Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Ağustos 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Business    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İki mekan iki hesap

donatellapiatti@hotmail.com
Milano'da Ice Bar'da iki kişi yiyip içtik ve 30 avro verdik. İstanbul'da her zaman gittiğim yerde arkadaşımla yaklaşık 100 avro ödedik! Ertesi gün hata olmuş diye özür dilediler ama...


Yazın Milano, tepenizde nemli, sıcak bir fanus, ayaklarınızın altında eriyen asfaltlarla gerçek bir kabusa dönüşüyor! Şehir sadece akşamları, meydanlarındaki konserler, bütün gece açık müzeler ve bahçeli lokantalarıyla canlanıyor.
Klimayla serinletilmiş salonunda yüzüme yerleşmeye başlayan, dondurulmuş balıkların o mahzun ifadesini endişeyle izleyen Bruno "Gel haydi... Dışarı çıkalım!" dedi bana.
"Nereye gideceğiz ki?"
"Sepserin bir yere gitmek ister misin?"
Kötü kötü baktım ona, çünkü gece bile dışarı çıksanız, Milano yazın asla serin olmaz.
"Nereye götürüyorsun beni?"
"Ice Bar'a" dedi gülümseyerek.
"Nereye? İsveç'e mi?"
"Yok canım, burada Milano'da da açtılar bir tane... Çok güzel! Haydi gidelim!"
Ve böylece, Otel Townhouse 12'nin hemen altında, şehrin göbeğindeki bu buzdan vahaya gittik. İçeri girerken kürklü mantolar, eldivenler ve özel ısıtmalı çizmeler verdiler bize. "Ben giymek istemiyorum bunları! Sıcaktan çatlıyorum zaten!" itirazlarım üzerine, barda ısının sıfırın altında yedi derece olduğunu hatırlattılar.

Unutulmaz bir yerdi
Bardaklarda (tabii ki buzdan) votka bazlı özgün kokteyller servis ediliyor. Bolca dağıttıkları yine buzdan tabaklarda, rengeyiği eti ve ne olduklarını ne yazık ki çözemediğim türlü türlü atıştırmalık sunuluyor, yine buzdan dev bir ekrana kuzey ülkelerinden görüntüler yansıtılıyor. Uzun, buzdan yapılma bir masanın etrafına, İsa ve 12 havarisiyle Leonardo da Vinci'nin "Son Yemek" tablosunun birebir muhteşem bir heykeli yapılmıştı.
Burasını arkadaşlarıma ve yolu Milano'ya düşen Türk okuyucularıma tavsiye etmeyi düşünerek "Çok ödedin mi?" diye soruyorum Bruno'ya. "Yok canım! Kişi başına her şey dahil 15 avro!"
Bir aydan fazla bir zamandır İstanbul dışında olduğumdan, döner dönmez ilk iş Yasemin'le buluşup Divan Marina'ya gittik; akşam vakti köprü trafiğinde çıldırmak istemeyenlerin klasik buluşma yerine... Yatların ardından kor kırmızısı batan güneşe nazır bir masaya oturduk. Ben bu son İtalya yolculuğumu anlatırken bir tabaktan biraz sucuk, birkaç küçük köfte ve dört ufak parça tavuk şiş yiyip bir şişe beyaz şarap içtik ki son zamanlarda piyasaya çıkan Türk şaraplarının bolluğu da düşünülürse, şimdi ismini hatırlayabilmem mümkün değil.
Tam bir yaz akşamı sakinliğine uygun ortam, her zamanki gibi son derece rahatlatıcıydı. "Ne kadar veriyorum?" diye sordum Yasemin'e, hesabı bölüşmeye alışığız çünkü.
"90 ver sen... Hesap 173" dedi bana.
"173 ne?" diye sordum.
"Eski 173 milyon lira işte!" dedi.
Orada, ikimiz de para hesabından anlamadığımızdan, hiç itiraz etmeyip hesabı ödedik.

Jeton ertesi sabah düştü
O klasik jeton ertesi sabah düştü bende: "173 milyon mu?" Yasemin'i aradım. "Birkaç parça et ve bir şişe yerli şaraba iki kişi 100 avro ödediğimizin farkında mısın?" "Haaaaaaayır!" diye bağırdı o da, şimşek çarpmış gibi.
O sabah, deniz kıyısındaki günlük yürüyüşümden sonra Kalamış'a, yerin işletmecisini "rahatsız etmeye" gittim: "Aklınız alıyor mu? Ben Milano'nun göbeğinde rengeyiği eti yiyip muhteşem kokteyller içiyor, bir Eskimo gibi giydiriliyor ve kişi başına sadece 15 avro ödüyorum!"
Faturayı kontrol etti ve sonunda "ufak" bir hatanın yapılmış olduğunu kabul etti tabii. Benden nazikçe özür diledikten sonra bu defa misafirleri olarak oraya tekrar gelmem için davette bulundu. Ne yalan söyleyeyim; yeniden gideceğim... "Kendi" şık Divan Marina'ma alıştım ben, öyle uzun yıllardır gidiyorum ki! Fakat yazın gruplar halinde İstanbul'a gelecek İtalyan arkadaşlarıma tavsiyede bulunmam gerekirse, gerçekten özgün ve muhteşem manzaralı olan tek yer (fiyatları da yukarıda sözü geçen yere kıyasla çok daha yanına yaklaşılabilir) hiç şüphesiz Gülsüm Sami ve İzzet Çapa'nın Balkon On5'i olacaktır!
Son derece keyifli bir gece geçirmek için tarife burada! Şehrin inanılmaz güzellikteki otantik manzarasına nazır, gayet güzel yiyip içmenin yanı sıra (o muhteşem paellalarını tatmanız gerek), Türkçe anlamasalar bile, kılıktan kılığa giren Metin, Cengizhan, Murat ve "Hala"nın sevimliliklerine gülmekten kırılacaklardır.



CUMARTESİ
"Randevu aldık, gelecek hafta cumhurbaşkanına çıkıyoruz"
Nostaljik "yıldızlar"a rock yorumu
Sokakta yaşayan 200'ün üzerinde hayvana ev buldu
"Amerikan rüyası nedir ki?"
Şarabın doğum günleri
En moda yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet