrealizm", varlık nedeni olan "üst gerçekleri" anlatabilmek için "çılgın aşk" kavramını geliştirmiş ve ona sahip çıkmış. Kahraman, bizden de örnekler veriyor:

En zor işlerden biri
"Belki tümünden daha önce geleni, dil kısıtlamaları nedeniyle dünyanın yeteri kadar algılayamadığı bizim divan ve tasavvuf edebiyatıdır. Her iki edebiyat da aşkı salt önceden belirlenmiş ve ifade edilmesine çalışılmış bir aşama olarak görmekten uzaktır. Tam tersine, aşkı ifade ediş biçimleri ve onun varlığı bu edebiyatların oluşumunu da doğrudan etkilemektedir.. Bütün Mevlevi geleneğinin de gene aşk ve esrime noktasında biçimlendiğini unutmamak gerekir."
Aşkı tanımlama çabası, sanırım dünyanın en zor işlerinden biri.
Aşkın yaşamımızın önemli bir parçasını oluşturduğu da başka bir gerçek.
Ve insanın böyle bir "bilinmezle" karşılaşmasının uzantılarını sanatta bulması da kaçınılmaz.

Çünkü 'en önemli' o..
Çünkü sanat dediğimiz şey, özünde "bilinmezi somutlaştırma çabası"ndan başka bir şey de değil.
Öte yandan "yedinci sanat" sinema, belki bütün öteki sanat dallarından çok daha fazla "ticari" bir nitelik taşıyor.
Yatırılan para büyük ve bunu geri döndürebilmek için mümkün olduğunca çok alıcıya ulaşmak gerekiyor.
En vahşi cinayetlerin işlendiği, arabaların parçalandığı, orduların savaştığı filmlerde bile geri planda bir aşk öyküsünün olmasının nedeni de bu.
Çünkü "Sanat, hayatı taklit ediyor" ve aşk her şeye rağmen yaşamlarımızın en önemli unsuru.

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Merkeziyetçi, hiyerarşik, kuralcı...
ÜNİVERSİTE kavramını düşünürken bile eski 'de...
Çetin ALTAN
Paralı geçici çiftleşmeleri, turistik bir gelire çevirme...
Sabahın erken saatlerinde, tüm gazeteleri göz...
Melih AŞIK
Zor bir imza...
AKP iktidarı, AB ile 3 Ekim'de müzakere masas...
Fikret BİLA
Kıbrıs'ta durulacak çizgi
Türk tarafı Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmas...
Hasan CEMAL
Silahlara veda!
Kuzey İrlanda'da İngiliz yönetimine karşı 36 ...
Can DÜNDAR
Terörü yansıtmamak çözüm mü?
Türk medyası, Kuşadası'ndaki bombalamayı, mes...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteye girmek daha da zor olacak
Üniversiteye girmek gelecek yıllarda bugünkün...
Semih İDİZ
IRA'nın son kararı ve PKK'nın çıkmazı
IRA'nın "silahlara veda" kararı, milliyetçi t...
Sami KOHEN
Terör yerine politika...
İNGİLTERE'de terörün yeni bir cephesinin açıl...
Mehmet Y. YILMAZ
Aşktan başka konu mu yok?
Geçen gün bir arkadaşımın evindeki sohbette, ...
Hasan PULUR
'Salla başını al maaşını...'
DEMOKRASİLERDE seçilmişlerle atanmışlar arası...
Derya SAZAK
Muşlu kızlar
Vali İbrahim Özçimen anlatıyor: "Muş'ta görev...
Meral TAMER
Medyada öne çıkan STK'ları gruplayalım
Türkiye'de kaç sivil toplum kuruluşu olduğu t...
Tamer HEPER
Sizlere yanlış şeyler söyleniyor
Bir zamanlar bir reklam vardı, bu reklamda ku...
Yaman TÖRÜNER
Kabala öğretisinin simgesi 'ışık'tır
"Kabala" son günlerin moda öğretisi. Bütün dü...
Güngör URAS
Sultanahmet yabancı turist dolu
İstanbul'un Sultanahmet semtinde (Anadolu anl...
Serpil YILMAZ
Mısır teröre direniyor
Mısır, 1992 yılından bu yana radikal İslami ö...
M. Ali BİRAND
Gelin size, Başbakanın yeni uçağını anlatayım
Eğer Başbakan sizi bir dış gezisine davet ede...

© 2005 Milliyet