
|
|
|
 |
|
|
Ödül almak veya almamak, bütün mesele gerçekten bu mu?
Pazarlama iletişimini reklamverenin yönetim binasının olduğu ülke değil, ürünü alan müşterinin yaşadığı coğrafya biçimlendirmeli. Bu yüzden, yerel yaratıcılık yarışmaları ve ödülleri büyük önem taşıyor
FATOŞ KARAHASAN
karahasanf@e-kolay.net
Reklam sektörü olarak, Epica, Kristal Elma ve Cannes UluslararasıReklam Festivali'ni geride bıraktık. Ödüllerden sonra, bol bol dedikodu yaptık, sevindik, övündük, şikayet ettik, onu bunu suçladık. Şimdi bastıran sahra sıcaklarından bunalmış bir şekilde, bir an önce yorgunluk atma hayali içinde tatil dönemine girmiş bulunuyoruz. Eylül'le birlikte, yine canlanıp, eleştirili, hareketli günlerimize geri döneceğiz.
Arayı çok soğutmadan, Cannes sonrası sıcağı sıcağına bir değerlendirme yapmak isteyen Milliyet, Pera Müzesi'nde sektör temsilcilerini biraraya getirdi.
Cannes UluslararasıReklam Festival'inde, Türkiye'yi temsil eden Basın ve Outdoor jüri üyemiz Ali Taran, Medya Planlama jüri üyemiz Demet İkiler, Cannes'da yaşadıkları deneyimi paylaştılar, ödüllerle ilgili görüşlerini dile getirdiler. Her ikisi de, jürilerin hiç de lobiler tarafından yönetilmediği, belli ülkelerin kayırılmadığı, aslında Cannes'da ödül almanın hiç de zor olmadığını vurguladılar.
Önümüzdeki yıl, Cannes'dan eli boş dönmemek isteyenlere şu önerilerde bulundular:
1. Jüri binlerce iş arasından seçim yapmak zorunda. Bu yüzden dikkat çekebilmek çok zor. Öne çıkabilmek için mutlaka kolay anlaşılır ve çarpıcı işler göndermek gerekli.
2. Yarışmaya katılanlar, gönderdikleri dosyaları birer mecra olarak tasarlamalı. Jürinin algısını doğru yönetebilmek için, açıklamalar ve tüm tanıtım malzemesi yaratıcı bir biçimde hazırlanmalı.
3. Ajanslar, müşterilerinden Cannes'da bir ödül kazanmak istiyorlarsa, kendilerine 'Cannes üslubunda' hazırlanmış işler yapmaları için izin ve destek vermelerini istemeli.
Milliyet'in değerlendirme toplantısının çok yararlı olduğu düşüncesindeyim. Çünkü, reklam ajansları ve reklamverenlerin ödüllerle olan ilişkilerini tartışmalarında büyük yarar var. Reklam sektörü ciddi bir darboğazda, gelirler düşüyor, müşterilerin kaprisleri artıyor, herkes reklamın ne olduğunu bildiğini iddia ediyor. Reklamverenler, ajansların en kıymetli varlığı olan yaratıcılığın değerini ödemek konusunda giderek daha da cimrileşiyor. Medya planlama şirketleri yaratıcı ajanslarla rekabet ediyor. Sürekli irili ufaklı yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. Yaşam mücadeleleri içinde, şirketler sürekli fiyat kırıyor. Ortalık oldukça toz duman. Yaratıcılar elleri kolları bağlanmış hissediyorlar.
Aslında bundan en çok reklamveren zarar görüyor. Yaratıcı fikir, büyük fikir pazarlamanın en önemli silahıdır. Az bütçeyle, mucizeler yaratabilir. Markalar yaratıcı fikirlerle gelişir. Müşteriler karizmatik markalara daha uzun süre sadık kalırlar. Araştırmalar da ortaya koyuyor ki, (Gunn Report başta olmak üzere), yaratıcı fikirler yalnızca ödül değil, başarılı iş sonuçları da sağlar.
Ödüller önemli
Ödülleri önemsememiz gerektiği inancındayım. O kadar önemsemeliyiz ki, eğer ülkemizde yapılan yarışmalarda jürilerden ve sistemlerden yana şüphelerimiz varsa, sektör olarak bunu değerlendirmelerin her aşamasında açıkça dile getirmeli ve gereken mücadeleyi göstermeliyiz. 2006 Kristal Elma ve Epica için bu platformu şimdiden oluşturmakta ve böylece sağlıklı bir tartışma zemini yaratmak faydalı olabilir.
Plastik çalışmalar
Uluslararası yarışmalar konusunda, Ali Taran gibi düşünüyorum. Reklam iletişimi son derece ulusal bir platformda yapılır. Kullanılan dil, görsel unsurlar, espriler, yansıtılan arzular, korkular, ilişki biçimleri, kendisiyle iletişim kurulan kültüre yakın olmalıdır. Aksi takdirde, 'global düşün, global davran' kampanyalarının büyük çoğunluğunda görüldüğü gibi, soğuk ve plastik çalışmalar ortaya çıkar. Pazarlama iletişimini reklamverenin yönetim binasının olduğu ülke değil, ürünü alan müşterinin yaşadığı coğrafya biçimlendirmeli. Bu yüzden, yerel yaratıcılık yarışmaları ve ödülleri büyük önem taşıyor.
Öte yandan, küresel dünyanın bir parçası olmak da şüphesiz aynı değere sahip. Ayrıca, yurt dışında ödül almak, 'Avrupa, duy sesimizi' diye çırpınan bir ulus için, önemli bir motivasyon kaynağı da oluşturuyor.
Milliyet'in misyonu
Pazarlama dünyasının gelişmişliği, ülkelerin özel sektörünün gelişmişlik düzeyinin bir göstergesidir. Yabancı sermayenin yatırım yaparken bu özelliğe dikkat ettiği bilinen bir gerçektir. Ayrıca, yaratıcılık düzeyi yüksek ülkelerin marka imajlarının, o ülkelerin ürünlerinin katma değerini artırdığı da herkesin malumudur. Bu açıdan, Milliyet'in önemli bir misyonu üstlendiğinin altını çizmekte yarar görüyorum. Bir reklamcı olarak, gazetemin, Cannes Reklam Festivali çerçevesinde yaratıcılık konusunu sürekli gündemde tutmasını gururla izliyorum. Ödül almak ya da almamak işin keyif tarafı, önemli olan yaratıcılığın öneminin tartışılması ve konunun öneminin unutulmaması.
Pazarlama dünyasının bulunduğu tüm uluslararası platformlarda olmamızın çok önemli faydaları var:
1. Özellikle, Cannes Uluslararası Reklam Festivali gibi dev organizasyonlar, pazarlama dünyasındaki gelişmeleri izleme fırsatı sunar.
2. Küresel ortamlarda, Türk şirketler ve profesyoneller için yeni iş imkânları doğabilir.
3. Reklamcılık sektörü, tüm dünya için bir tür fikir önderi durumundadır. Pazarlama iletişimi profesyonellerinin, Türkiye'yi tanımaları ve hatta biraz sempati duymalarında, ülkemizin dış dünyadaki tanıtımı açısından yarar olabilir.
|
|
|

|
|