|
 |
|
|
"Futbolcu olmasam psikolog olurdum"
Galatasaray'ın dört yıllık file bekçisi Mondragon psikolojiye çok merak duyduğunu anlatıyor. Futbolcu olmasa psikolog olabileceğini söyleyen Mondragon "Yine de insanlar kendi problemlerini kendileri çözebilecek güçte olmalı" diyor
YAPRAK ARAS
yapraka@milliyet.com.tr
Aa! Göründüğünüzden daha gençmişsiniz!" "Bu kadar zayıf olduğunuzu bilmiyorduk." Yolda görenler Mondragon'a böyle diyormuş. Galatasaray'ın Kolombiyalı kalecisi Faryd Aly Camilo Mondragon gerçekten de televizyonda göründüğünden çok daha genç duruyor. İncecik bacaklarıysa televizyonda gördüğümüz iri cüs-sesiyle tezat oluşturuyor. 1,90'lık boyuyla, kendini uzun sanan beni bile pigme gibi hissetirmeyi başaran Mondragon, bir beyaz ekran yanılsamasına daha kurban gitmiş: Mondi ekranda göründüğünden çok daha yakışıklı.
Bu hafta başlayan lig münasebetiyle görüştüğümü Mondragon'a ilk yönelttiğim aslında "geyik" bir futbol sorusuydu. "Ne olacak bu Galatasaray'ın hali?" demediysem bile, maç sonrası demeçlerini aratmayacak bir yanıt almayı başardım: "Büyük bir kulübüz ve hedeflerimiz her zamanki gibi aynı. Geçen seneki başarımızı geçmek istiyoruz ve bunun için çalışacağız." Neyse ki sohbet koyulaştı da "öteki" Mondi'yi kendi ağzından öğrendim.
Mondragon'la yazık ki keyifsiz bir gününde görüştüm. Kolombiya'dan yeni gelen kaleci, doktorun dediğine göre "jet lag" sonrası bir sendrom yaşıyormuş. O gün antrenmana da çıkamadı zaten. Umarım bir an önce kendini toparlar. Zira "yeşil sahalarda görmek isediğimiz görüntülerden" biri kesinlikle o!
Size Galatasaray'ın bu sezonki yeni transferlerinden biri diyebilir miyiz?
Ben Galatasaray'ı hiç terk etmedim ki...
"12 bavulla gitti, Palermo'da oynayacak, Galatasaray'da kalmak istemiyor" gibi haberler okuduk bütün transfer sezonu boyunca...
Hepsi spekülasyondu. Ben hiç gittiğimi, gitmek istediğimi söylemedim. Sürekli burada kalmak istediğimi tekrarladım.
Galatasaray taraftarının gözbebeğiydiniz. Bu haberlerin size karşı tutumlarını olumsuz etkileyebileceğinden endişe etmiyor musunuz?
Kimseye bir şey ispatlamak zorunda değilim. Herkes futbolumu görüyor, ne kadar profesyonel olduğumu, bu kulübe verdiklerimi biliyor. Ama dedikodulara inanmak istiyorlarsa da bir şey yapamam açıkçası.
Galatasaray'ın galibiyetlerinden sonra çok coşkulu seviniyorsunuz. Sevincinizi hep böyle mi gösterirsiniz?
Duygusal bir şey. Kulüple ve taraftarlarla aramızdaki kimyadan dolayı oluyor. Her zaman tutkulu bir oyuncuydum ama Galatasaray'da kendimi daha rahat ifade ediyorum.
"Futbol oynamaya dokuz yaşında, okulda başladım"
Futbola nasıl başladınız?
Kolejde başladım futbol oynamaya. Dokuz yaşındaydım. Okul takımında falan oynadım. Ama sokaklarda da futbol oynardım, neresi olursa orada oynardım.
Futbolcu olmasaydınız, şu anda ne yapıyor olurdunuz?
Psikolog olurdum. Psikoloji hep hoşuma gitmiştir. İlgilenirim de psikolojiyle. Çok fazla Paulo Coelho okuyorum.
Psikoloğa gittiniz mi hiç? Veya düzenli olarak gidiyor musunuz?
Şimdiye kadar profesyonel yardım isteyecek kadar ağır bir problemim olmadı. Kişinin daha çok kendi kendine yardım etmesine, kendine yardım edecek o gücü kendinde bulabilmesi gerektiğine inanıyorum.
Kişisel problemlerinizle tek başınıza başa çıkıyorsunuz yani...
Evet. Tabii ki bazı durumlarda insanlar profesyonel yardıma ihtiyaç duyuyor.
"İstiklal Marşı'nı öğrendim çünkü çok beğendim"
Adriana ve köpeklerimle vakit geçiriyorum. Evdeyken çok fazla televizyon seyrediyorum. Maçların hepsini izlerim.
Adriana çok güzel yemek yapıyor, o yüzden evde yemeyi tercih ediyorum. Dışarı çıkacaksak da Sunset, Da Mario ve Papermoon tercih ettiğimiz restoranlar.
Türk mutfağını seviyorum. Kulüpteki aşçımızın yaptığı yemekler de damak tadıma çok uygun.
Kitap okumak hoşuma gidiyor ama keşke okuma alışkanlığım daha gelişmiş olsaydı diyorum.
Maçlarda İstiklal Marşı'na eşlik ediyorum. Öğrenmeye çalıştım çünkü çok beğendim.
Maçlar dışında Türkiye'yi gezme fırsatım olmadı. Vaktimiz çok kısıtlı.
