Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Ağustos 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Okulu olmayan müzisyenden dersler

Tuna Ötenel'in yeni albümü "How Much Do You Love Me?"de genç cazcılar için çıkarılacak önemli dersler var. Üstelik, almak isteyenler için bu dersler ücretsiz

MURAT BEŞER
muratbeser@muratbeser.com

Adına müzik denen dünya, maalesef kompleksli insanlar cumhuriyetlerinden oluşan bir gezegen. Bu cumhuriyetlerden nadiren bulunduğu yeri hazmetmiş bir cumhurbaşkanı, başbakan ya da devlet bakanı çıkar. İşte bunlardan biridir yılların emektarı, ustası, piyanisti, saksofoncusu ve değerli müzisyeni Tuna Ötenel. Okulu olmayan insanlık dersini, karşısındakine sadece beş dakikalık görüntüsüyle ondan daha iyi verebilecek bir öğretmen zor bulunur. Bir insan onca ustalığına karşın, bu kadar mı mütevazı, sevimli ve kalben güzel olur? O nedenle siz onun Aura Records etiketi ile çıkarmış olduğu son çalışması "How Much Do You Love Me?" albümünün kapağında, kendisini bir matematik öğretmeni gibi gösteren resminin soğukluğuna kesinlikle aldanmayın.
Bir Tuna Ötenel profili çizmek, yolu bir şekilde müzik gezegenine düşmüş tüm insanları, önde gelen mekanları telaffuz etmekle ya da kısa bir Türk caz tarihi yazmakla neredeyse eşanlamlıdır. Klonlanarak çoğaltılmış biri değil; ama sayısız projede sanki ondan birkaç tane varmışçasına yer almayı bilen, koltuğundaki tüm karpuzları çatlatmadan taşıyan biridir Ötenel. Bu nedenle yakın dostu (kendi gibi gerçek bir emektar) gitarcı Neşet Ruacan'ın kendisine takmış olduğu "caz arısı" lakabı, herkes tarafından kabul görmüştür.

Sürprizler doğaçlamaya dahil
"How Much Do You Love Me?" sadece üç gün gibi olanaksız bir süre zarfında bitirilmiş. İTÜ MİAM Stüdyosu'nda akustik bir tonlamayla canlı olarak kaydedilen albümün hedefine doğallık konmuş. Caz müziğinin çalındığı puslu, yarı aydınlık ve kesif sigara dumanı ile gizeme büründürülmüş ortamlar, tüm yalınlığı ile makyajsız olarak hissedilsin istenmiş. Tekniğin (özellikle stüdyo tekniklerinin) duyguların önüne geçmesine müsaade edilmemiş. Parçalar bir kerede (biz argoda hücum kayıt diyoruz) çıkarılmış; doğallıkları bozulmadan ilk çalındığı halleri ile paketlenmiş. Eğrisi doğrusu, günahı sevabı bir arada bırakılmış; sürprizler de doğaçlamaya dahil edilmiş.
Ötenel tutkulu üslubu ile dikkati çeken gerçek bir caz emektarı. Bulgar göçmeni bir müzisyenin oğlu olarak 1947 yılında dünyaya gözlerini açan Ötenel, çocukluğunu Eskişehir'de geçirdikten sonra, konservatuvar okumaya Ankara'ya gitmiş. Öğrencilik yıllarında caza gönül verdiği için okuldan atılmış. "Her caz müzisyeni şahsiyet sahibi olmalı" diyerek, kendini en iyi anlatan cümlelerden birini kuran Ötenel, cazı "aşağı sınıfların müziği" olduğu gerekçesiyle yasaklayan okulun öğrencisiyken, gönlünü caza kaptırarak, emekçi kimliğine sahip çıkmış, Jakoben ruhunu kanıtlamış. Okul sonrası çeşitli yerlerde yemek müziği çalarak kendini yetiştirmiş, 1968 yılında alto saksofon ile tanışmış. İmer Demirer ile aynı kuşağın yetenekli mensubu olarak gerçek piyasa çıkışını 80'lerin başında ünlü Ece Bar'da yapmış.
Albüme Ötenel'in "Onlarla hayat birlikteliğim var" dediği değerli müzisyenler; gitarda Neşet Ruacan, trompette İmer Demirer, kontrbasta Kürşat And ve davulda Ateş Tezer eşlik ediyor. Cazın cool döneminin kokuları ile bezenmiş bu dördüncü solo albüm, özünde sanatçının eski günlere duyduğu özlemi dile getiriyor. Özellikle zengin melodik doğaçlamalarla süslenmiş "Eski Günler", parçaya adını veren ve o toprakları görmeden yazdığı, onun romantik özelliklerini açığa çıkaran "Polonya", solo piyanosuyla klasik müzik bağlarını ortaya koyduğu "İmbat", İmer Demirer'in döktürdüğü "Hunter" ve yaşamındaki en değerli hatıra fotoğraflarının çekildiği "Rıhtım Caddesi" (kapanışta yer alan dokuz dakikalık bu parça aynı zamanda albüme sponsor olan Denizbank'ın Genel Müdürü Hakan Ateş'e adanmış), albümün ruhunu en iyi yansıtan parçalar. Tüm parçaların imzasının Ötenel'e ait olduğu albümdeki tek yorum, Dorothy Parker&Ralph Rainger imzalı caz klasiği "I Wished On The Moon".

