Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 31 Temmuz 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gandhi ve STK: "Duruşum, mesajımdır"


Sivil toplum kuruluşlarını 10 gün önce bu köşede tartışmaya açarken, sizlerin bu denli kafanıza takılan bir konuya parmak bastığımın ayrımında değildim. Akademik çevrelerden sıradan vatandaşa, konunun uzmanından STK başkanlarına, çeşitli dönemlerde STK'larda çalışmış gönüllü ve maaşlılardan sendikacı ve siyasetçilere okurlarımız, geniş bir yelpazede çok değişik ve değerli görüşlerle katıldılar tartışmaya. Bu görüş ve yorumların ancak küçük bir kısmını yansıtabildim sizlere, ama hepsini dosyaladım. Tartışmaya katkıda bulunan tüm okurlarıma teşekkür ediyorum.
Bu 10 günlük yoğun fikir jimnastiğinden bende kalan belli başlı tortuları şöyle sıralayabilirim:
1) Çok sayıda insanımız, ya bağış yaparak, ya üye aidatı yatırarak, ya gönüllü / maaşlı çalışma girişiminde bulunarak STK'ların içinde ya da birilerine yardım yapma isteği nedeniyle STK'larla yakından ilgili. Birebir ilişki içinde olmadıklarını medyadan da dikkatle izlemeye çalışıyor. Ve maalesef gerek kişisel deneyimleri gerekse medyadaki görüntü, vatandaşı STK'lardan uzaklaştırıyor.

Medya zarar verdi
2) Vatandaşın STK'lara karşı güveninin neden eksildiğini araştırdığımızda, çuvaldızı mutlaka bizim sektöre, medyaya batırmamız gerekiyor. Gecesini gündüzüne katarak toplum yararına çok iyi işler yapan, gönüllülüğün ağır bastığı, mütevazı STK'lar medyada kendilerine yer bulamazken, çoğu dış kaynaklardan fonlanan ve STK tanımına bile uymayanlar, bazı köşe yazarlarının ve TV programlarının maalesef abonesi olmuş durumdalar. STK'nın başındaki kişi ne kadar medyatikse, sesi o kadar gür çıkıyor ve insanlar yanlış yönlendiriliyor.
3) STK kavramının, bugün gelinen noktada mutlaka yeniden tanımlanması gerek. Ülkemizde sayıları 100 bini aşan sivil girişimlerin tümünü aynı şapkanın altına sokmaktan süratle vazgeçmeliyiz. Çok uç 2 örnek vereyim: Para sihirbazı George Soros'un Açık Toplum Enstitüsü'ne de Prof. Dr. Türkan Saylan'ın ÇYDD'sine de STK dediğimiz sürece, toplumdaki negatif algılama daha da pekişir.

STK'lar yol ayrımında
CIVICUS'un STK'larla ilgili 60 ülkedeki anket çalışmasının Türkiye bölümü üzerinde son 1 yıldır çalışan Koç Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fuat Keyman'a göre STK'lar, bir yol ayrımında. Nicelik olarak belli bir sayıya ve kapasiteye ulaşmış durumdalar, ama nitelik olarak etkili değiller. Oysa böyle bir potansiyele sahipler. STK'ları tartışmanın tam zamanı olduğunu düşünen Prof. Keyman diyor ki:
"STK'ları bugüne kadar hep dışsal faktörlerle tartıştık. 1980'lerde 'Darbeler var, demokrasi eksiğine karşı, demokratikleşme için STK'lar iyidir' dedik. 1990'larda 'Kürt sorununa karşı yine demokrasi eksiğini kapatmak için STK'lar önemlidir' dedik. Bugün geldiğimiz noktada STK'ların artık kendi içinde, kendi iç sorunlarıyla tartışılması ve yeniden yapılanma sürecini süratle başlatmaları gerek. Bunu başarabilirlerse, Türkiye'nin demokratikleşmesinde önemli rol oynarlar. Başaramazlarsa giderek önemini yitiren klişe bir kavrama dönüşürler..."

STK'ların duruşu
Prof. Keyman'ın işaret ettiği tehlike fazlasıyla mevcut. Bir bölgeyi kirleten şirketler, bazı çevreci STK'larımızın sessizliğini satın alabilmek için, onların projelerine destek verip, karşılığında çevre ödülü bile alabiliyorlar!
Öte yandan çok sayıda STK, son 10 - 15 yıldır devletler için bir meşruiyet kaynağı haline gelmiş durumda. Pek çok ordu, operasyon sahasında STK'ların "insani yardım" için bulunmasını teşvik ederek, dünya kamuoyuna "Burada yaptığımız meşrudur, evet savaşıyoruz ama insani boyutu ihmal etmiyoruz" mesajı veriyor. Savaş bile STK'larla meşrulaştırılmak isteniyor...
STK tartışmamızı, HAK - İŞ Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Mahmut Arslan'dan gelen e - posta mesajındaki şu anlamlı cümleyle noktalamak istiyorum: "Hindistan'ın kurucusu, büyük mücadele adamı Gandhi'ye "Mesajınız nedir?" diye soran bir İngiliz'e Gandhi'nin cevabı şu olur: "DURUŞUM MESAJIMDIR!"

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Öne arkaya sallanan oyuncak at...
Genç bir nüfusa sahip olmak; özel hamuru, bir...
Melih AŞIK
Yorumlu Yorum
Basınımızda gittikçe yaygınlaşan "yorum - lu"...
Fikret BİLA
Deklarasyonun anlamı
Türkiye'nin önceki gece imzaladığı Ek Protoko...
Hasan CEMAL
Tatil!
Tatil için ayırmıştım Marquez'ın son romanını...
Abbas GÜÇLÜ
Kısa yoldan hayata atılmak isteyenlere
Bu yılki kontenjanın yarıya yakını, meslek yü...
Mehmet Y. YILMAZ
Amerika'nın adı neden 'Kolombiya' değil?
Bugün Amerika olarak adlandırdığımız kıtanın ...
Hasan PULUR
Çağdaşlaşma kolay değil!
"Baba Zula" diye bir şarkıcı varmış, Arzu Akb...
Derya SAZAK
Gürültü terörü
Boğaziçi'nde erguvan ve ıhlamur çiçeklerinden...
Meral TAMER
Gandhi ve STK: "Duruşum, mesajımdır"
Sivil toplum kuruluşlarını 10 gün önce bu köş...
Tamer HEPER
Kurallar herkes içindir
David Coulthard. Bu medeni insan, çevremizde ...
Güngör URAS
300 euroya bir hafta Bodrum
Avrupalı turist 300 euro ödedi mi, uçağa atlı...

© 2005 Milliyet