Maç için gittiğimiz Antalya, İzmir ve Bursa'yı çok beğendim. Çeşme ve Bodrum'un çok güzel olduğunu anlattılar ama hiç gidemedim.
En çok kendi müziklerimizi, yani salsa ve merenge dinlemeyi seviyorum. Türk müziğini de bazen dinliyorum. Tarkan'ı seviyorum ve Gülşen'in "Of Of" şarkısını güzel buluyorum.
Maçlardan sonra mutlaka günün diğer maçlarını veya özetlerini izlerim.
Transferlerimde Adriana'nın etkisi olur. Zaten her futbolcu önemli bir karar vereceği zaman ilk olarak ailesine danışır.
Dünya Kupası'nda çok favorim var: Arjantin, Brezilya, Almanya, Fransa va İngiltere.
En beğendiğim Türk futbolcu Emre Belözoğlu. Yurtdışından da Zidane ve Thierry Henry'yi beğeniyorum.
"Paramı çocuklar için kurduğumuz vakfa gönderiyorum"
Kolombiya'da çocuklara eğitim veren bir vakfınız var...
Evet, ailem yürütüyor o vakfı. İsmi Nueva Generacion (Yeni Jenerasyon). Çocukların sadece eğitimlerine yardımcı olmuyoruz, kötü alışkanlıklardan uzaklaşmaları için spora da yöneltiyoruz onları.
Vakıf neyle dönüyor? Geliri nereden elde ediliyor?
Daha çok ben yardımcı oluyorum.
Yani futboldan kazandığınız paranın çoğunu bu vakfa mı gönderiyorsunuz?
Evet. Genelde öyle oluyor.
Türkiye'deki çocuklarla ilgili de böyle girişimleriniz var mı?
Türkiye'den de çocuklarla ilgili birkaç dernekle konuştum. Bana projelerini anlattılar ve hâlâ görüşmeye devam ediyorum.
Bingöl depreminden sonra da bir yardım fonu oluşturmuştunuz. Niçin Türkiye'de de bunca yardım faaliyetine katılıyorsunuz?
Türkiye, Kolombiya farkı gözetmiyorum. Bu ülke bana iş
imkanı sağlıyor, ekmek veriyor. İnsanı beni seviyor. Bunun karşılığında bir şeyler yapmam gerek.
"Bu yıl evlenip çocuk sahibi olacağız"
Çocukları çok seviyorsunuz. Ne zaman baba olacaksınız?
İnşallah bu yıl kız arkadaşım Adriana ile evleneceğiz ve bebek planlarımız gerçekleşecek.
Nasıl bir baba olursunuz?
Korkarım çocuklarımın istekleri karşısında büyük zayıflıklar göstereceğim. Büyük bir ihtimalle şımartacağım onları.
"Sizin Güneydoğu'da yediğiniz yemekler evimizde hep pişer"
Türkçedeki isimlerin anlamları vardır. Sizin isminiz ne anlama geliyor?
İsmimdeki Aly yani Ali, anne tarafından soyadım. Faryd de Türkçedeki Ferit gibi. Mondragon da bizim İspanyol kökenlerimizi gösteren bir isim; İspanya-Fransa sınırında küçük bir köy.
Ali ismi Ortadoğu kökenlerinizden geliyor sanırım.
Evet, Lübnan asıllıyım. Lübnan'da bir büyükbabam vardı, annemin babası. Ama baba tarafımın hepsi Kolombiyalı. Annem Wassyla (Vesile) evde hep Ortadoğu yemekleri yapar. Yani sizin Güneydoğu'da yediğiniz yemekler bizim evimizde hep pişer.
Aileniz hâlâ Kolombiya'da mı yaşıyor?
Evet, hepsi Kolombiya'da. Sık sık giderim onların yanına. Birbirimize çok bağlı bir aileyiz. Telefonla ve internet aracılığıyla çok konuşuruz. Zaten onlar da sık sık beni ziyarete geliyor.
Ne yapıyorlar Kolombiya'da?
Babam Kolombiya'nın en büyük yayınevinden emekli oldu geçenlerde. Şimdi de abimle birlikte kendi aile işimizle, yatırımcılık ve finans işleriyle ilgileniyorlar.
"İstanbul gibi bir şehirde yaşayıp tanımamak, tanıtmamak yazık olur"
Dört yılda İstanbul'a iyice alışmışsınızdır. Nasıl geçiyor günleriniz?
Fena alıştım hem de. Beşiktaş kalecisi Oscar Cordoba'nın ailesiyle sık görüşüyoruz, yemeğe çıkıp sinemaya gidiyoruz. İstanbul'da yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki...
İstanbul'u iyi tanıyor musunuz?
İlk geldiğimde öğrenmek için her yeri gezmiştim. Sonra da ailem ve arkadaşlarımın her gelişinde onları gezdiriyorum. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Yerebatan, Sultanahmet, Dolmabahçe ve Beylerbeyi'ne götürürüm. Boğaz turu da yapar, güzel bir yerlerde yemek yeriz. İstanbul'u diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliği bence, büyüsü.
Kültür elçisi gibisiniz bir bakıma.
Ama bu kadar büyük bir tarihi zenginliği olan bir şehirde yaşayıp da onu tanımamak, tanıtmamak zaten çok yazık olurdu.
İlk geldiğinizde sizi Laila'ya götürdükleri ve oradan İstanbul'u görünce kalmaya karar verdiğiniz doğru mu?
Laila'ya götürdüler beni, gerçekten inanılmaz manzarası olan bir yer ama benim için önemli olan futbol tabii ki, manzara değil. Florya'yı görüp tesisleri gezdikten sonra kalma kararını aldım.
|
|
|

|