|
 |
|
|
Yanlış kopyalama = Unutkanlık
yural@milliyet.com.tr
Dünkü köşe yazımda ek bellek görevi gören post-it'lerden söz etmiştim. Çünkü bellek insan yaşamının en vazgeçilmez parçası-dır ve bütün uzuvlarımızın sağlıklı çalışması, ancak belleğin varlığıyla önem kazanır.
Bir an için belleğimizin olmadığını düşünürsek, bitkiden farksız bir varlığa döneriz. Sağlıklı bir bedenin üzerinde duran; boş, bilgiler yüklenmemiş bir bellek kişiye kimlik de kazandıramaz. Daha açık olarak şöyle söylersek, bir an için nerede yaşadığını, nerede çalıştığını, giysilerinin nerede olduğunu, evinin anahtarının nerede bulunduğunu, hatta adını bilmeyen bir kişi, bunu sözcüklerle de dile getirip anlatamaz.
İnsanları varlıklı kılan, ona yaşam içinde nitelik, kişilik kazandıran şey beynidir ve beynine yaşamın içinde yüklemiş olduğu bilgilerdir. Bu bilgiler sözcüklerden, notalardan, sayılardan, görsellerden beslenerek kendine bir kimlik oluşturur. Bu da beyindeki sistemli çalışan süper bir bilgisayarla sağlanır.
Bilimadamlarına göre bu, sayıları on milyara ulaşan bellek hücreleriyle gerçekleşir. Bunlar bir araya gelerek aralarında bir bellek bankası oluştururlar; bireyin kendisi ve çevresiyle ilgili bilgilerini istekler doğrultusunda, kişiye ulaştırırlar.
Bilimadamları bellek hücrelerinin her gün, hemen hemen otuz bine yakınının öldüğünü; on milyara yakın bellek hücresinin beynin dosyalama sistemini oluşturduğunu, bunların şifrelenerek etkiler, hayaller ve geçmişin canlı kıvılcımları biçiminde depolandığını söylüyorlar.
Yapılan bir araştırmada şöyle bir sonuç elde edilmiş: Normal bir beyin, bir roman kitabının, örneğin bir Harry Potter cildinin kalınlığında birkaç milyon cildi içerisinde taşıyabilecek kapasiteye sahipmiş. Bellek hücrelerinin dışında bir de bellek zerrecikleri varmış. Bunlar bir ay süreyle yalnızca beyin dokularımız arasında akan, yüzen son derece şaşırtıcı protein damlacıklarıymış. Bellek zerreciklerinin her bir damlasının da bir aylık ömrü varmış. Bu zerreciklerin de, öldükten hemen sonra yenilenmeleri gerekiyormuş. Bir damlanın bizim için sakladığı bir tek anı, eğer toptan yok olmazsa yüzlerce kez yeniden kopyalanmaktaymış.
Yetmiş yıllık bir yaşam içinde, bir bellek zerreciğinin insan beyninde en az sekiz yüz kez yeniden kopyalandığı saptanmış. Eğer bu zerrecikler yenilenmezlerse biz her şeyi sürekli olarak unutmaya başlıyormuşuz. Herhangi bir nedenle bu anı bilgileri yanlış kopyalanırsa, bu kez de anıyı yanlış olarak anımsıyormuşuz. Sonuçta, çok eskiden olmuş bazı şeyleri unutmamız, bellek zerreciklerindeki bu bilgilerin silinmesiyle ortaya çıkıyormuş.
Belleğimiz bizim düşündüğümüzden çok daha dolu, çok daha yaşlı ve eski. Yapılan bir deney, belli ölçüde elektrik akımı verilerek beyin hücrelerinin yapay olarak harekete geçmesini sağlıyormuş. İnsanlar uzun zamandır hatırlayamadıkları şeyleri bu yolla hatırlıyorlarmış. Bu deneyin yapıldığı bir kadın, yıllar önce gittiği bir konserde dinlediği bütün parçaları tek tek hatırlamış. Ama elektrik akımı kesilince müzik de kafasında ve kulaklarında durmaktaymış. Eğer şimdi sizlere, "Nerede kalmıştım?" diye bir soru sorarsam, bu bilgileri taşıyan beyin zerreciklerimin ihanet edip, beni terk ettikleri anlamını çıkarabilirsiniz.
Adınızı yanlış söylüyorsam, görsel belleğimle sözcük kayıtları arasında bir yanlış koyalama var demektir...
|
|
|

|