Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 05 Ağustos 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

GS, 100. doğum gününü kutluyor


GS, dün akşam Dolmabahçe Sarayında 100 üncü yılını kutlamaya başladı. Kutlamalar, 2005'in sonuna kadar da sürecek. Muhteşem bir ortamda, Dolmabahçe sarayının tadına doyum olmaz görkemli manzarası altında, Türkiye'nin eliti bir araya geldi.
Etrafımdakilere baktım ve Galatasaray'ın neden sadece bir futbol kulübü olmadığını, futbolun dışında bu ülkeye neler kattığını çok daha iyi anladım. GS'dan yetişmiş ve GS'lı olmaktan da gurur duydum.
GS'ı diğer kulüplerden ayıran en önemli fark, dünyaya açık olmasıdır.
Bu olguyu etkileyen en önemli unsur, tabii ki Galatasaray Lisesidir. Lise'nin dünya görüşü ve yetiştirdiği insanlar, Kulübü başkalaştırmıştır. Batıya açılmasını kolaylaştırmıştır. Dikkat edecek olursanız, dünya'nın en iddialı kulüplerinde top koşturanların önemli bir bölümü GS kaynaklıdır. Bunun başlıca nedeni de, kendilerine olan güvenleridir, disiplinleridir, yabancıyı kendinden büyük görmemeleridir.

GS,TAM BİR DÜNYA MARKASIDIR...
Dostuna da düşmanına da soralım.
Sporda dünya markası kimdir ?
İçimizde, GS'dan başka bir dünya markası olmuş bir Türk kulübü gösteren birini bulabilir miyiz?
Hayır.
Dünya'nın dört bir yanını dolaştım. Harita'da Türkiye'nin yerini dahi zorlukla gösterecek kişilerle karşılaştım. Afrika'nın çöllerinde veya Güney Amerika'nın ormanlarında, nereden geldiğimi sorduklarında, "Türkiye" deyince hemen "Aa Galatasaray... Hakan Şükür... Hasan Şaş..." sözleriyle karşılaştım.
Herhalde bu anektodları daha nice arkadaşınızdan dinlemişinizdir.
GS içerde farklılığın simgesi, dışarda da Türkiye'nin simgesidir. Tabii GS'lılar içinde de abuk sobuk olanlarımız vardır. Beraber bulunmaktan hiç hoşlanmayacağınız,hatta bir camiayı lekeleyebilecekler de mevcuttur. Ancak olayın geneline baktığınız elde ettiğiniz izlenim bambaşkadır.
İşte bu Galatasaray 100 üncü doğum yılını kutluyor.
Hepimiz, bu doğum yılının bir şampiyonlukla taçlanmasını isterdik.
Ancak olmadı.
Ne yapalım, kısmet değilmiş.
Önemli olan, GS'ın varlığını ve düzeyini sürdürmesidir.
Unutmayalım ki, şampiyonluklar gelip geçicidir.
Önemli olan, kurumların ayakta kalmasıdır.

PAPADOPULOS, KIBRIS'I BÖLDÜ, FARKINDA DEĞİL...
Daha hiçbir şey görmedik.
Kıbrıs konusunda öyle kavgalar çıkacak, karşılıklı öyle şantajlar yapılacak ki, bugün yaşananlar devede kulak kalacak.
3 Ekim'de müzakereler, Türkiye Kıbrıs'ı tanımadığını açıkladığından dolayı ertelenemez. Başkentler arasındaki hava böyle değil. Önümüzdeki haftalarda rüzgarlar değişir ve (hiç sanmamakla birlikte) müzakerelerin ertelenmesi gündeme gelirse, Avrupa Birliği kendi içinde yeni bir kriz yaşamaya başlar.
Herşeyin başında bir güven krizi çıkar.
Türkiye' ye verilen güvenceler açıktır.
Diğer üye ülkeler dışında, Rum lider Papadopulos dahi, Gümrük Birliği protokolünün imzalanmasının bir "tanıma" anlamına gelmeyeceğini defalarca tekrarladı.
Peki nedir bu gürültü ?
Başta Rumlar, olmak üzere bir çok ülke, Türkiye'nin protokolü imzalamakla yetinmesi ve bir deklarasyon-açıklama yapmaktan kaçınmasını istiyorlardı.. Bu şekilde Rumlar, kendi kamuoyunu tatmin edebilecekler ve ilerde de Türkiye'ye limanlarındaki Rum taşıyıcılarına uygulanan ambargoyu kaldırtarak fiilen bir tanınmaya ulaşmayı planlıyorlardı.
Olmadı.
Başka türlüsü de olamazdı.
Hiçbir Türk hükümeti farklı hareket edemezdi.
Aslında Türkiye, Rumların hazırladıkları tuzağa düşmedi.
Papadopulos, 17 Aralık 2004' te "tanınma" fırsatını kaçırmıştı. Bu defa bir şans daha denemek istedi, ancak yine kaybetti.
Rum lider belki farkında değil, ancak her tutumuyla Kıbrıs'ın ikiye bölünmüşlüğüne yeni katkılarda bulunuyor. Bölünmüşlüğün daha da yerleşmesini sağlıyor. Attığı adımlardan hiçbiri ada'nın birleşmesine yaramıyor.
Göreceksiniz, itişip kakışacağız, ancak Kıbrıs sorunu, 10 veya 14 yıl sonra Türkiye'nin AB'ye katılması veya dışarda bırakılması kesinleşince çözülecek.
Türkiye AB'ye katılırsa, yeni bir Annan planı ortaya çıkacak ve iki bölgeli yeni bir Kıbrıs doğacak.
Türkiye AB dışında bırakılırsa, Ada temelinden bölünecek.
Her iki halde de Papadopulos ve onun gibi düşünenler kaybedecekler.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Avrupa, Kıbrıs, Türkiye
SORULAR, sorular, sorular... Durumun ne kadar...
Çetin ALTAN
Ayaklarının ucunda yükselmekten yorulup, topuklarının üstüne düşme...
İstanbul'da da, mevsim normallerinin üstüne ç...
Fikret BİLA
Fransa'nın konumu
Türkiye, ek protokole imza atarak Avrupa Birl...
Abbas GÜÇLÜ
Robert bile boş kaldı
Özel okullarda kayıt maratonu, çok sönük başl...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyonda hızlı düşüş eğilimi sürüyor
Önceki gün açıklanan enflasyon verileri piyas...
Faik ÖZTRAK
Rekor rezerv yeterli mi?
2003 yılının mayıs ayından bu yıl temmuz sonu...
Hasan PULUR
Sözlü sorulara yazılı cevap...
BUGÜN, okurlarımızın sözlü sorularını yazılı ...
Derya SAZAK
İsyan ettiren satış
Referans gazetesi dün Erdemir'in istifa eden ...
Meral TAMER
Haliç Tersanesi Koç'a mı devrediliyor?
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, geçen...
Ece TEMELKURAN
Çünkü... (2)
Latin Amerika'da sıkça yapılan bir şakadır:
Güngör URAS
Biri yapar biri bozar (kıyamet bundan kopar)
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti dünyaya ilan ett...
M. Ali BİRAND
GS, 100. doğum gününü kutluyor
GS, dün akşam Dolmabahçe Sarayında 100 üncü y...

© 2005 Milliyet