|
 |
|
|
Sümerbank'a saygı duruşu
İmparatorluğun fabrika mirasını günümüze kadar taşıyan ve özelleştirilen Sümerbank'la, "Uğurlar olsun kurtulduk" sloganıyla değil, çelenklerle hüzünlü bir vedalaşma gerekiyor
Fax: (0312) 427 20 64
Sümerbank özelleştirildi. Bazı binalarını devlet kuruluşları alıyor, bazılarının ne olduğunu bilmiyorum. Sümerbank'tan artan tesisler ve lojmanlarda kullanımdan çıkmış tezgah ve eşyalar, artık kullanılmayan kırtasiye çeşitleri sandık ve dolaplara yığılı. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, "Sümerbank tarihe gömüldü" diyor. Biz sloganları severiz. Sümerbank'ın kapatılması ve devredilmesi iktisadi bir gereklilikse, şüphesiz bu gerek yerine getirilir. Muhtemelen bu tip bir üretim artık piyasanın taleplerine cevap veremiyordur ve yapısal yenilenme de mümkün olmamaktadır; o takdirde tesisler kapatılır ama bu özelleştirme furyasında nelerin açılıp kapatılacağına toptancı zihniyetle değil, ayrıntılı incelemelerle karar verilmesi gerekir. Mesela taşrada 20 küsur yeni üniversite açmak da, bazı yanlış kapatmalar kadar vahim sonuçlar getirebilir.
Eski bir zırhlının hurdaya çıkarılması kadar hüzünlü
Sümerbank olayı en az, bir zamanın savaşlarında denizleri tutmuş eski bir zırhlının hurdaya çıkarılması kadar hüzünlü ve tahammülü zor bir olaydır. Bazı zaruretlere boyun eğsek de zor kabul etmemiz gerekir. İmparatorluğun 19'uncu yüzyılında, yeni ve acımasız dünyaya intibak savaşlarından birinin kalesi olan Beykoz Deri-Kundura Fabrikası orduyu modern biçimde donatan modern sanayi tesislerindendir. Sümerbank'ın cam tesisleri en gerekli tüketimi karşılayan, sanatları teşvik edip besleyen ve sanayinin temellerini oluşturan kurumlardan biriydi.
Sümerbank elbette cumhuriyet bankasıdır ama onun sahip olduğu tesislerin temelleri imparatorluktan kalmadır. O temeller üstünde beslenip çalışan mühendisler bugünkü Türkiye'nin yüzünü güldürüyor. 19'uncu yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu sanayinin öncü uluslarından değildi; ama yaşamak ve ordusunun savaşabilmesi için sanayiyi izleyen uluslardan olmak zorundaydı.
Türkiye'yi inşa edecek mühendisler buradan çıktı
Ordunun donanımı için kumaş ve fes üreten feshane, deri-kunduraları için Beykoz tesisleri, Tersane ve Tophane derken Maliye'nin sanayinin gelişmesi için beslediği porselen fabrikaları ile Türkiye'de bacalar tütmeye başladı ve belki Batı Avrupa'daki gibi sanayici burjuvazi ve geniş işçi sınıfı ortaya çıkmasa da; geleceğin Türkiye'sini inşa edecek mühendis ve teknik elemanlar ordusu ortaya çıktı. Üretim ilk anda bir tek müşteriye, orduya ve bahriyeye yönelikti. Ordu için üretilen malzeme özellikle sıkıntılı savaş yıllarında kıtlık içindeki halka da yaradı.
Sümerbank'ın varlığı yetersiz de olsa savaş sıkıntıları içindeki alt sınıf ve fakir insanlara bir nebze ferahlık getirdi. Mektep bitiren mühendis, sanat okulu mezunu ustalar iş buldu, sonraları özel sektörün gelişen fabrikaları buralardan mühendis ve teknik elemanlar sağladı. İmparatorluğun fabrika mirasını bugüne taşıyan Sümerbank için, "Uğurlar olsun kurtulduk" sloganıyla değil, çelenklerle hüzünlü bir vedalaşma gerekir.
Bizim toplumda insanlar köşeli düşünmeyi sevmezler; kolay düşünce ilginç slogan ve yargılamalar ortaya çıkarır. Geçenlerde bir hanımefendi şehrin ortasında hele deniz kıyısında karakol ve Selimiye gibi kışlaların artık modern dünyaya pek uyum sağlayamadıklarını; bunların otel olması gerektiğini söylüyordu. Şu anda İstanbul'da, gelen turistten vazgeçtik, beynelmilel kongreler için dahi rezervasyon yapmak mümkün değil, 2007 yılına gün veriliyor. Bu durumda, böyle laflar edenlerin sayısı kalabalık olsa gerek. Hiç kulak asmayın... Burası eski bir imparatorluğun başkenti, kıyılarında otel de olur, okul da, kışla da, hatta St. Petersburg'da olduğu gibi en hoş kıyıda hapishane bile olur. Bu görünüm bir şehrin hafızası ve tarih içinde olmuş siluetidir. O yüzden Galatasaraylılar, Kabataşlılar, hoş meşrutaları yani imamevleri olan Beylerbeyi, Ortaköy, Dolmabahçe gibi camilerin cemaatleri yerlerine sahip çıksınlar.
Çirkin binaları yıksınlar, yerlerine otel yapsınlar
Otel elbette gerekli ve otelcilere de son derece saygımız var. İşini iyi yapan otelciler milletin yüzünü güldürür, uygarlığımızı temsil eder ve Maliye'nin kesesini doldurur. Sermaye sahiplerine bir tavsiyemiz var; Üsküdar'ın tepelerini dolduran veya sur içinde biten çirkin binaları satın alıp bloklar halinde yıksınlar ve etrafa uyumlu projelerle şık oteller yapsınlar. Eski bina ve müesseseleri otelleştirmek, bunlardan bazılarının altına garaj yaparken kazılarda çıkan eski eser, mozaik ve sarnıçları betonla doldurmak yerine bu daha ehven ve hayırlı bir iştir.
Estetik "iki kere iki dört" gibisinden herkes için zorunlu ve geçerli kurallar ve yaklaşımlar içermiyor. Makul çizgilerde anlaşanlar kadar, garip aykırılıklar üzerine takılanlar da var. Nitekim bir eğitim ve tecrübe noksanlığı, kültürel mirasa sahip olmadan maddi imkanlar edinmek bazı ahvalde yanlış karar ve uygulamalara neden olur. İstanbul bunu acı bir şekilde yaşayan dünya başkentidir.
|
|
|

|