Kuşağının romantik devrimcisi
Ülkemizde gerek doğulu, gerek batılı formları işleyerek popüler caz müziği yapan, sadece "piar" ile ünlenen ve kokteyllerde kaldırdığı şampanya kadehi ile akıllarda kalan, ancak yüzeyselliğin ötesine geçemeyen pek çok "caz müzisyeni" varken; Ötenel gibi gerçek değerler, camia içinde anarşist, hatta romantik birer devrimci gibi kalıyor. Sadece onların bu özellikleri bile birinci sınıftakiler gibi elitizmin tuzağına düşmemelerinin sigortası. Cazın popüler, eğlencelik, sosyetik isimleri ile diğerleri, "barış içinde" değiller ama şimdilik maalesef bir aradalar. Müzikte bu türden bir gönül insanlığı ne zaman ve ne kadar geçer akçe olur tam olarak şimdilik bilinmese de, onun gibi insan aklını ileriye taşıyacak olan değerlerin her zaman daha fazla ilgi görmeleri gerektiği ortada. Bazı müzikler vardır, insanın dirimselliğini alır; kendi kuşkularını aşılar ona. Bu size hangi müzisyen ve albümleri çağrıştırıyorsa, işte tam tersini bulacaksınız Ötenel'in yeni albümü "How Much Do You Love Me?"de.
Ancak tüm bu söylenenlerden onun tekaütlere seslenen bir albüm olduğunu düşünmeyin. İçinde genç cazcılar için çıkarılacak önemli dersler var. Neler mi? Örneğin melodiyi hatmetmeden çalanların, bu eksikliklerini eşliklerine, icralarına ve doğaçlamalarına yansıtarak akut duranların, açıklarını teknik gövde göstericikleri ile kapatmaya çalışanların, ruhsal anlamda karşıdakine söyleyecek bir şeyi olmayan yoksulların, ekonomik çalmayı öğrenmeden asla varsıllık içinde bulunamayacakların, Amerikan okullarından aldıkları diploma ile caka satanların bir geleceğinin olamayacağı dersleri gizli bu albümün içinde. Almak isteyenler için bu ders ücretsiz.
Not: Tuna Ötenel ekim ayında gerçekleştirilecek olan Akbank Caz Festivali'nde, son albümünden parçalar seslendirecek.





PAZAR
"Üniversite kâr peşinde koşmaz, kârımız yetiştirdiğimiz gençler"
"Kimse 'Biz Türkiye'yi istemiyoruz' diyemeyecek"
Pist hazır, kulak tıkaçlarınızı ve güneş kreminizi unutmayın
Boyumuz uzadı ama hızla şişmanlıyoruz
Birbirleriyle çiftleştirildikleri için soyları hızla tükeniyor
"Keman benim bir parçam"
"Dünya pizza şampiyonu"ndan yeşil elmalı, limonlu pizzalar
Rock'istan'da yalınayak
Okulu olmayan müzisyenden dersler
Poyrazköy ve Anadolu Kavağı'nda bir gün
Usus modernus pandectarum
Trevanian ile siber buluşma
Bodrum Marina cıvıl cıvıl
Sümerbank'a saygı duruşu
Doğru beslen, spor yap!
"Krem peyniri oyarak yemeyen 'birini' istiyorum"
Nazara inanır mısınız?
Yanlış kopyalama = Unutkanlık
Yeni Zelanda'dan şarap geldi





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
ALİ RIZA KARDÜZ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet